Cumartesi, 31 Ocak 2009 21:13

İstanbul Büyükşehir Belediyesini, toplumumuzu yakından ilgilendiren dilencilik meselesine el atması ve teşhis-tedavi bağlamında çözümler üretilmesi konusunda gösterdiği duyarlılıktan dolayı tebrik ediyorum.
“Veren el alan elden üstündür”(1) prensibini hayat düsturu haline getirmiş bir medeniyetin müntesipleriyiz. Bizim medeniyetimiz “Komşusu açken tok yatan bizden değildir”(2) ilkesini asırlarca topraklarında hâkim kılmış, sadece insanlara yönelik değil diğer canlıların da hakkını gözetmek adına dünya tarihinde ilk defa vakıf müessesini oluşturmuş bir medeniyettir.
Kaynağını tarihindeki bu güzelliklerinden alan ülkemiz insanı, kendisindeki bu cevheri, her zaman ve zeminde korumuştur. Ancak Anadolu insanının batı ve batının değerleriyle tanışmasından sonradır ki bizde ki güzel hasletler yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştır. Yardımseverlik, diğergâmlık, başkaları için yaşama gibi hasletler bunlardan birkaçıdır.
Her geçen gün bozulan ekonomi, maalesef sosyal yapının da bozulmasına yol açmıştır. Gelir dağılımındaki dengesizlik, zenginle fakir arasındaki uçurumu daha da büyütmüştür. Bu etkenler insanların birbirine olan güvenini sarsmış, umutları sekteye uğratmıştır. İş imkânlarının kısıtlı olması sebebiyle, geçim kaygısı çeken insanların sayısı günden güne artmıştır. Bu da hırsızlık, boşanma ve intiharları tetiklemiş ve aile yapımızın bozulmasıyla sonuçlanmıştır. Bu fotoğrafın karelerini her gün televizyon ekranlarından ve gazete sayfalarından hemen hepimiz takip etmekteyiz. Buna karşılık, toplumumuzun bu yarasına merhem olabilmek için kurulmuş vakıf, dernek ve kuruluşlarımızın faaliyetlerini de takdirle yâd ediyoruz.
İşaret ettiğimiz bu problemin tedavisi konusunda ne yapabiliriz? Bakınız, batıyla yüzleşmeden önce, yani yaklaşık yüzyıl evvel Bayburtlular, “Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti”ni kurmuşlar. Bir Bayburtlu olarak o günün şartlarında kurulan bu mükemmel faaliyeti günümüze ışık tutması açısından sizlerin bilgisine arz etmek istiyorum. Aşağıda maddelerini arz edeceğim bu cemiyet, 1913 yılında Kaza kaymakamı Tunalı Hilmi Bey önderliğinde, Bayburt eşrafının geniş katılım ve desteğiyle kurulmuş ve 12 maddelik bir nizamname oluşturulmuştur. Bu nizamname Samsun ve Erzurum’da basılmıştır. Bu tarihi vesika, arkadaşım, hemşerim kıymetli tarihçi Taceddin Kayaoğlu Bey tarafından Milli Kütüphane’de bir araştırma sırasında bulunmuş ve gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu arada, Taceddin Kayaoğlu Bey’e teşekkürlerimi arz etmeyi vazife telakki ederim.
Zannederim bu cemiyetin teşekkülünde en büyük pay, Tunalı Hilmi Bey’e aittir. Önder olmadan, rehber olmadan, yol gösterici olmadan böyle bir teşebbüse girişilmesi zor olurdu, diye düşünüyorum. Hepimizin bildiği gibi Tunalı Hilmi Bey, vasıflı kapasiteli birikim sahibi bir devlet adamı olarak karşımıza çıkmaktadır. Araştıran, çözümler üreten, yerinde durmayan, aktif ve dinamik olma gibi birçok vasıf, belki O’nun olmazsa olmazlarıdır. Böylesi bir insan önünüze düştü mü vatandaş olarak ona destek olmaktan başka ne yapılabilir ki!
Bayburtlu da bunu yapmış ve desteğini esirgememiştir.
Onun öncülüğünde kurulan cemiyetin amacını ve neler yapmak istediğini nizamnamenin maddelerini sıralarken göreceğiz. Ayrıca bu nizamname ile o dönemde Bayburt kazasının ekonomik ve sosyal açıdan tarihî perspektifi de ortaya çıkacaktır. Çünkü bu cemiyetin faaliyete geçtiği dönem, savaş ekonomisinin uygulandığı bir dönemdir. Olaylar bu çerçevede değerlendirilmelidir. Burada Tunalının böyle bir cemiyete ön ayak olarak işsizliğe bir ölçüde de olsa engel olma ve toplumsal-kültürel yozlaşmanın önüne geçebilme çabalarını görmekteyiz.(3) Tunalı Hilmi’nin bu girişiminin manidarlığı yanında, Bayburt’u tercih edişinin de manidarlığı açıktır. Zira Bayburt halkı sosyal, siyasal ve kültürel açıdan bu tür cemiyetlerin kurulmasına oldukça yatkındır. Tunalı Hilmi de Bayburt halkının bu yapısını sezmiş ve cemiyeti Bayburt’ta kurdurtmuştur.
Söz buraya gelmişken, bu nizamnameyi ve daha birçok devlete veya şahsa ait belgeyi elde ettiğimiz arşivleme kültürü hakkında, kısaca şunları söylemek istiyorum. Bilindiği üzere arşivin tarihi çok eski milletlere dayanır. Eski Mısır ve Roma’da birçok devlet, tapınak ve aile arşivlerine sahipti. Mezopotamya’nın Nippur şehrinde, M.Ö. 2000 yılından başlayarak tablet halinde belgelerin saklandığı bit devlet arşivi bulunmuştur. Hattuşaş (Boğazköy)’ta yapılan kazılar sonucunda da, M.Ö. 1800-2000 yılları arasında Hititlere ait muharebe, antlaşma, kanun, kral yıllıkları ve daha birçok belgelerin saklandığı büyük bir devlet arşivi ortaya çıkarılmıştır. Fransa, 1790, İngiltere 1838, Almanya ise 1867 tarihinde milli arşivlerini kurmuştur. İslâm devletlerinde ise öteden beri yazılı ve yazısız kâğıda hürmet fevkalade idi. Bilhassa kul hakkı geçmesi tehlikesi sebebiyle devlet evrakının muhafazasına daha çok ehemmiyet verilirdi. En büyük İslam devletlerinden birisi olan Osmanlılar da aynı ananenin devamı olarak devlet evrakını en müstesna yerlerde muhafaza etmişlerdir. Osmanlı arşivleri Türkiye için olduğu gibi, dünya milletleri için de en sağlam ve geniş olanıdır. Üç kıtaya yayılıp, çeşitli dil, din ve ırktaki insanları asırlarca idare eden Osmanlılar, arşivlerinde bu milletlere ait bilgileri titizlikle kâğıt üzerine geçirip saklamışlardır. Bugün Osmanlı devletine ait yüz milyonlarca Türkçe arşiv malzemesi Osmanlıdan ayrılan devletlerde kalmıştır. Meselâ, Kudüs Françisten Manastırında 2644 Türkçe vesika mevcuttur. Romanya arşivinde 210.000 vesika olduğu biliniyor. Bunun yanında milyonlarca vesika çürütülmüş, yakılmış ve 1931’de vagonlar dolusu Bulgaristan’a satılmıştır. 500.000 kadar Türkçe defter ve vesika Bulgaristan’dadır. Maalesef bir kısım evrak da ambalaj kâğıdı olarak esnafa intikal etmiştir.(4)
Mithat Cemal Bey bu durumu ne güzel de ifade etmiş;
Bizden iki üç yüz sene evvel uyananlar,
Hala uyuyanlardaki mahiyyeti görsün,
Efsanesi kaybolsa kıyamet koparanlar,
Tarihini okkayla satan milleti görsün.
Yukarıda da değindiğimiz üzere cemiyetin nizamnamesi 12 maddeden mürekkep olup elimizde mevcut iki nüshası Erzurum İttihad Matbaası ve Samsun Matbaa-i Cemil’de basılmıştır. Nizamname, Milli Kütüphane’de Eski Eserler Bölümü EHT
MADDE-1: “Bayburt’ta “Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti” adıyla bir cemiyet kurulmuştur.
MADDE-2: Cemiyet kısaca söylemekle maksadını bildirmiş, hatta husule gelmiş olmak ümidini besleyerek ilan eder ki, İşin, işlemenin dostudur. İşsizliğin, dilenciliğin düşmanıdır. İmdi, işsizliği bahane edinerek dilenciliğe girişmiş yahut girişecek olanlara iş bulmayı sadakanın en makbulü tutar.
MADDE-3: Cemiyet her işsize iş bulmaya borçlu değildir. Yaşça, başça, sağlamlıkça, sanatça, işçilikçe ve her türlü yaşayışça göze çarpar bir halde güçlü bulunanlar cemiyete kat’iyyen sığınamaz. Cemiyet yalnız bir hastalık, bir felaket, belki de bir talihsizlik yüzünden düşmüş olanlara açıktır.
MADDE-4: Cemiyet, münasip gördüğü bir işi işlemeyenden hemen elini çeker. Eğer o kimseyi dilencilikte görür ise hükümet vasıtasıyla derhal cezalandırır.
MADDE-5: Köylü dilenciler, dilenciliklerine köylerinde de asla müsaade edilmemek, fakat köylüleri tarafından hallerine göre geçimleri temin edilmek üzere köylerine, kazalı olmayan dilenciler ise kazadan dışarıya hükümet vasıtasıyla tard ettirilir.
MADDE-6: Cemiyet, şehirli güçsüzlere 15 yaşından aşağı, yukarı itibariyle yazın 40, 60; kışın 60, 80 parayı(6) geçmemek üzere gündelik verir.
Güçsüz, hem kendisi, hem de nafakası şer’an üzerine vacip kişileri besleyemez olanlardır.
Nafakası şer’ân üzerine vacip kişileri besler olan bir güçsüze bakmaları için Şer’iyyeye müracaatla işi neticelendirmek de cemiyetçe bir vazifedir. Cemiyet bu vazifelerini “Dilendirmezler Ocağı” adıyla anılır bir idare heyeti marifetiyle görür.
MADDE-7: “Dilendirmezler Ocağı” ihtiyaca göre umûmî içtimalarda azaltılır, çoğaltılır. Fakat en 5 beş azadan oluşur. Biri, birinci reis, biri de ikinci reis, biri başkâtip, biri müfettiş, biri de sandıkkârdır. Öbürleri Ocak azasıdır. Haftada muntazaman başkâtipliğin davetiyle de fevkalâde toplanırlar. Kararlarını ekseriyet, fakat “Güçsüz Kararı”nı azasının dörtte üç reyiyle verirler. Bunun kararı olmaksızın bir akçe sarf edilemez.
Reisler, Cemiyetin de reisleridir. Birinci reis, daima belde müftisidir. İkinci reisle beraber Cemiyet’in hariçte mesulleridir.
Başkâtip, muhaberatla hesabın gayr-ı kuyudattan; müfettiş tahkikatla güçsüzlere müteallık tahavvülattan; sandıkkâr tahsilâtla, hesabattan, cemiyetin dâhilde mes’ulleridir.
Merci-i vasıta, başkâtipliktir.
Müracaat eden bir yoksul ise başkâtiplikten bir “hüviyet kâğıdı” alır; müfettişliğe götürür. Muamele “Dilendirmezler Ocağı” kararıyla biter. Ocağın, birinci reisinden başka azası, umumi toplantılarda 6 ay için seçilirler.
MADDE-8: Umumi ictimalar ağustosla şubatta olmak üzere yılda iki defa, reisliğin toplanma gününden evvel on beş gün evvel, kazadaki bütün cemiyet azasına gönderilecek davetiyelerle vuku bulur. “Dilendirmezler Ocağı’nın üçte iki yahut cemiyetin kazadaki azasının üçte biri tarafından başkâtipliğe verilecek mazbata üzerine de fevkalade vaki olur.”
Geçmiş, gelecek altı aylık işler, hesaplar, terakkîler hakkında malumat alınır, görüşülür, karar verilir, seçimler yapılır. Azadan fevkalade bir şakirliği (başarısı) görülenlere mukabele vazifesi de îfâ olunur.
MADDE-9: Aza; “Sâîler” ve “Dilendirmezler” adıyla iki koldur. Sâîler; Cemiyete duhuliye olarak en azdan bir çeyrek mecidiye(7) “sâîler sadakası” verip yazılanlar, her nerede olur ise olsun “Müslüman dilenmez, dilendirilmez!” emelini takip etmek, ettirmek vaadinde bulunanlardır. Kazada mukim Bayburt kazalılar bu kısma yazılamazlar.
“Dilendirmezler”; nereli olursa olsun cemiyete girerken en azdan bir çeyrek mecidiye “dilendirmezler sadakası”, hem girdiğinin ilk ayında hem her senenin martla eylülünde en azdan yarımşar mecidiye “aylar sadakası” verenlerdir. Sadakasını zamanında vermeyen istifasını vermiş sayılır. Cemiyete yine girebilirse de yine “dilendirmezler sadakası” verecektir. Koldan kola geçen de en azdan bir çeyrek mecidiye verir.
Dilendirmezler, gönüllerinde “kat’i bir merhamet”, ruhlarında “müslüman dilenmez, dilendirilmez!” emelini taşırlar. Kim ki rast geldiğine sadaka vermekten kendisini alamaz; der-akeb (hemen) zaafının keffareti olmak, yani acıdığı kimseyi düşkünlükten mutlak surette kurtarmak emeliyle, vazifesiyle hükûmete, yahut cemiyete haber verir. Vermezse ikinci bir keffaret karşısında bulunarak cemiyet sandığına hemen bir yıllık zekâtını, sadakasını yatıracaktır.
MADDE-10: Cemiyet azası, 7 kişiye kadar inmiş, bunlarında reyleri birleşmiş ise fesh edilebilir. Yine o şart ile ki fesh kararını verenler, cemiyetin bütün varını alarak Edirne(8)’ye gidecekler orada ömürlerinin sonuna kadar İslam yoksulları için çalışacaklardır.
MADDE-11: Bu nizamname cemiyet azasının kazada mevcut üçte iki reyi ile ta’dil edilebilir.
MADDE-12: Cemiyetin mührü, nizamnamesi, kendisi hükümetçe tanınmıştır.
25 Mübarek Ramazan 1331/ 15 Ağustos 1329 (1913)
Son söz olarak, Bayburt’un medâr-ı iftiharlarından Şair Zihni’nin dilinde: “Âşinâ-yı hakâyık u mecâz”, “Neşr ü tahsilde Mısr u Hicâz”, “İlmü tefsirde hilkat-tıraz”, “Ahd-i gülşende şehr-i şiraz” ve “Belde-i sairede azdan az” olan Bayburt’un Tunalı Hilmi önderliğinde gösterdiği bu fevkalade örneklik, hem Bayburt hem ülkemiz hem de tüm insanlık âlemi için numune-i imtisaldir. Adı geçen cemiyet ne yazık ki bir yıl faaliyet göstermiş, 1914 yılından itibaren muhaceret başladığından cemiyet faaliyetini sürdürememiştir.9 Bu bir yıl içerisinde ne gibi faaliyette bulunduğu hususunda yoğun araştırmalarımıza rağmen kayda değer bir bilgiye ve belgeye rastlayamadık. İcraat gösterip gösteremediğini bilemediğimiz böyle bir cemiyeti oluşturup kurma dahi, takdire şayan bir hareket olsa gerektir.
İnsanımızın bugünlerde unutmaya yüz tuttuğu “hasbîlik”, “diğergâmlık” ve “yardımseverlik” gibi güzel hasletleri kaybetmemesini, gelecek nesillere bu bilinci aktarmasını, halkı aydınlatmakla görevli sorumlu kişilerin, bu hasletlere sahip insanımızın faaliyetlerini organize edecek olan vakıf, dernek ve belediyelerimizin özellikle de devlet yetkililerimizin bu mevzuda gerekli bütün tedbirleri almasını temenni etmekteyiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesini bu hayırlı teşebbüsünden dolayı tekrar kutluyor, bu faaliyetin maksadına ulaşmasını diliyoruz.
Saygılarımla...
Yard. Doç. Dr. H. Murat KUMBASAR
Not: Cemiyet ile alakalı haber için bkz.
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=807687&title=dilencinin-mumu-bayburtta-sonermis
----------------------
1 Buharî, Zekat, 18; Müslim, Kitabu’z-Zekat, 64/1033; Ebu Davud, Zekat, 28; Nesâî, Zekat, 52; Muvatta, Sadaka, 8.
2 Sünenü Beyhakî, 10/3; Taberanî, el-Mucemü’l-Kebîr, I/259; Hakim en-Neysaburî, el-Müstedrek, II/15.
4 Geniş bilgi için
bkz:http://www.ozudogru.com/arsivleme_sistemleri/arsiv_nedir_tarihcesi_ve_turkiyedeki_onemli_arsivler.htm
5 Nizamnamenin orijinal matbaa baskısı metnin sonunda ekler kısmındadır.
6 Para: Osmanlının son döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında kullanılan deyim olup, değer olarak 40 para bir kuruşa tekabül etmektedir. Öyle anlaşılıyor ki gündelik olarak verilen miktarlar güçsüzlerin bir günlük nafakasını karşılayacak durumdadır. M.K.
7 Mecidiye: Yaptığımız araştırmalar neticesinde 1840 yılında 20 (25) kuruş değerinde basılmış gümüş sikkedir.
8 Edirne şehrinin nizamnamede adının geçmesi hususunda çok yönlü araştırmalarımız neticesi kayda değer bir sebebe rastlayamadık, yalnız Edirne’nin Balkanlarla Anadolu arasında bir köprü vazifesi görmesi, Balkanlardan Türkiye’ye göçün kavşak noktası olduğu gerçeğinden hareketle Edirne halkına daha doğrusu göçmenlere bir katkı sağlanmak istenmiş olabilir. M.K.
9 Cemiyet azasından Erzincan’da Muallim Mahmut Kemal Bey (Yanbey) benim anne tarafından dedemin üvey abisidir. Onun kızı Kevser Yanbey halen İstanbul-Kadıköy’de yaşamaktadır. Verdiğim bu bilgi ona aittir. Onun ifadesine göre 1914 yılında babası Malatya’ya muhacir olmuş dolayısıyla cemiyet faaliyette bulunamamıştır. (Bilindiği üzere muhaceret yapılan iller arasında Malatya, Sivas, Tokat vb. olup Bayburt’lu bu illere muhacerette bulunmuştur.) M.K.





| Sonraki > |
|---|





Yorumlar
Böylesine güzel aynı zamanda güncel bir konuyu,toplumum uzun kanayan yarasını yazınızda işlediğiniz ve ayrıca yılların problemi ve adeta memleketimizin kanayan bir yarası olan bir konuyu bu kadar güzel ele aldığınız,yılla r önce hemşehrilerimiz ce üretilmiş ama hatırlanmayan belkide gözden kaçan bir çözümü gün yüzüne çıkardığınız,çö züm arayanlara da ışık tuttuğunuz için memnuniyetimi ve bu güzel yazınız içinde teşekkürlerimi iletmek istedim.Gerçekten çok akıcı ve oku beni der bir üslupla dile getirmişsiniz hocam elinize sağlık.
O kıymetli yazılarınızın devam etmesi dileğiyle...
Allah'a emanet olunuz.
Mustafa MEMİŞ
Manavgat İlçe Müftülüğü
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için