Orhan
Çeker Hocamızı bilenler bilir. Bilmeyenler için kısaca tanıtmak gerekirse,
kendisi Türkiye’de İslam Hukuku sahasında otorite olan nadir hocalarımızdandır.
Orhan Hocamızın halk nezdinde de sevilip sayılması ve muteber bir şahsiyet
olması, İslam hukukunun halk içerisinde hayatiyetini devam ettirmesine büyük
katkısının olması ve İslami bir hayat sürmek isteyenlerin derdine deva olması
hasebiyledir.
Hocamıza
ait olan bu köşede, hocamızın makalelerini yayımlamak yerine onunla mutad
olarak belli aralıklarla sizin de soracağınız sorulara cevap verilebilecek
şekilde röportaj yaparak yayımlama gayretinde olacağız inşallah. Bu hususta
fedakârâne bir çalışma ile emek sarf edip bu röportajı yaparak yazıya döken
E-ilahiyat Selçuk ekibine, hassaten Orhan Hocamıza teşekkür ediyoruz.
M: Sayın Hocam İslam Hukuku alanı
için neler söylersiniz? Sizce İslam Hukuku nedir?
İslam Hukuku branşı İslami ilimler içerisinde en
zorudur. Kimi branşlar sadece hafıza isterken, kimi branşlar da sadece muhakeme
ister; İslam Hukuku ise hem hafıza hem de muhakeme ister. Genel adıyla fıkıh
için sadece hafıza hiç mi hiç yeterli değil, sadece muhakeme de öyle.
Dolayısıyla İslam Hukuku branşını seçmek isteyenler biz hem hafıza hem muhakeme
isteriz. Bunların biri diğerine göre daha önemlidir yani hafıza ve muhakemeden
biri diğerinden daha değerlidir demek istemiyoruz. İkisi de değerlidir.
M: Hocam İslam Hukuku öncelikle
ne ister?
İslam bize kadar ezber ve hafıza ile gelmiş muhakeme
ile yaşanmıştır. Bu bakımdan ezberci eğitime karşı çıkmak yanlış bir fikirdir.
Bizim için hafızanın da muhakemenin de beraber gittiği eğitim gereklidir. İşte
İslam Hukuku branşı her ikisini de aynı oranda isteyen bir ilim dalıdır.
M: İslam Hukukunun öneminden de
bahseder misiniz Hocam?
İslam Hukuku ya da genel adıyla fıkıh halkımızın en
fazla ihtiyaç duyduğu bir ilim dalıdır. Bu branşla uğraşanlar halk tarafından
en fazla aranan kişilerdir. Dolayısıyla halkın ihtiyaçlarına problem çözücü
branş İslam Hukuku olmalıdır. Diyebilirim ki Konya’da fıkhın bütün üniteleri
uygulamadadır.
M: İslam Hukukunun uygulama
alanları hakkında ne dersiniz Hocam?
Fıkhi hükümleri uygulanabilme imkânı yönüyle şöyle
değerlendirebiliriz:
Fıkhi hükümler dört ana bölüme ayrılmıştır. Bunlar;
ibadat, muamelat ve müferakat, ukubattır. Bunlar ibadat kişinin kendisini
ilgilendirir. Dolayısıyla fıkhın bu bölümünü uygulamayanlar suçu başkasına
yüklemesinler vebal kendilerine aittir. İkinci ve üçüncü bölümler karşılıklı
iki kişiyi ilgilendirir. Bu iki kişi anlaştıktan sonra kendi aralarında İslami
hükmü uygulayabilirler. Dolayısıyla fıkhın bu üç bölümü karşılıklı anlayışla
uygulanma imkânına sahiptir denilebilir. Dördüncü bölümü olan cezalar devleti
ilgilendirdiği için uygulanamaz. Ama tazminat denilen mali cezalar yine aynı
anlayışla uygulanma imkanına sahiptir. Miras hükümleri aynı şekilde
mirasçıların anlayışlı olmaları durumunda alabildiğine uygulama imkânına sahip
bulunmaktadır. Dolayısıyla İslam Hukuku’nu niye öğreneceğiz uygulama imkanı yok
denilemez bu fikir yanlış bir fikirdir.
M: Ülkemizde İslam Hukuku
eğitimini yeterli buluyor musunuz?
Ülkemizde fıkıh eğitimi son derece yetersizdir.
İlahiyatlar bu noktada ciddi bir programdan yoksundur. 2.5 yıllık Diyanet
Eğitim Merkezleri bu hususta sadra şifa verecek durumdadır. Yetkililerin bu
konuya ciddi ciddi eğilmeleri vatani bir görevdir. İlahiyat Fakültelerindeki 2
saatlik fıkıh eğitimiyle yetişen talebe insanımızı dinden edebilir.
M: İslam Hukuku eğitimi konusunda
öğrenciler ne yapmalıdır?
Ciddi bir program yapılıncaya kadar öğrenciler bu
konuda kurslardan istifade etmelidirler. Kurs yoksa açtırmalılar, kurs varsa
devam etmeliler ve geliştirmeliler.
M: Sizin bu konularda
faaliyetleriniz var mıdır?
Ben şahsen çeyrek asırdan fazladır bu kurslarla
meşgulüm. Sonucunu da Allah’a şükür alıyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığının
yaptığı imtihanlarda Konya İlahiyatın dikkat çekmesi bu ve benzeri kurslar
sebebiyle olmaktadır.
M: son olarak öğrencilere
mesajlarınız nelerdir Hocam?
Belagat kitaplarında geçen bir teşbih örneğini siz
afacanlara hediye etmek isterim: “Gençliğinin vaktini öldürme, çünkü her
öldürmenin karşılığında bir kısas vardır.”
Son olarak da Peygamberimiz (s.a.v.)’den bir hadis hatırlatalım: “İki nimet vardır ki bunlar konusunda insanların çoğu aldanmıştır: Sıhhat ve Boş Vakit.”
M, Muhabir (Röportajı Yapan): Gülbeyaz GÜVEN
E-ilahiyat Konya Temsilcisi
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
Hoş Gelişler Ola!
çok isabetli olmuş kanımca..yalnız soruları nereye hangi adrese yollayacağız..
ya da buradaki yorumlarımıza mı ekliyelim soruları:-?
islam hukukunun ka ç saat olduğunu sanırım en iyi bilenlerden biri orhan karmış hocamız olmalı..
"2 saat" kılletten kinaye olmalı..
Fakultede o meşhur feraız dersıne de bır kere de olsa katılma ımkanım oldugu ıcın de şanslı hıssedıyrum kendımı ;-)
Orhan hocamız, Sel çuk ilahiyat i çin büyük bir nimet özellikle enstitü i çin... Allah razı olsun ebeden ...
Yeterli olmadığı söylenebilir .Ama bildiğim kadarıyla 4 saat usül, 4 saat da füru dersi var.Se çmeliler hari ç.Selam.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.