Saim ERDURU

Image

İnsan velayet imkânını da esfeliyet imkânını da mündemiç bir varlıktır. En yukarılara da tırmanabilir en aşağılara da düşebilir. İnsan bir imkândır ve asla nötr bir varlık değildir. İnsan için tarafsız olmak gayri mümkündür çünkü insan bir imkândır; daima bir tercih ile karşı karşıyadır. İnsan tercih eden varlıktır.

İkisi de öldürür ama bir katildir diğeri kahraman. İkisi de içecektir ama biri helaldir diğeri haram. İkisi de nazardır ama biri kötüdür diğeri iyi. İkisi de sestir ama biri güzeldir diğeri çirkin. İkisi de kadındır ama bir yârdır diğeri ana. İkisi de ülkedir ama biri yabandır diğeri vatan; insan değer koyan varlıktır. Tercih ve değer… Tercih ve değerin kaynağı nedir?

Dedik ki insan tercih eden varlıktır. Tercih en az iki şeyden birini almak, diğerini ise terk etmek, bırakmak, en az iki şeyden birinin lehine karar vermek şeklinde tecelli eden bilinçli ve iradi eylemdir. Tercih etek ferdî var oluştur. İnsanın salt zoolojik bir varlık olmadığının, irade eden, bilinçli bir varlık olduğunun yegâne göstergesidir. İnsanın bilinçsel ve ruhi gerçekliğini yadsıyan pozitivist ve materyalist bir takım indirgemeci nazariyelere istinat eden davranışçı kuram, insanı salt zoolojik bir varlık olarak görürken, aynı indirgemeci bakışın epistemolojideki yansıması olan mantıkçı pozitivizm ise insanın duyu ötesi inançlarının anlamsızlığına hükmederek aynı şekilde insanı salt zoolojik bir varlık derekesine indirgemiştir. Gerçekten insan salt zoolojik bir varlık mıdır? 

İki şeyden birini tercih ederiz, neden ve neye göre? Tercihin yönü ya da rengi üzerinde etki eden unsur ya da unsurlar nelerdir?

Tercih ve alışkanlık; Alışkanlık; tekrar ve süreklilik neticesinde kazanılmış olan bilincin faal olmadığı davranıştır. Alışkanlık bizatihi kötü olmayıp nesnesinin değerine göre değer alır. Dahası alışmak bizatihi iyidir, insanın bu dünyada yaşamını devam ettirebilmesi onun aynı zamanda alışan varlık olmasının sonucudur. Tercih bilinçli ve iradi bir eylem iken onun üzerinde alışkanlığın etkili olduğunu söylemek bir çelişki değildir. Zira bütün alışkanlıklar için geçerli olamasa da tercih kimi alışkanlıklardan öncedir; bir tercih, tekrar ve süreklilik neticesinde alışkanlık halini alır. Ve yine tercih alışkanlıktan sonradır. İnsan alışkanlıklarını sorgulayabilmekte ve dahi bir alışkanlığı terk edebilmektedir.

Tercih ve kültür; kültürü insanın içinde yaşadığı değer havzası olarak tanımlayabiliriz. Bu anlamda insan içinde yaşadığı doğup büyüdüğü kültürün çocuğudur. İnanç, bilgi, bilinç, duygu ve alışkanlık istisnasız insanın sahip olduğu bütün değerler kültür tarafından şekillendirilir. Evet, insan içinde yaşadığı kültürün çocuğudur ama bundan daha kesin olan bir gerçek var; kültür insanın eseridir. Kültür insan için yalnızca bir yaşam alanıdır ama onun bilinci üzerinde asla mutlak belirleyici değildir. Öyle olsa idi kültürün dinamizminden dolayısı ile değişim ve tekâmülden bahsedilemezdi.

Tercih ve duygu; duygu insanın yaşadığı, duyumsadığı her bir duyumdur. Duygu da tıpkı bilinç gibi tanımı esasen yaşantısal olan bir yetidir. Duygunun iki merkezi olsa gerek; kalp ve karın. Kalp tinsel duyguların merkezi iken karın tensel duyguların merkezidir. Gerek tensel duygular gerekse tinsel duygular irade ve bilinç üzerinde çok kuvvetli bir tesire sahiptirler. İnsan peşini ve somutu sever binaenaleyh onun iradesi ve bilinci üzerinde ekseri arzu ve ihtiraslar hüküm sürer. Fakat her halükarda insan bir imkân olduğu gerçeğinden kurtulamaz. O tercihleri doğrultusunda kendini gerçekleştiren veya gerçekleştiremeyen mümkün bir varlıktır.

Tercih ve bilgi; bilgi bilinen her şeydir. Bilginin konusu, keyfiyeti ve imkânı epistemolojinin, epistemoloji de felsefenin en temel problemlerinden birini teşkil etse de ortada bir hakikat var; insan bilen varlıktır. Salt bilmekle kalmayıp bilgi üreten varlıktır. Bilginin tercih üzerinde doğrudan bir tesiri mevcut olmasa da, bilinç ve iradenin şekillenmesinde ki faal rolü onu, dolaylı olarak tercih üzerinde de müessir kılmaktadır. Tercih bilinene de bilinmeyene de yönelebilir. Merak duygusunun yoğun olduğu kişide tercih bilinmeyene yönelecektir. İnsan tercih eden, bilen velhasıl insan merak eden varlıktır.

Tercih ve inanç; inanç bir şeyin var olduğuna veya var olmadığına inanma, bir önermenin doğru ya da yanlış olduğunu düşünme veya iddia etmedir. İnsan için metafizik inancın, fiziki âlem bilginin konusu olarak kabul edilse de fiziksel gerçeklik hakkındaki bilimsel bilgilerimiz de esasen salt bir inançtır. Fiziki gerçeklik hakkında bilgi veren bilimsel bilgi, gerek yöntem ve gerekse araç itibari ile fizik âlemin dışına çıkamadığı, onu aşamadığı için onun nihai gerçekliği hakkında nihai bilgiyi sağlayamaz. Bu bağlamda aynı yöntemi esas almış olan mantıkçı pozitivizmin, metafizik önermeler için anlamsızlık iddiası da geçerliliğini yitirmektedir. Zira içinde yaşadığımız 'duyusal gerçekliğin' rüyada yaşanan 'duyusal gerçeklikten' başka ve 'gerçekten gerçek' olduğu ne mantıksal ne de duyusal olarak ispatlanamaz. Bu şu insani gerçeğin ifadesidir ki insan esasen irrasyonel bir varlıktır. O kendini rasyonalize ettikçe kendi varlığını anlamsızlaştırmaktadır.

İnancın özel karşılığı olarak dinsel inancın tercih üzerindeki etkisine gelince gerçek şu ki; tercih üzerindeki en tesirli kuvvet işte bu inançtır. Onu insanın bütün tercihleri üzerinde en belirleyici yapan üç temel hususiyet; menşe, mana ve ebediyettir. Bu inanç her ne kadar tercih üzerinde en tesirli unsur olsa da asla mutlak belirleyici değildir. Öyle olsa idi ne din değiştirme söz konusu olabilirdi ne isyan ve ne de iman. Her halükarda insanın kendisinden asla kaçamadığı bir hakikat vardır; insan bir imkândır…

Saim Erduru

İnsan Davranışlarının Niçini Üzerine-2 için tıklayınız..

Yorumlar  

 
0 #5 Ziyaretçi 18-02-2011 16:25
Siz yazılarınızın ne kadar ehemmiyetli olduğunun farkındamısınız ? günümüzde bilgi bombardımına maruz kalan mürekkep yalamış ya da yalamamış tüm kesimlerin bilinçli olarak yönlendirilmeye çalışıldığı bir sistemde siz ne kadar da küçük bir yer kapladığınızın farkındamısınız ? Lütfen bu düşüncelerinizi Hay çizgi filmi gibi ya da amimasyon filmler gibi ya da görsel yayınlarla destekleyiniz ,destekletiniz buna mecburuz. İnsanların bu hayat yokuşunu tırmamma olarak değil ilüzyonist ya yer yer istasyonlar yer yer düzlükler olduğunu düşünerek geri düşmemelerini sağlamalısınız? başka diyeceğim bişey yok.
Belimi doğrulttunuz.
Alıntı
 
 
+1 #4 Ziyaretçi 01-11-2008 14:28
değerli dostum QM. zatı aliniz vesilesiyle ifade etmeliyim ki muhterm selsebil'e ziyadesi ile müteşekkirim. fakirin yazma isteğinin tulu etmesine zatı şahaneleri vesile olmuştur.müteşekkir halimiz aynı zamanda derin bir mahcubiyeti de muhtevidir...
kanaatimzce tefekkür dünyamızın neşvünema bulmasında tenkid vazge çilmez bir unsurdur. binaenaleyh getireceğiniz her türlü tenkid bizler i çin ufuk a çıcı,dünce dünyamızı zenginleştirici bir kazanım olacaktır.kıymetli yorumlarınızı eksik etmeyiniz.
ali yıldız ve mevsim bahar'a da teşekkürlerimi sunuyorum
Alıntı
 
 
+1 #3 Ziyaretçi 31-10-2008 11:33
Saim bey'i yazısından dolayı kutluyorum.
devamını beklediğimizi de bilmesini istiyorum.
bu arada "insan bir imkândır" şeklindeki bitiş cümlesini çok beğendim.
Alıntı
 
 
+1 #2 Ziyaretçi 30-10-2008 22:14
üstadım saim..
sabırla beklemekte olduğum yazınızı nihayet okuma imkanı buldum..
kaleminize sağlık pirim..
ei onursal üyelerinden değerli kardeşim selsebil'in de yazınızı okumasını isterdim..
her ne ise..

yazınızın muhtevası ile ilgili söyleyecekle rimi ertelemek mecburiyetindey im zira de facto yazı i çeriğinin önüne ge çti gitti :-)

öyle umud ediyorum ki E İ yaynı sürdük çe yazılarınızı takip etme imkanına sahip oluruz..

en i çten hissiyatımla zatınız ve camiamız i çin hayırlı olmasını diliyor saygılarımı sunuyorum..

QM
Alıntı
 
 
+1 #1 Ziyaretçi 30-10-2008 11:44
Düşünce ufkumuza yeni a çılımlar sağlayan bu nitelikli yazı i çin teşekkür ederiz..
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile