Çarşamba, 29 Ekim 2008 23:20
İnsan velayet imkânını da
esfeliyet imkânını da mündemiç bir varlıktır. En yukarılara da tırmanabilir en
aşağılara da düşebilir. İnsan bir imkândır ve asla nötr bir varlık değildir.
İnsan için tarafsız olmak gayri mümkündür çünkü insan bir imkândır; daima bir
tercih ile karşı karşıyadır. İnsan tercih eden varlıktır.
İkisi de öldürür ama bir katildir
diğeri kahraman. İkisi de içecektir ama biri helaldir diğeri haram. İkisi de
nazardır ama biri kötüdür diğeri iyi. İkisi de sestir ama biri güzeldir diğeri
çirkin. İkisi de kadındır ama bir yârdır diğeri ana. İkisi de ülkedir ama biri
yabandır diğeri vatan; insan değer koyan varlıktır. Tercih ve değer… Tercih ve
değerin kaynağı nedir?
Dedik ki insan tercih eden
varlıktır. Tercih en az iki şeyden birini almak, diğerini ise terk etmek,
bırakmak, en az iki şeyden birinin lehine karar vermek şeklinde tecelli eden
bilinçli ve iradi eylemdir. Tercih etek ferdî var oluştur. İnsanın salt
zoolojik bir varlık olmadığının, irade eden, bilinçli bir varlık olduğunun
yegâne göstergesidir. İnsanın bilinçsel ve ruhi gerçekliğini yadsıyan
pozitivist ve materyalist bir takım indirgemeci nazariyelere istinat eden
davranışçı kuram, insanı salt zoolojik bir varlık olarak görürken, aynı
indirgemeci bakışın epistemolojideki yansıması olan mantıkçı pozitivizm ise
insanın duyu ötesi inançlarının anlamsızlığına hükmederek aynı şekilde insanı
salt zoolojik bir varlık derekesine indirgemiştir. Gerçekten insan salt
zoolojik bir varlık mıdır?
İki şeyden birini tercih ederiz,
neden ve neye göre? Tercihin yönü ya da rengi üzerinde etki eden unsur ya da
unsurlar nelerdir?
Tercih ve alışkanlık; Alışkanlık;
tekrar ve süreklilik neticesinde kazanılmış olan bilincin faal olmadığı
davranıştır. Alışkanlık bizatihi kötü olmayıp nesnesinin değerine göre değer
alır. Dahası alışmak bizatihi iyidir, insanın bu dünyada yaşamını devam
ettirebilmesi onun aynı zamanda alışan varlık olmasının sonucudur. Tercih
bilinçli ve iradi bir eylem iken onun üzerinde alışkanlığın etkili olduğunu
söylemek bir çelişki değildir. Zira bütün alışkanlıklar için geçerli olamasa da
tercih kimi alışkanlıklardan öncedir; bir tercih, tekrar ve süreklilik
neticesinde alışkanlık halini alır. Ve yine tercih alışkanlıktan sonradır.
İnsan alışkanlıklarını sorgulayabilmekte ve dahi bir alışkanlığı terk
edebilmektedir.
Tercih ve kültür; kültürü insanın
içinde yaşadığı değer havzası olarak tanımlayabiliriz. Bu anlamda insan içinde
yaşadığı doğup büyüdüğü kültürün çocuğudur. İnanç, bilgi, bilinç, duygu ve alışkanlık
istisnasız insanın sahip olduğu bütün değerler kültür tarafından
şekillendirilir. Evet, insan içinde yaşadığı kültürün çocuğudur ama bundan daha
kesin olan bir gerçek var; kültür insanın eseridir. Kültür insan için yalnızca
bir yaşam alanıdır ama onun bilinci üzerinde asla mutlak belirleyici değildir.
Öyle olsa idi kültürün dinamizminden dolayısı ile değişim ve tekâmülden
bahsedilemezdi.
Tercih ve duygu; duygu insanın yaşadığı,
duyumsadığı her bir duyumdur. Duygu da tıpkı bilinç gibi tanımı esasen
yaşantısal olan bir yetidir. Duygunun iki merkezi olsa gerek; kalp ve karın.
Kalp tinsel duyguların merkezi iken karın tensel duyguların merkezidir. Gerek
tensel duygular gerekse tinsel duygular irade ve bilinç üzerinde çok kuvvetli
bir tesire sahiptirler. İnsan peşini ve somutu sever binaenaleyh onun iradesi
ve bilinci üzerinde ekseri arzu ve ihtiraslar hüküm sürer. Fakat her halükarda
insan bir imkân olduğu gerçeğinden kurtulamaz. O tercihleri doğrultusunda
kendini gerçekleştiren veya gerçekleştiremeyen mümkün bir varlıktır.
Tercih ve bilgi; bilgi bilinen her
şeydir. Bilginin konusu, keyfiyeti ve imkânı epistemolojinin, epistemoloji de
felsefenin en temel problemlerinden birini teşkil etse de ortada bir hakikat
var; insan bilen varlıktır. Salt bilmekle kalmayıp bilgi üreten varlıktır.
Bilginin tercih üzerinde doğrudan bir tesiri mevcut olmasa da, bilinç ve
iradenin şekillenmesinde ki faal rolü onu, dolaylı olarak tercih üzerinde de
müessir kılmaktadır. Tercih bilinene de bilinmeyene de yönelebilir. Merak
duygusunun yoğun olduğu kişide tercih bilinmeyene yönelecektir. İnsan tercih
eden, bilen velhasıl insan merak eden varlıktır.
Tercih ve inanç; inanç bir şeyin
var olduğuna veya var olmadığına inanma, bir önermenin doğru ya da yanlış
olduğunu düşünme veya iddia etmedir. İnsan için metafizik inancın, fiziki âlem
bilginin konusu olarak kabul edilse de fiziksel gerçeklik hakkındaki bilimsel
bilgilerimiz de esasen salt bir inançtır. Fiziki gerçeklik hakkında bilgi veren
bilimsel bilgi, gerek yöntem ve gerekse araç itibari ile fizik âlemin dışına
çıkamadığı, onu aşamadığı için onun nihai gerçekliği hakkında nihai bilgiyi
sağlayamaz. Bu bağlamda aynı yöntemi esas almış olan mantıkçı pozitivizmin,
metafizik önermeler için anlamsızlık iddiası da geçerliliğini yitirmektedir.
Zira içinde yaşadığımız 'duyusal gerçekliğin' rüyada yaşanan 'duyusal
gerçeklikten' başka ve 'gerçekten gerçek' olduğu ne mantıksal ne de duyusal
olarak ispatlanamaz. Bu şu insani gerçeğin ifadesidir ki insan esasen
irrasyonel bir varlıktır. O kendini rasyonalize ettikçe kendi varlığını
anlamsızlaştırmaktadır.
İnancın özel karşılığı olarak
dinsel inancın tercih üzerindeki etkisine gelince gerçek şu ki; tercih
üzerindeki en tesirli kuvvet işte bu inançtır. Onu insanın bütün tercihleri
üzerinde en belirleyici yapan üç temel hususiyet; menşe, mana ve ebediyettir.
Bu inanç her ne kadar tercih üzerinde en tesirli unsur olsa da asla mutlak
belirleyici değildir. Öyle olsa idi ne din değiştirme söz konusu olabilirdi ne
isyan ve ne de iman. Her halükarda insanın kendisinden asla kaçamadığı bir
hakikat vardır; insan bir imkândır…
Saim Erduru
| < Önceki |
|---|





Yorumlar
Belimi doğrulttunuz.
kanaatimzce tefekkür dünyamızın neşvünema bulmasında tenkid vazge çilmez bir unsurdur. binaenaleyh getireceğiniz her türlü tenkid bizler i çin ufuk a çıcı,dünce dünyamızı zenginleştirici bir kazanım olacaktır.kıymetli yorumlarınızı eksik etmeyiniz.
ali yıldız ve mevsim bahar'a da teşekkürlerimi sunuyorum
devamını beklediğimizi de bilmesini istiyorum.
bu arada "insan bir imkândır" şeklindeki bitiş cümlesini çok beğendim.
sabırla beklemekte olduğum yazınızı nihayet okuma imkanı buldum..
kaleminize sağlık pirim..
ei onursal üyelerinden değerli kardeşim selsebil'in de yazınızı okumasını isterdim..
her ne ise..
yazınızın muhtevası ile ilgili söyleyecekle rimi ertelemek mecburiyetindey im zira de facto yazı i çeriğinin önüne ge çti gitti :-)
öyle umud ediyorum ki E İ yaynı sürdük çe yazılarınızı takip etme imkanına sahip oluruz..
en i çten hissiyatımla zatınız ve camiamız i çin hayırlı olmasını diliyor saygılarımı sunuyorum..
QM
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için