Esra DURSUN

ImageAldığın nefesin bile ağır geldiği, attığın bir adımın bile zor ve anlamsız geldiği anlar olur hani. Hiçbir şey yapmak istemezsin, “durdurun dünyayı inecek var” diyecek olursun da nereye ineceğini bilememenin çaresizliği ile kalakalırsın hani. 
Sonra diğer adı ölüm olan uykuyu istersin.Ama uyku bile unutturamaz sana, bize unutulmaması gereken birçok şeyi unutturan fani dünyanın acılarını. O acılar zahirde gözyaşlarını damla damla akıtırken, batınında yüreğine korlar düşürür ya hani. Veya bu korlar ağlamayı özlediğini hissettiğin halde ağlayamamanın acısıyla düşüverirler bazen. Tüm bunların sebebini ararsın sonra ama sebep araştıramayacak kadar yorgun ve de bîhabersindir kendinden. Doğal olarak bilmek isteyen sen, en cahil halindesindir şimdi. En yalnız, en çaresiz… Tüm bunlar üzer insanı ama en çok acı veren kendini unutmuş olduğunu fark ettiğinde gelen çaresizliktir. Acziyetini fark etmişsin ve kendini aramaya koyulmuşsundur o anda. Arayış, yakarışı sürükler peşinden. Ellerini kaldırıp semaya, “Allah’ım yardım et!” der ve başlarsın duaya.

Dua bir istemdir eski mantıkta ve Arap Edebiyatı’nda. Ancak yukarıdan aşağıya olan emir veya eşitler arasındaki iltimas ile karıştırılmamalıdır. Dua, aşağıdan yukarıya, acizden yüceye yöneltilen bir istemdir. İtiraf-ı acziyettir. Üstad da

Verirler ‘ben acizim, kudret senin’ dedikçe,

Verenin şanı büyük, sen iste istedikçe.

diyerek bunu söylememiş mi zaten. Evet, dua kulun acziyetini bilerek, medh-u sena ederek, yüceler yücesi Allah’tan rahmetini, lütfunu ve yardımını rica etmesidir.

Dua ne vuslata erince şükür, ne de idrak-i acziyet halinde nida şeklinde olmalı diye bir kaide yoktur. Nitekim Cenab-ı Hak Kuran-ı Kerim’de “dua edin, icabet edeyim” buyuruyor herhangi bir sınırlandırma getirmeden. Dua, çağrıda bulunarak, O’nunla sürekli irtibatta olmayı istemek, O’nun davetine icabet ettiğini göstermek ve bu suretle de imanı kuvvetlendirmektir. İrtibat devamlı olmalı, iman daim sağlamlaştırılmalı değil midir? Öyleyse istekte istikrar lazım gelir.

Nitekim ayet-i kerimenin devamında “bana ibadet etmekten uzaklaşıp, böbürlenenler, aşağılanmışlar olarak Cehenneme gireceklerdir” buyrulmuştur. Peygamber Efendimizin ibadetin iliği diye nitelendirdiği dua, terk edilmemesi gereken bir eylemdir. “Dâ‘î”, her Müslüman’ın muttasıf olması gereken vasıflardandır. Kul, acz hamurundan ise, dua da itiraf-ı acziyet demek ise, kul duada gerektir.

Duaları makbul dâ‘iyûndan olabilmemiz duasıyla…

Esra Dursun

Yorumlar  

 
0 #2 Ziyaretçi 29-12-2008 15:45
Güzeldi.. Allah razı olsun.. Duamız olmasa neyiz ki biz.. Dua'nın ehemmiyetini hatırlattığınız yazınız i çin teşekkürler Esra Hanım...
Alıntı
 
 
0 #1 Ziyaretçi 19-12-2008 13:59
Acziyetini idrak etmekten uzak bir surette hayat süren aldanmışlar i çin ne güzel bir fiildir dua... Hi çlik denizinde bir katre olduğunu kabullenmenin bir diğer tezahürü-)ür dua... Rabbin kuluna kıymet vermesinin bir sebebidir dua... Dualarımız ne halde? Kime, kim i çin, ni çin dua ediyoruz, duamıza bir dua daha gerekiyor mu acep? Yoksa dualarımız arşı titretecek safiyette mi? Hangisi...
Rab ile vuslatın vesilesi duayı selis bir dille hatırlattığınız i çin müteşekkiriz...
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile