Perşembe, 01 Ocak 2009 17:20
Bana bir masal anlatsana baba!
Sahi, var mıdır baba böyle bir yer?
Yani çocukların ağlatılmadığı, öldürülmediği, sapan taşsız diyarlar? Benim için
bir masal ülkesi olan böyle diyarlar var mıdır baba?
Ne bileyim işte... Ben savaşların
çocuğuyum! Filistinli, Çeçenistanlı, Bosnalı veya başka bir ırktan... Ne fark
eder ki? Ben bir çocuğum işte! Bombaların gölgeleri altında, elinde sapan
taşlarıyla, neyin mücadelesini yaptığımı bile tam olarak bilemeyecek bir
çocuğum! Nerden bileyim oyuncakları, uçurtmaları, annelerin söylediği
ninnileri... Ben... Ben, bunları bilmem ki! Ben savaşı bilirim, bombaları,
sapan taşlarını, her gün ölümle burun buruna gelmenin ne demek olduğunu
bilirim... Çünkü bunları öğretti büyüklerim bana. Bir de annesizliği çok iyi
bilirim baba!
Biliyor musun baba? Dün rüyamda
annemi gördüm. Bembeyaz elbiseler içinde gülümsüyordu bana. Koşup sarıldım...
Sarıldım doyasıya... Tıpkı, bir düşman askeri annemi öldürmeden önceki gibi...
Yani hayattayken, bomba seslerinden korkup, annemin kucağına sığındığım zamanki
gibi sarıldım anneme.
Neden baba? Neden annesizim ben?
Neden annesiz, babasız, evsiz benim ülkemdeki çocuklar? Savaş... Savaş neden
baba? Bu savaşlar, ölümler, yıkımlar ve ayrılıklar neden?
Hadi baba, bir masal anlat bana!
Tüten bir bacası olsun masaldaki
evlerin ve içinde çocuklar olsun rengârenk oyuncaklarla oynayan... Sonra
kocaman bir bahçesi olsun çiçeklerle dolu. Bisiklet sürsün çocuklar, çiçekler
içinde. Ama sakın girmesin o bahçeye askerler. Savaşlar ve bombalar olmasın
anlatacağın masallarda...
Bak baba! Toprağa çizdiğim şu eve
bak! Tıpkı bizim yıkılmadan evvelki evimiz gibi... Bak bir de bacası var, tüten
bir bacası. Bu da kardeşim ve ben... Sahi, kardeşim... Kardeşim de artık yok
değil mi baba? Ne istemişlerdi ondan? Ve hala ne istiyorlar biz çocuklardan?
Baba bak şu ellerime! Bak nasıl da
kararmış... Ellerim kanıyor baba, ellerim! Baba, başka çocukların da elleri
benim ki gibi nasır tutmuş mudur? Onların da ellerinde taşlar ve sapan var
mıdır düşmanlardan korunmak için kullandıkları?
Biliyorum, ben savaşların
çocuğuyum. Ben Filistinli, ben Bosnalı, ben Çeçenistanlı... Ne fark eder ki?
Ben, savaşın tam ortasında büyüyen eli sapan taşlı bir çocuğum işte!
Boş ver baba! Boş ver artık
masalları! Sen, sen ver elime taşları, bir de sapanımı... Atayım her bir taşı
sonsuz karanlıklara... Ve attığım her taş yok etsin düştüğü yeri...
Taşlardan birini; annemi benden
ayıran bombalara, mermilere, silahlara atayım ve onları yapan kirli ellere...
Bir diğerini, çocukluğumu bu savaş
meydanlarında öldüren katillere atayım...
Bir diğerini, bizleri evimizden,
ailemizden ayıran, onları yıkan tanklara atayım...
Bir diğerini daha atayım tam
savaşların ortasına...
Ve bir daha, bir daha...
Elimdeki taşlar bitmeden, savaşlar
bitmiş olsun baba!
Hadi
baba! Doldur taşları avucuma!
İrem ÇIKRIKÇIOĞLU
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için