Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı ve E-ilahiyat Kulübü’nün düzenlediği "Küreselleşen Dünyada Tasavvuf" semineri Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç tarafından verildi.
İki yüzyıl önce yaşayan bireylerin, dünya denilen yer kürenin –küre olduğu da neredeyse yeni öğrenilmişti dünyamızın- ucu bucağında ne olduğuna, kimlerin yaşadığına, örflerinin âdetlerinin nasıl olduğuna ilişkin bilgileri pek fazla değildi. Şimdilerde biz Avustralya'da olan
bir yangını, Amerika kıtasını vuran tsunamiyi, İsrail'in Gazze saldırılarını evimizde koltuklarımıza kurularak canlı olarak TV'lerimizde izleyebiliyoruz. Çünkü dünyamız küreselleşti, kitle iletişim araçları arttı. Yani daha kolay bilir olduk, daha çok bilir olduk. Aslında bilir olmanın, tanış olmanın sevgiyi artırıp nefreti azaltan bir avantaj olması gerekir. Fakat durum bunun aksini işaret ediyor. Küresel dünyamızda bireyler tanış oldukça birbirlerine olan sevgi ve saygıları azalıyor. Peki, buradaki sorun neydi, nerden kaynaklanıyordu? Sorumuz bu. Küreselleşen zihin bireyler arasına samimiyet ve sevgi tohumları ekiyor mu? “Sevelim, sevilelim/ Bu dünya kimseye kalmaz” diyen Yunus'un samimiyetinden yoksunluğu mudur, bu modern-küresel dünyayı kavgalı kılan?Not: 5 haziran 2009 tarihinde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezi Konferans salonunda saat 15.00 de yapılan seminerin ses kaydını buradan indirebilirsiniz.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




