Perşembe, 03 Nisan 2008 03:23
Marmara
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğrenci Temsilciliği ve E- İlahiyat Kulübü
tarafından organize edilen Çanakkale gezisi Pazar günü 76 öğrencinin
katılımıyla gerçekleştirildi. Cumartesi gece 00.00’da Marmara İlahiyat
kampüsünden hareket eden otobüslerde sabaha kadar coşku hiç bitmedi.
Ne
kadar kutsal bir yere gittiğinin bilincinde olan öğrenciler, yolculuk sırasında
Çanakkale ve orada yatan şehitlerimiz hakkında konuşmalar yaptılar. Mikrofon
elden ele dolaşıyor, herkes yoğun duygular yaşıyordu. Nasıl yaşamasınlar ki?
Metrekareye 6000 merminin
düştüğü,siperlerin arasında 8 m kaldığı halde, yine de korkmadan iman ve vatan
sevgisiyle savaşan şehitlerin yattığı yere gidiyorlardı. Bu, onlar için sıradan
bir gezi değildi elbette...
Amaç;
tarihten ibret alarak, geleceğe güvenle bakmak… Bu amaçla düzenlenen gezide, yolculuk
da bu amaç doğrultusunda olmalıydı tabii… Arkadaşlarımız sabah namazı molasına
kadar şiirler okudular, ezgilerle coştular. Sabah namazı için mola
Kavaklıköy’de verildi. Hava bir hayli soğuktu, ama bizim ibadetimize olan
aşkımız bizi hiç ama hiç üşütmüyordu. Abdest alacak tek bir yer olması ve
kızlar için ayrı namaz kılacak bir yer olmamasına karşın, sinirler hiç gerilmeden,
yüzler hiç asılmadan sıra beklendi… Sabah namazından sonra yolculuk yeniden
devam etti…
Pazar
günü 6-7 sularında ayak basılmıştı
Çanakkale’ye, yere basarken içi ürpermişti herkesin . Ne diyor rahmetle
andığımız şairimiz Mehmed Akif ‘Bastığın
yerleri toprak diyerek geçme tanı, Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı’ Bu mısraların üzerimize yüklediği
sorumlulukla basıyorduk kanla sulanmış toprağa ve biliyorduk ki bastığımız her
yerde adsız, sansız toprağın kara bağrını gülistan edenler yatıyor… Yolculuğun
bu bölümünde bizlere rehberimiz eşlik etti. Şimdi onunla düşünüyor, O’nun
anlattıklarından dersler çıkarıyorduk. Rehberimiz ‘ Çalışmalıyız arkadaşlar!
Ecdad
bizim için çalıştı, çabaladı. Bizler de çok çalışmalıyız. Japonlar ilkokula
başlamadan önce çocuklarını ilk önce yüksek teknolojiyle yapılmış yerlere,
ardından da Amerika’nın zalimce vurduğu Hiroşima’ya götürürler. İşte derler! İşte siz buradan
çıktınız, bu güce buradan çıkıp
ulaştınız; eğer çalışmazsanız; geleceğiniz yer yine burasıdır.Böylece daha
okula bile başlamayan çocuklara ‘çalışmak!’ bilinci aşılarlar’
Rehberimiz
eşliğinde adım adım Çankakkale’yi geziyorduk. Tarihin en büyük şehadet destanın yazanlara selam
ediyorduk her bir durakta… Selam size!Ey şerefinin ölçüsü tarihin ufuklarına
sığmayan kahramanlar…Selam size yüreği avucunda,kefeni sırtında olanlar…İşte
böyle duygular barındırırken yüreğimizde,dinliyorduk rehberimizi dikkatlice.ilk
duraklardan birindeyiz; Çanakkale 57. Alay Şehitliği…
Çanakkale’yi
denizden geçemeyen İtilaf devletleri’nin 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarısındası’na ve
Kumkale’ye asker çıkartmalarıyla Çanakkale kara savaşları
başlamıştı.Arıburnundan karaya çıkıp Conkbayırında ilerleyen çıkarma
kuvvetleri,Atatürk’ün ’Ben size taarruz
emretmiyorum,ölmeyi emrediyorum.’ Emrini uygulayan türk birliklerince
durduruldu. Bu birliklerden biri Hüseyin Avni Bey’in komutasındaki 57.Alay’dı. Bu
Alay’ın başta komutanları olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı şehit düşmüştü.
ikinci olarak; Yahya Çavuş ve askerlerinin, O er oğlu erlerin, o yiğit oğlu yiğitlerin
şahlanarak Hakk’a yürüdükleri yerdeyiz. Allah ve Rasulünün övdüğü makama
Çanakkale tepelerinden yükselen Yahya Çavuş ve 67 askeri,3000 askerden oluşan
İngiliz ordusuyla 10 saat boyunca çarpışmıştır. Düşman, Yahya Çavuş ve
askerlerinin yoğun ateşi karşısında, karşılarında bir tümen bulunduğunu
sanmıştı. Yahya Çavuş Şehitliği'ndeki şu dörtlük Yahya Çavuş'u ve takım
arkadaşlarının kahramanlığını veciz şekilde anlatmaktadır:
“Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuş'tular
Tam üç alayla burada gönülden vuruştular
Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri
Allah'ı arzu ettiler, akşama kavuştular”
Bir
diğer durağımız ise, Çanakkale Şehitler Abidesi.
Burada da karşılıyor bizi, kan deryasında al al gül olup bitenler... Ölerek
yaşayan, fedayı can ederek harimi ismetimizi, korunması gereken yerimizi
koruyanlar.. bin yıllık tarihin, akışını durdurmak isteyen ehli salibe karşı,
yenilmez, yıkılmaz olanlar...
Ve sıradaki durağımız Seddülbahir yani Seyit Onbaşı’nın dünyayı
hayrete düşürdüğü 276 kg’lık topu ocean zırhlısına attığı,zafer ümidi ve
ışığının parıltısının bile görülmediği,
günün en kahbe en zalim silahlarına,zırhlılarına sadece ‘İman’ gücüyle göğüs
gerdiği yer… Komutanı sorar,düşmanın hayalleri kursağında koyan kahramana -söyle,ne istersin karşılığında, Şöyle der
Seyit onbaşı tahılımı ikiye çıkarın yeter! Ve yine dayanamaz, beraber omuz
omuza savaştığı kardeşlerinden fazlasını yemeğe ve bölüşür onlarla
ekmeğini…İşte böyle bir kardeşliğin sonucunda Çanakkale geçilmez oldu…Öyle bir
kardeşlik ki bu,bir yandan düşmanla çarpışırken,bir yandan da yaralanan
kardeşini sırtına almaya çalışıyordu şehitlerimiz…Son olarak öğle namazımızı
kılmak ve karnımızı doyurmak için Kilitbahirdeyiz…Huşu içinde namazlarımızı
kıldıktan sonra,bazılarımız köyü dolaşmayı tercih ederken, bazılarımız yalnız
kalarak tefekkür etmeyi yeğledi.. Öyle bir şehir ki Çanakkale,baktığımız her
yerde bir ibret abidesi…Çanakkale,arslan gibi kükreyip,mertçesine haykıranların, Çanakkale,parça parça et olup
dağlara tepelere yağanların cennete uçtuğu şehir….
Evet;
Çanakkale’de ecdadla olan buluşmamız
bitmişti artık, yavaş yavaş gitme vakti gelmişti istanbul’a… Ve Çanakkale’nin
bizde bıraktığı o muhteşem hissiyatla şunları söylüyorduk dönüş yolunda..Ey
tarihin en büyük destanını yazanlar, süngüleriniz kalem, kanlarınız mürekkepti.
Ey ölüm pazarında can sergileyen canlar, yiğit Mehmedler… Gözlerimiz semaya
çekilen bayrağa bakar gibi,zaman ötesine sizlere mıhlı.. Size özenmemek mümkün
mü? Bayrak semada ,şehid toprağın sinesinde yükselirmiş; bayrak uğruna,devlet uğruna,yarınlar
uğruna,bugününü feda edenler.. sizi övmüyoruz. Çünkü övemiyoruz, sizi öven
övmüş hem de ne güzel övmüş… en güzel isim, en makbul vasıf sizin: ‘ Çanakkale
Şehidi’! Dünyada tahtınız gönüller, ahirette makamınız şehitler makamı… Çanakkale
türk milletinin, al kanının, gözyaşının alın terinin sebil olduğu yer. Çanakkale
başlı başına bir destan, bir tarih… Çanakkale yaralı arslanların pençesiz
dövüşmek zorunda bırakıldığı mekan…
Çanakkale,tarihte
cümle çakalların hücum ettiği vatan…. Ey Şehid ve Gazi torunları! Bugün ne
olursan ol, ama dünü unutma. Geçmişi unutursan vebalde kalırsın… Dün, cepheye
giderken uzaklardan duyulan kağnıların yürek yakan iniltisini unuttun mu? Dünü
unutmak mümkün değil. Dünsüz bugün olmaz ki… Hele kalbindeki külleri üfle, altında
kıpkızıl bir ateşin yandığını göreceksin. Daha derinlere in; tortuları eş hele.
Nefes alıp veren, soluyan, fokur fokur kaynayan bir yanardağ bulacaksın.Bu
yanardağ senin yumruk kadar kalbinde çoşuyor…Üzerinde yaşadığın mirasın
manasını anla… Dünü doğru öğren, bugünü doğru yorumla,geleceğe hazırlan.. Son
olarak Harb-i Umuminin bütün cephelerinde, Milli mücadelede şehid olan, gazi kalıp vefat eden, altın yürekli, cesur
yiğitlerin hepsine de tekrar Rabbimizden rahmet diliyor, onlardan razı olması
için dua ediyoruz…
Merve
Tartan – Marmara İlahiyat I. Sınıf
E-İlahiyat
Haber Ekibi / Çanakkale
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
Yazma kabiliyetine hayranlikduymam ak elde degil,kalemine saglik,böyle yazilarini bekleriz.
Japonlar ilkokula başlamadan önce çocuklarını ilk önce yüksek teknolojiyle yapılmış yerlere, ardından da Amerikaâ??nın zalimce vurduğu Hiroşimaâ??ya götürürler. İşte derler! İşte siz buradan çıktınız, bu güce buradan çıkıp ulaştınız; eğer çalışmazsanız; geleceğiniz yer yine burası-)ır.Böylece daha okula bile başlamayan çocuklara â?? çalışmak!â?? bilinci aşılarlarâ??
özellikle bu konuya degindigin i çin çok tesekkür ediyorum...
daha baska yazılarını-)a 4 gözle bekliyorum gercekten kalemin çok kuvvetli
......................selam ve dua ile
Merve arkadaşım da bunu çok güzel bi şekilde anlatmış.Resimlerde bi harika çok güzel pozlar.
(Merve bence sen geleceğin gazeteci yazarısın.Bak görürsün! sonra Zeyneb demişti dersin;-) )
Haberlerinin devamını bekliorum.....
insanın duygularını kabartıyor.. merve kardeşimize teşekkür ediyorum
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için