Yazarlar

Faaliyetlerimiz

canakkale.jpgMarmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğrenci Temsilciliği ve E- İlahiyat Kulübü tarafından organize edilen Çanakkale gezisi Pazar günü 76 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Cumartesi gece 00.00’da Marmara İlahiyat kampüsünden hareket eden otobüslerde sabaha kadar coşku hiç bitmedi.

Ne kadar kutsal bir yere gittiğinin bilincinde olan öğrenciler, yolculuk sırasında Çanakkale ve orada yatan şehitlerimiz hakkında konuşmalar yaptılar. Mikrofon elden ele dolaşıyor, herkes yoğun duygular yaşıyordu. Nasıl yaşamasınlar ki? Metrekareye  6000 merminin düştüğü,siperlerin arasında 8 m kaldığı halde, yine de korkmadan iman ve vatan sevgisiyle savaşan şehitlerin yattığı yere gidiyorlardı. Bu, onlar için sıradan bir gezi değildi elbette...

Amaç; tarihten ibret alarak, geleceğe güvenle bakmak… Bu amaçla düzenlenen gezide, yolculuk da bu amaç doğrultusunda olmalıydı tabii… Arkadaşlarımız sabah namazı molasına kadar şiirler okudular, ezgilerle coştular. Sabah namazı için mola Kavaklıköy’de verildi. Hava bir hayli soğuktu, ama bizim ibadetimize olan aşkımız bizi hiç ama hiç üşütmüyordu. Abdest alacak tek bir yer olması ve kızlar için ayrı namaz kılacak bir yer olmamasına karşın, sinirler hiç gerilmeden, yüzler hiç asılmadan sıra beklendi… Sabah namazından sonra yolculuk yeniden devam etti…

canakkale.jpgPazar günü  6-7 sularında ayak basılmıştı Çanakkale’ye, yere basarken içi ürpermişti herkesin . Ne diyor rahmetle andığımız şairimiz Mehmed Akif  ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı, Düşün altındaki binlerce kefensiz  yatanı’ Bu mısraların üzerimize yüklediği sorumlulukla basıyorduk kanla sulanmış toprağa ve biliyorduk ki bastığımız her yerde adsız, sansız toprağın kara bağrını gülistan edenler yatıyor… Yolculuğun bu bölümünde bizlere rehberimiz eşlik etti. Şimdi onunla düşünüyor, O’nun anlattıklarından dersler çıkarıyorduk. Rehberimiz ‘ Çalışmalıyız arkadaşlar!

Ecdad bizim için çalıştı, çabaladı. Bizler de çok çalışmalıyız. Japonlar ilkokula başlamadan önce çocuklarını ilk önce yüksek teknolojiyle yapılmış yerlere, ardından da Amerika’nın zalimce vurduğu Hiroşima’ya  götürürler. İşte derler! İşte siz buradan çıktınız, bu güce   buradan çıkıp ulaştınız; eğer çalışmazsanız; geleceğiniz yer yine burasıdır.Böylece daha okula bile başlamayan çocuklara ‘çalışmak!’ bilinci aşılarlar’

Rehberimiz eşliğinde adım adım Çankakkale’yi geziyorduk. Tarihin  en büyük şehadet destanın yazanlara selam ediyorduk her bir durakta… Selam size!Ey şerefinin ölçüsü tarihin ufuklarına sığmayan kahramanlar…Selam size yüreği avucunda,kefeni sırtında olanlar…İşte böyle duygular barındırırken yüreğimizde,dinliyorduk rehberimizi dikkatlice.ilk duraklardan birindeyiz; Çanakkale 57. Alay Şehitliği…

Çanakkale’yi denizden geçemeyen İtilaf devletleri’nin 25 Nisan  1915 günü Gelibolu Yarısındası’na ve Kumkale’ye asker çıkartmalarıyla Çanakkale kara savaşları başlamıştı.Arıburnundan karaya çıkıp Conkbayırında ilerleyen çıkarma kuvvetleri,Atatürk’ün ’Ben size taarruz  emretmiyorum,ölmeyi emrediyorum.’ Emrini uygulayan türk birliklerince durduruldu. Bu birliklerden biri Hüseyin Avni Bey’in komutasındaki 57.Alay’dı. Bu Alay’ın başta komutanları olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı şehit düşmüştü. ikinci olarak; Yahya Çavuş ve askerlerinin, O er oğlu erlerin, o yiğit oğlu yiğitlerin şahlanarak Hakk’a yürüdükleri yerdeyiz. Allah ve Rasulünün övdüğü makama Çanakkale tepelerinden yükselen Yahya Çavuş ve 67 askeri,3000 askerden oluşan İngiliz ordusuyla 10 saat boyunca çarpışmıştır. Düşman, Yahya Çavuş ve askerlerinin yoğun ateşi karşısında, karşılarında bir tümen bulunduğunu sanmıştı. Yahya Çavuş Şehitliği'ndeki şu dörtlük Yahya Çavuş'u ve takım arkadaşlarının kahramanlığını veciz şekilde anlatmaktadır:

“Bir kahraman takım ve de Yahya Çavuş'tular
Tam üç alayla burada gönülden vuruştular
Düşman tümen sanırdı bu şahane erleri
Allah'ı arzu ettiler, akşama kavuştular”

canakkale.jpgBir diğer durağımız ise, Çanakkale Şehitler Abidesi. Burada da karşılıyor bizi, kan deryasında al al gül olup bitenler... Ölerek yaşayan, fedayı can ederek harimi ismetimizi, korunması gereken yerimizi koruyanlar.. bin yıllık tarihin, akışını durdurmak isteyen ehli salibe karşı, yenilmez, yıkılmaz olanlar...

Ve sıradaki durağımız Seddülbahir yani Seyit Onbaşı’nın dünyayı hayrete düşürdüğü 276 kg’lık topu ocean zırhlısına attığı,zafer ümidi ve ışığının parıltısının  bile görülmediği, günün en kahbe en zalim silahlarına,zırhlılarına sadece ‘İman’ gücüyle göğüs gerdiği yer… Komutanı sorar,düşmanın hayalleri kursağında koyan kahramana  -söyle,ne istersin karşılığında, Şöyle der Seyit onbaşı tahılımı ikiye çıkarın yeter! Ve yine dayanamaz, beraber omuz omuza savaştığı kardeşlerinden fazlasını yemeğe ve bölüşür onlarla ekmeğini…İşte böyle bir kardeşliğin sonucunda Çanakkale geçilmez oldu…Öyle bir kardeşlik ki bu,bir yandan düşmanla çarpışırken,bir yandan da yaralanan kardeşini sırtına almaya çalışıyordu şehitlerimiz…Son olarak öğle namazımızı kılmak ve karnımızı doyurmak için Kilitbahirdeyiz…Huşu içinde namazlarımızı kıldıktan sonra,bazılarımız köyü dolaşmayı tercih ederken, bazılarımız yalnız kalarak tefekkür etmeyi yeğledi.. Öyle bir şehir ki Çanakkale,baktığımız her yerde bir ibret abidesi…Çanakkale,arslan gibi kükreyip,mertçesine  haykıranların, Çanakkale,parça parça et olup dağlara tepelere yağanların cennete uçtuğu şehir….

Evet; Çanakkale’de ecdadla  olan buluşmamız bitmişti artık, yavaş yavaş gitme vakti gelmişti istanbul’a… Ve Çanakkale’nin bizde bıraktığı o muhteşem hissiyatla şunları söylüyorduk dönüş yolunda..Ey tarihin en büyük destanını yazanlar, süngüleriniz kalem, kanlarınız mürekkepti. Ey ölüm pazarında can sergileyen canlar, yiğit Mehmedler… Gözlerimiz semaya çekilen bayrağa bakar gibi,zaman ötesine sizlere mıhlı.. Size özenmemek mümkün mü? Bayrak semada ,şehid toprağın sinesinde yükselirmiş; bayrak uğruna,devlet uğruna,yarınlar uğruna,bugününü feda edenler.. sizi övmüyoruz. Çünkü övemiyoruz, sizi öven övmüş hem de ne güzel övmüş… en güzel isim, en makbul vasıf sizin: ‘ Çanakkale Şehidi’! Dünyada tahtınız gönüller, ahirette makamınız şehitler makamı… Çanakkale türk milletinin, al kanının, gözyaşının alın terinin sebil olduğu yer. Çanakkale başlı başına bir destan, bir tarih… Çanakkale yaralı arslanların pençesiz dövüşmek zorunda  bırakıldığı mekan…

canakkale.jpgÇanakkale,tarihte cümle çakalların hücum ettiği vatan…. Ey Şehid ve Gazi torunları! Bugün ne olursan ol, ama dünü unutma. Geçmişi unutursan vebalde kalırsın… Dün, cepheye giderken uzaklardan duyulan kağnıların yürek yakan iniltisini unuttun mu? Dünü unutmak mümkün değil. Dünsüz bugün olmaz ki… Hele kalbindeki külleri üfle, altında kıpkızıl bir ateşin yandığını göreceksin. Daha derinlere in; tortuları eş hele. Nefes alıp veren, soluyan, fokur fokur kaynayan bir yanardağ bulacaksın.Bu yanardağ senin yumruk kadar kalbinde çoşuyor…Üzerinde yaşadığın mirasın manasını anla… Dünü doğru öğren, bugünü doğru yorumla,geleceğe hazırlan.. Son olarak Harb-i Umuminin bütün cephelerinde, Milli mücadelede şehid  olan, gazi kalıp vefat eden, altın yürekli, cesur yiğitlerin hepsine de tekrar Rabbimizden rahmet diliyor, onlardan razı olması için dua ediyoruz…

 
Merve Tartan – Marmara İlahiyat I. Sınıf

E-İlahiyat Haber Ekibi / Çanakkale

Tags: canakkale

Yorumlar  

 
0 #10 Ziyaretçi 21-04-2008 17:03
Yazi cok güzel olmus sen düsündüklerini yazmissin, bende o gezideydim hic bir ögrencide bah settigin suru göremedim(is tisnalar haric).
Yazma kabiliyetine hayranlikduymam ak elde degil,kalemine saglik,böyle yazilarini bekleriz.
Alıntı
 
 
0 #9 Ziyaretçi 20-04-2008 18:33
kardesim merve gercekten cok güzel bi gezi yazısı olmuş...
Japonlar ilkokula başlamadan önce çocuklarını ilk önce yüksek teknolojiyle yapılmış yerlere, ardından da Amerikaâ??nın zalimce vurduğu Hiroşimaâ??ya götürürler. İşte derler! İşte siz buradan çıktınız, bu güce buradan çıkıp ulaştınız; eğer çalışmazsanız; geleceğiniz yer yine burası-)ır.Böylece daha okula bile başlamayan çocuklara â?? çalışmak!â?? bilinci aşılarlarâ??
özellikle bu konuya degindigin i çin çok tesekkür ediyorum...
daha baska yazılarını-)a 4 gözle bekliyorum gercekten kalemin çok kuvvetli
......................selam ve dua ile

Alıntı
 
 
0 #8 Ziyaretçi 15-04-2008 17:23
yeğenim merve eline sağlık çok ğüzel oldukca başarılı bir çalışma başarılarının devamını diliyor tekrarlarını bekliyoruz.saygılarımla
Alıntı
 
 
0 #7 Ziyaretçi 08-04-2008 19:31
tebrik ederim merve kardeşim tıpkı arkadaşların da dediği gibi gazeteci edasıyla calışmış ve yorumlamışsın bravo vallaa :-)
Alıntı
 
 
0 #6 Ziyaretçi 07-04-2008 23:39
Bence de hos bi geziydi her ne kadar uykusuz kalsak da. Bence Abide nin onunde cekilen fotografi da koyarsaniz hos olur.
Alıntı
 
 
0 #5 Ziyaretçi 05-04-2008 19:49
HAR İKA B İR YAZI OLMUş.DOSTUMUN YÜREğ İNE SAğLIK KALEM İNE KUVVET...
Alıntı
 
 
0 #4 Ziyaretçi 05-04-2008 17:30
Ben de katıldım o muhteşem Üanakkale gezisine.Ger çekten çok güzel ve verimli ge çti.
Merve arkadaşım da bunu çok güzel bi şekilde anlatmış.Resimlerde bi harika çok güzel pozlar.
(Merve bence sen geleceğin gazeteci yazarısın.Bak görürsün! sonra Zeyneb demişti dersin;-) )
Haberlerinin devamını bekliorum.....
Alıntı
 
 
0 #3 Ziyaretçi 04-04-2008 01:04
çanakkle ruhunu taşıyan bu guzel yaızyı kaleme alan merve kardseşimi tebrik ederim ve devamını-)a beklriz
Alıntı
 
 
0 #2 Ziyaretçi 03-04-2008 23:55
salih kardeşime çok teşekkür ediyorum allah razı olsun böyle güzel bi programa öncülük yaptığı i çin muhteşem bi atmosferdi takrarı nasip olur inşallah emeği ge çen herkeze teşşekür ediyorum.
Alıntı
 
 
0 #1 Ziyaretçi 03-04-2008 11:27
ya çok güzel bi yazı olmuş.. tekrar gitmiş gibi oldum..
insanın duygularını kabartıyor.. merve kardeşimize teşekkür ediyorum
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile