Pazartesi, 08 Kasım 2010 02:05
[Eilahiyat üyelerinden Hamit Yalçın’ın şiir kitabı 'İstanbul, Aşk ve Gözyaşı' yayınlandı. Çalışmasından dolayı kendilerini tebrik ederiz. Hayırlı olsun. ]
Ve insan rüzgârın önünde savrulan bir tohum gibidir. Nerede, ne zaman, nasıl bir yere düşeceğine rüzgârlar kara verir çoğu kez. İşte bu bilmediğiniz, seçmediğiniz ve size hangi şartları sunacağı konusunda hiçbir fikrinizin olmadığı; Hatta hiçbir fikrinizin olmadığı bir anne-baba kucağında hayata gözlerinizi açarsınız.
Bütün mesele buradadır. Kader çizgisinin karşısında, cüzi irade dediğimiz kaderle mücadele de başlar. İnsanoğlu garip bir varlıktır. Başarıyı kendinden başarısızlıkların nedenlerini farklı yerlerde arar. Çoğu zaman bilerek ya da bilmeden, bir iman göstergesi olarak kaderi suçlar.
Eh ne yapalım kader böyle imiş. Oysa insanın iradesi elindedir. Ve bu iradeyle hayra yürümek hayrı dilemek ve bu uğurda çalışmak zorundadır. Yoksa kuru bir kelamla her şeyin düzeleceğini beklemek aptallık olsa gerek.
Ayet aynen şöyle der: İnsan için ancak çalıştığı vardır. Bunun karşılığı hemen olmaya bilir..
İnsan bu bilmeden çıktığı yolculukta bir müddet aile, çevre ve çeşitli sosyal grup, töre, ahlak ve bir müddet sonra dinin de devreye girmesiyle belli bir şekil alır. Bulunduğu ortamlar, karışlaştığı sorunlar, yaşadığı sıkıntılar insanın şekillenmesinde ana şablonu oluşturur. Kişiliğe göre artık insan kendi kararını veren ve bu kararları uygulayıp sorumluluğunu yüklenen insan olmuştur. Eğer hayatta başka insanların verdiği kararların sorumluluğunu yükleniyorsa o zaman bu gelişimde bir sorun var demektir.
İnsan tohumunun diğer tohumlardan farkı bulunduğu ortama adapta olmakta pek fazla zorlanmamasıdır. Diğer canlı ve hayvanlar bu konuda insanoğlu kadar şanslı değildir. Bu da sanırım insanın ekmel surette yaratılmasıyla ilgili bir durum.
Eğer vicdan denilen mahkeme insanı yargılamazsa dünyanın en vahşi canavarına rahmet okutan insan. Vicdanını harekete geçirince dünyanın en mükemmel yaratılmışlığına layık bir insan olmaması için hiçbir neden yoktur.
İşte bu yolculukta yaşadıklarımın bir kısmını insanlarla paylaşmak adına bu sayfaları karalamış bulunuyorum. Okuyan herkesin mutlaka kendilerinden bir şeyler bulacağına inandığım bu eser kurgu ve hayalden öte bizzat yaşananlardan kaleme alınmış ve okuyan dostlarınım çok sıcak ve kendilerinden bir şeyler bulduğunu söyledikleri şiirlerden oluşmaktadır..
Selam ve Saygılarımla..
Kalemim
Yetmiyor avazım haykırsam boşa
Yorgun düştü yürek yürüye koşa
Derbeder serimi vurmaktan taşa
Şimdi sukut etti sustu kalemim
Yıllarca kahrını çekti sineye
Kan karıştı gözyaşından dideye
Serviydi umutlar döndü iğdeye
Bunca riya nifak küstü kalemim
Deli dolu aktı dağdan bayırdan
Geçti nice taştan yurttan çayırdan
Bir kula varmadı yolu hayırdan
Lakin enginlerde ustu kalemim
Nice yar saydığın çıktı çün ağyar
Sarsıldı bedenin dünya oldu dar
Konuşsan nafile sussan ayıp ar
Hulasa zehrini kustu kalemim
Avuçladı başın daldı derinden
Gün oldu kavurdu esti serinden
Krallar saraylar uçtu yerinden
Artık dingin bir dem esti kalemim
Savurdu külünü yeller çarnaçar
Bağrında yarayı hançerle açar
Aynada hayalin kendinden kaçar
Selamın sabahın kesti kalemim
HAMİT YALÇIN
derin_cileler@hotmail.com
| < Önceki |
|---|





Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için