Kitap Tanıtım

ahmet_murat[1971 Karaman doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Karaman ve Konya'da tamamladı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunu...


İki yıl kadar Kahire'de yaşadı. İslam Felsefesi alanında yüksek lisans yaptı. Öğretmenlik, mütercimlik, editörlük, metin yazarlığı ve televizyon yayıncılığı gibi çeşitli işlerde çalıştı. TRT ve Ülke TV'de kültür-sanat programları hazırlayıp sundu.  Şiir ve yazıları Dergâh, Yedi İklim, Kırklar, Varide, Hece, Virgül, Karagöz, Fayrap, Heves, İzdiham, Mostar gibi muhtelif dergilerde yayınlandı. Üç şiir kitabı var: Kaf ve Rengi, Kış Bilgisi ve geçtiğimiz günlerde yayınlanan Bir Şair Bisikletle. (Profil Yayınları) Yine yayınlanmış çevirileri bulunmakta: Halil Cibran'dan Fırtınalar, Tevfik el-Hâkim'den Sanat Üzerine... Halen İstanbul'da televizyon yayıncılığıyla uğraşıyor.[i]

..

Yıllar önce, Yavru kediler, civcivler ve yeni doğmuş oğlaklar. Bu üçü hakkıtenekecinda kötü bir şey söyleyeni duymadım diye yazmıştım. Ahmet Murat hakkında da olumsuz bir şey söyleyeni duymadım; hep iyi, hep güzel. Şiirleri gibi, ilişkileri de seviyeli. Sadece ne söylediğini değil, ne yaptığını da biliyor. Ne zaman aklıma gelse, beraberinde şu dizesi de geliyor: “Omzumda güzel ağırlık, bir arkadaşın eli.

Hem titiz, hem ahlaklı. İsmet Özel, boşuna, “Titizlik, ahlakın ta kendisidir” dememiş. ]

Zamanın geçtiğini biliyoruz. Bu zaman aslında muğlak bir konu. Nereye gidiyor zaman. Bilinmez. Ama bizi de beraberinde götürüyor. Mevsimler, saat, doğum ve ölüm elbette konuyu anlamada yardımcı olmaya çalışıyorlar; Lakin nereye kadar? Bahar geliyor, tomurcuk patlıyor; bir erik ağacı kimselerin uğramadığı ıssız bir tepede baştan ayağa beyaza bürünüp bir gelin gibi salınıyor. Kime ne?

Bize ne? Doğru. Biz çünkü artık ne zamana ne mekâna, ne yola, ne yere ne göğe bakmıyoruz. Mânasız şeyler bunlar diyoruz. İşimiz var, diyoruz. Bir yere yetişmeye çalışıyoruz. Kredi kartı borcu ödüyoruz. Bir AVM'nin labirentinde kayboluyoruz. Bir nevi yaşayan ölü. Bizi bu labirentten, bu evrak yığınlarından, kalın kitaplardan, seçimlerden ve pasaport kuyruğundan kim çekip çıkarabilir?

Şair Ahmet Murat, "Bir Şair Bisikletle" (Profil Yay. 2010) adlı kitabında, aynı adı taşıyan şiirine şöyle başlıyor:

Yeşil otlar tartarken ovadaki rüzgârı

Bir yağmur otobüsünden bakıyorduk dışarı

Ovadaki otlar yeşil. Hem yeşil hem uzun olmalı. Rüzgâr onları bir o yana bir bu yana sallamalı. Bu salıncağa takılacağız işte. Bir o yana, bir bu yana gide gele otobüsten, yoldan, yolculardan, yolculuktan çıkıp gideceğiz. İşte o zaman, zaman kaybolur.

Biz onun elindmkutluen değil, o bizim elimizden tutar, gideriz. Çocukluğa, ilk aşk mektubunu kaleme aldığımız geceye, dedenin mezarına, ilk mektep sıralarına, uçurtmalara, dereden donla çıkıp çeneler titreyerek sıcak kumlara yatmaya veya bir dilim karpuzu ısıra ısıra yemeye. Daha ötelere, meleklere, cennete, sırat köprüsüne, mahşer meydanına kimbilir daha nelere.

Yağmur vururken cama. O tıpırtı. Otobüsün tekerlek sesleri. Buğulu görüntüler. Birden açan güneş. Çobanın kepeneğinden yükselen buğu.

İbrahim'e "Cenneti tarif ediyorlar ama şöyle: Ağaç, ırmak, çiçekler, köşk vesaire. Haliyle bu dünyaya nisbet ediliyor. Oysa bu soyut bir mesele değil mi?" diye sormuştum.

Bir Allah dostunun sözü ile cevapladı beni: "Varlığına imanımız tamdır, ancak keyfiyeti meçhuldür."

O sırada biri geçer yoldan. Tepeye vurur gider, gözden kaybolur. Ahmet Murat şöyle diyor:

Biz sandık ki o tepe değişti.

Elbette değişmiştir. O tepe artık o kişinin aşıp geçtiği tepedir. Yeryüzü bu sebeple insanoğluna ihsan edilmiştir. Tepelere sahip çıkamayız. Hiçbir şeye sahip çıkamayız. Dünyaya çivi çakamayız. Ancak geçip gideriz. Çünkü o bir gölgeliktir. Az bir zaman nefeslenir, yeniden yola düşeriz. Nereye gidiyoruz?

Biz bunları düşünürken kahveler soğur. Her yanı bir dalgınlık kaplamıştır. Eşyadan, nefisten, vazgeçemeyeceğimiz her şeyden bir bağla bağlanmış iken "bir şey olur". Buyrun. Ahmet Murat öyle diyor. "Bir şey olur" ve "Bir kuş biter". Sanki zil çalmış mesai sona ermiştir. Bu yüzden herkes sokaklardadır. Herkes yanındakini dirseği ile dürter:

Herkes dirseği ile yanındakini: neydi, neydi?

İşte şiirin uyarısı. Ama ne olduğunu çıkaramayız. Bu muğlak atmosferdebirsairbisikletle uyarılmış, olmamız yeter. Bir şiir bizi ikindiye taşır. İkindi çabuk gelir, çabuk geçer. Ömür gibi.

İkindiyi kaçırmayın diyor şair. Yani gaflet perdesini kaldırın.

"Sağına soluna çarparak bir şair bisikletiyle" ikindiyi kaçırmayın diyor. Tuhaf, bana öyle geliyor. Ben de yürümüştüm olgun başaklar arasında. Yol kumlu ve ıssızdı. Bisikletin tekerleklerinden mânalı çıtırtılar geliyordu. Derken bir kuş havalandı. Çırpınarak bir kuş. İkindi ezanı okunmaya başladı. Bisikleti durdurdum, ezanı dinlemeye başladım. Arılar, cırcır böcekleri, rüzgar, her şey susmuş ezanı dinliyordu. Büyülenmiş gibiydim. İşte orada "Kainatın Kitabı" karşısındaydım. Ahmet Murat bizi "bir yağmur otobüsü"nün buğulu camından kainata baktırıyor. Ne görüyoruz, ne anlıyoruz? Ama yine de birbirimizi dirsekle dürtüp uyarıyoruz. Şairin uyarısı Cansever'in karanfili gibi elden ele dolaşıyor. Ahmet Murat ile başladık, Ahmet Hamdi ile bitirelim:

Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan

Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan

Dönmeyen gemiler olduk açıktan

Adımızı soran, arayan var mı?

Bütün has şairler tek bir şairdir; ve bütün has şiirler tek bir şiir.

* Şiir tahlili yapmak umutsuz bir çabadır. Ancak gerçek şiirden bize çarpan ve bir miktar aklımızı, daha çok kalbimizi tetikleyen noktalara değinebiliriz. Haliyle bunlar da muğlaktır. Şiir "apaçık" da olabilir. Ne mutlu onu yazabilene.

Mustafa Kutlu

Yeni şafak

 



[i] “Köpekler uluyor, yıldızlar kızarıyor, ayvalar tüyleniyor… nasıl yazmam’’ demişti Zeki Bulduk ağabeyin kendisi ile yaptığı bir söyleşide Ahmet Murat..

Ahmet Murat’ı yazan Mustafa Kutlu olunca öncesinde bir şey söylemek haddimiz olamazdı. Furkan Çalışkan’ın geçen yıl Milli Gazete’de [16.09.2010 Milli Gazete] kendisi ile yaptığı söyleşinin girişi ve İbrahim Tenekeci’nin Ahmet Murat hakkında satırlarını [Milli Gazete] alıntılamış olalım.

Yorumlar  

 
0 #1 Ziyaretçi 22-02-2011 20:36
tanıtım için teşekkürler,öyl e görünüyor ki Ahmet Murat'ı okumamız gerekiyor.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile