Perşembe, 19 Mart 2009 02:01
Bu eser Mimar Sinan ve Süleymaniye Külliyesi, kültür mirasımızdaki biri insan diğeri kurum olan, birbirine bağlı iki modelin, yönetim ve psikoloji çerçevesinde yorumlanmasıdır.
Bu eserlerin ilham kaynağı, yöneticilere yönelik birden fazla disiplinle bütünleşmiş, farklı bir eğitim yöntemi geliştirme isteğidir. Kendi öykümüzden, tarihi derinliğimizden yola çıkarak, tarih, edebiyat, sanat, mimari, şehircilik, psikoloji ve yönetim disiplinlerini bir modelin bütünlüğünde okumak bu yöntemin oluşturduğu farktır. Bu okuyuşu günümüze taşıyarak yeni bir bakış, farkındalık ve duyarlılık oluşumuna katkı yapmak ise bu eğitim yönteminin amacıdır. Bu eser aynı zamanda bu eğitim yönteminin kuramsal çerçevesidir.
Bugünün adımlarıyla güçlü bir yarını inşa edebilmemizin; uzun ömürlü, güçlü ve
esnek yapılar kurabilmemizle mümkün olduğu düşüncesindeyim. Kanaatimce bize bu konuda yol gösterebilecek, tarihimizdeki hâkim zirve “Osmanlı Medeniyeti”dir.
Her medeniyet dünyayı yeniden tanımlama ve anlamlandırma projesidir. Her medeniyet bu projeyi kurumsal yapılarla inşa eder. Osmanlı medeniyetinde bu görevi yüklenen en önemli kurumsal yapılar ise “külliye”lerdir. Külliyeler içinde en iyi örnek ise Süleymaniye Külliyesi’dir. Bugün yönetim geleneğimizi besleyecek ve uzun ömürlü yapılar oluşturmamızı sağlayacak ilkeler “külliye” modeli içerisinde gizlidir.
Her eserin arkasında bir sistem ve her sistemin özünde onu yürüten insan gerçeği vardır. Süleymaniye Külliyesi’nde karşımıza iki medeniyet eseri çıkar. Bunlardan birincisi bir model olarak Süleymaniye Külliyesi’nin kendisidir. Diğeri ise Osmanlı medeniyetinin insan modeli olarak inşa ettiği Mimar Sinan. Osmanlı medeniyetinin ruhuyla yoğrulan Süleymaniye ve bu ruhun insan varlığındaki ifadesi Sinan. Bu iki eser birbirleri ile bir bütündür. Bu iki eserin anlaşılabilmesi, aynı zamanda Sinan’ı inşa eden medeniyet sisteminin anlaşılabilmesiyle mümkündür.
Bu gerçeklikten yola çıkarak dizinin ilk kitabında, Mimar Sinan ve onu yetiştiren sistem ile Süleymaniye Külliyesi’nin inşa süreci birlikte ele alınmıştır.
İlk bölümde Sinan’ın hayat hikâyesi aktarılmış, Sinan’ın dehasını işleyen ve önünü açan (Osmanlı yönetici yetiştirme programındaki) kurumlar tanıtılmıştır. Ardından Sinan’ın kişiliğinden ve onu dünyaya armağan eden Osmanlı kurumlarından, günümüz yönetim uygulamalarına katkı sağlayacak bilgiler; insan kaynakları yönetimi, yönetici yetiştirme programı, motivasyon, kurum içi eğitim gibi alanlarda yapılan çıkarım ve yorumlar ile aktarılmıştır. İkinci bölümde Süleymaniye Külliyesi’nin yapım sürecinden, günümüz proje yönetimine aktarılabilecek uygulamalar ele alınmıştır.
Her bölümde önce tarih, sanat tarihi, mimari ve edebiyat disiplinleri çerçevesinden Süleymaniye’ye bakış ortaya konulmuş, ardından bu bütünlük yönetim ve yönetim psikolojisi açısından ele alınmıştır. Bu yaklaşım
İlk aşamada sanat, edebiyat, tarih, mimari ve şehircilik konusunda sahasında saygın isimlerin görüşleri sentezlenmiştir. Bu kısımlarda mümkün olduğunca yorumlamalara yer verilmemiş, yönetim ve psikoloji konusundaki yorumlar ayrı başlıklarda değerlendirilmiştir. Bu kısımlardaki yorumlar tamamen özgündür. Bu kısımlarda referans görüşlere ve kaynaklara genelde başvurulmamasının nedeni zaten eserin bu konuda ilk olmasıdır.
Bu yaklaşımın diğer bir amacı da eseri okuyacak olan yöneticilerin, tarih ve sanat konularında farkındalık oluşturmalarına katkı sağlamak, tarihi derinliğimizi yönetim dünyamıza taşımalarına yardımcı olmaktır.
Yönetsel ve psikolojik çözümlemelerle birlikte eser bir bütün olarak okunduğunda günümüz yönetiminde bize yol gösterecek uygulanabilir bilgi ve ilkelere ulaşılır. Çalışmanın temel amacı da budur.
Bugün birçok depremi, yangını ve toplumsal değişimi aşarak dimdik ayakta duran Süleymaniye Külliyesi; 451 yıllık yaşıyla sürekliliği ve kurumsallaşmayı anlatan, İstanbul’un tepesinde bir ulu çınardır.
Süleymaniye, sadece mimari ve sanatsal açıdan öne çıkan bir eser değildir. Bir şehircilik, kültür ve yönetim modelidir. Hepsinin üzerinde bir dünya tasavvuru, bir medeniyet genidir.
Bu gen, bünyesinde güçlü bir kültür inşa etmenin, kurumsallaşmanın ve yönetim psikolojisinin şifrelerini taşımaktadır. Bu eser bu şifreleri analiz etmek iddiasıyla ortaya konulmuştur. Aynı zamanda alanında ilk ve öncü olma niteliğini de taşımaktadır. Bir ilki oluşturmanın, öncü olmanın verdiği sorumluluk ve sevinci hissederken, esere ilişkin yapıcı eleştirilerin yeni çalışmaların motivasyonu olacağını da ifade etmek isterim.
Bu eserin oluşturmak istediği zihinsel farkındalığın özü, Ahi Şeyhi Edebali’nin Osman Gazi’ye aktardığı sözlerde ifadesini bulur:
“Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.”
Yapmak istediğimiz sosyal ve kültürel katkıyı ise Turan Oflazoğlu’nun sözleriyle özetleyebiliriz.
“Dünü, bugünün dinamiği haline getirmek gerekir.”
İbrahim Zeyd Gerçik
1970 Çanakkale doğumlu. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Kamu Yönetimi Bölümü’nden 1992 yılında mezun oldu. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi, Davranış Bilimleri Bilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi’nde Sosyoloji Okutmanı (1993–1995), Kırıkkale Üniversitesi’nde Kamu Yönetimi Okutmanı (1995–1998) olarak görev aldı.
Eğitim, Halkla İlişkiler, Araştırma ve Planlama alanlarında yönetici olarak çalıştı (1998–2003). Özel bir eğitim ve danışmanlık firmasında “İnsan Kaynakları Uzmanlığı” eğitim programını tamamladı. 2003 yılından beri eğitim yöneticisi olarak görev yapmakta, yönetim ve yönetim psikolojisi alanlarında şirketlere yönelik eğitimler vermektedir. Ayrıca çeşitli vakıf ve kültür merkezlerinde uzmanlık alanıyla ilgili konularda topluma yönelik seminerleri yönetmektedir.
AKIL VE İNANÇ / Din Felsefesine Giriş
Modernliğin dini toplumsal hayattan tamamen dışlamaya yönelik tavrı, akıl savunucularıyla ilahiyat uzmanlarını birçok konuda karşı karşıya getirdi. Akıl savunucuları, dinlerin temel ilkelerine yönelik şiddetli saldırılarda bulunurlarken, ilahiyatçılar zaman zaman kendi geleneklerinden sapma göstermek suretiyle dogmaları akıl ile izah etmeye çalıştılar. Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde bu tartışmalarda büyük bir artış gözlemlenmektedir.
Elinizdeki kitap, bu tartışmaları, din felsefesinin gerek klasik, gerekse de çağdaş sorunlarını tartışmak suretiyle ortaya koymaktadır. Tanrı’nın varlığı, akıl ile iman ilişkisi, Tanrı’nın âlem ile ilişkisi, ölümden sonra hayat ve mucizelerin varlığı gibi klasik sorunların yanında, dini çeşitlilik, çoğulculuk, din dili ve din ve bilim ilişkisi gibi çağdaş sorunlar da eserde ele alınıyor. Ayrıca, din felsefesinin çetrefilli gibi görünen başlıkları oldukça kapsamlı, hem güncel hem de tarihsel yönleri ile hem felsefi hem de teolojik açılardan ortaya konuluyor.
Bu eser, din felsefesiyle ilgilenenler için önemli bir giriş kitabı olmanın yanı sıra Türkçedeki mevcut boşluğu doldurmaya aday.
AKIL VE İNANÇ / Din Felsefesine Giriş
Yazarlar
Michael Peterson
William Hasker
Bruce Reichenbach
David Basinger
Tercüme
Rahim Acar
Orijinal İsmi
Reason and religious Blief, New York, Oxford University Pres, 2003
İkinci Basım, Mart 2009
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




