Ustada kalırsa bu öksüz yapı
Onu sürdürmeyen çırak utansın
-Necip Fazıl-
Milli şef saltanatının hükmünü kaybettiği yılların akabinde memleketin her bir köşesinde vermiş olduğu konferanslar ile Anadolu gençliğinin içindeki küllenmiş azme ve aksiyona yeni bir ruh üfleyen Necip Fazıl, rıza-ı Bârî için yapılan amellerin neticesiz kalmayacağı hakikati mucibince, Anadolu’nun bereketli toprağından fışkıran filizleri, henüz hayatta iken görme fırsatına ermiştir.
Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış,
Marifet bu gerisi, yalnız çelik çomakmış
mısralarında vücut bulan sanat telakkisi, Necip Fazıl takipçisi gençler için bir düstur olmuş, o gençler, eserlerini de bu minvalde oluşturmuşlardır. Hasan Nail Canat’ta, bu gençlerden birisidir.
1944 senesinde Kayseri’de doğan ve 1969’lardan 2004 senesine, yani vefatına kadar, sanatını, dini ve milleti uğruna icra eden Hasan Nail Canat, 25 Nisan 2009 Cumartesi günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nce tertip edilen bir programla yâd edildi. Dostlarından Abdurrahman Şen’in oturum başkanlığı yaptığı programda, Mustafa Miyasoğlu ve Muzaffer Doğan’da programa konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılardan bir diğeri olan ve ilk tiyatro eğitimini Hasan Nail Canat’tan alan İbrahim Sadri ise, rahatsızlığı sebebi ile programa iştirak edemedi. İlk başta söz alan Mustafa Miyasoğlu, lise yıllarından itibaren hem okul hem de dava arkadaşlığı yaptığı Hasan Nail Canat’ın, cumhuriyet devrindeki en mühim halk tiyatrocularından biri olduğunu, onun Kayseri’de akşam lisesi okurken dahi Kayseri civarında tiyatro oynadığını ifade etti.
Üstad Necip Fazıl’ın, eserleri ile kendilerinin tiyatroya meyline sebep olduğunu ifade eden Miyasoğlu, Hasan Nail Canat’ın evvela melodramatik, sonra da kabare gibi fragmatik oyunlar yazıp sahnelediğini belirtti. Miyasoğlu, Hasan Nail Canat’ın halk tiyatrosu vasıtasıyla bir davayı ve dünyayı, evrensel bir anlayış ile sunduğunu, 1980 ihtilali sonrası ise 1985-86 yıllarında kadar baskılardan ötürü oyun oynayamadığını ifade etti. Kendisinin, Hasan Nail Canat’a tiyatro eserlerini roman ve hikâye türünde yazma teklifi götürdüğünü belirten Miyasoğlu, onun, eserlerindeki her ayrıntıyı bizatihi gidip görmek suretiyle yazdığını söyledi. Miyasoğlu, vefatının akabinde eserlerinin kendisi vasıtası ile Timaş Yayınları’nca basıldığını ve kimilerinin bir iki sene içerisinde on altı baskı yaptığını ve bundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.(1)
Miyasoğlu’nun akabinde söz alan Muzaffer Doğan, kendisinin Hasan Nail Canat ile kırk yıl evvel tanıştığını, lise son sınıfta iken onun Moskof Sehpası isimli tiyatro oyununu Nevşehir’de izlediğini belirtti. 21 Ekim 2004 günü Eyüp Mezarlığı’na defnettikleri dostu
Hasan Nail Canat’ın, Üstad Necip Fazıl’ın poetikasında ifade ettiği sanat ile alakalı şiir mucibince, sanatın Allah’ı aramak olduğunu idrak etmiş olduğunu belirtti. Onun, hayatı boyunca maddeye değer vermeyen bir mizaca sahip olduğunu belirten Doğan, Hasan Nail Canat’ın, gitmiş olduğu turnelerde vakıf ve cemaatlerin vermeleri gereken cüz’i ücreti vermedikleri zaman dahi şikâyet etmediğini ifade etti. Şu an iktidarı elinde bulunduranların Hasan Nail dostları olmalarına rağmen onunla alakalı ciddi bir faaliyete imza atmadıklarına da değinen Doğan, adına bir tiyatro okulu kurulması veya adının bir kültür merkezine verilmesi gerektiğini ifade etti. “Terleyenlerin doymadığı, doyanların terlemediği bir ülkede yaşıyoruz” diyen Hasan Nail Canat’ın bir sanatkâr olarak hayatı boyunca maddi manada doymadığını (ki burada gözün doymasından bahsetmiyoruz) ifade eden Doğan, manevi olarak ise yapmış olduğu hizmetler ile bir bakıma kazançlı olduğunu belirtti. Doğan, son olarak, bize düşenin, vefat edenin arkasından yas tutmak değil, davasına omuz vermek olduğunu ifade etti.
Abdurrahman Şen, iki konuşmacının ardından, dinleyiciler arasında Hasan Nail Canat ile yıllarca tiyatro yapan Ulvi Alacakaptan’ı da, birkaç söz söylemesi için kürsüye davet etti. Alacakaptan, 1984 senesinde hidayete erdikten (eskiden sol ideolojiye bağlıydı) sonra Hasan Nail Canat ile tiyatro oynadıklarını, bu süre içerisinde acı tatlı birçok şey yaşadıklarını ama en sonunda vefatından önce helalleştiklerini belirtti.
Muzaffer Doğan’ın, iktidarda olan Hasan Nail dostlarının bir şeyler yapma isteğinin ise mümkün olmadığını iddia eden Alacakaptan, Bülent Ecevit ve Genco Erkal gibi sol eğilimli kimselerin isimlerinin kültür merkezlerine isim olarak verilirken, Hasan Nail Canat gibi şahsiyetler için böyle bir durumun söz konusu olamayacağını savundu. Kültür merkezlerimizin ve tiyatro salonlarımızın arttığını ama ne oynandığını da soran Alacakaptan, kendisinin sadece Necip Fazıl’ın Bir Adam Yaratmak isimli eserin oyununu hatırladığını belirtti. O oyunda ise metindeki Allah lafızlarının çıkartıldığını, daha sonra ise farklı bir şekilde montajlanmak sureti ile oyuna dâhil edildiğini ifade etti (ki bunlar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’e bağlı Şehir Tiyatroları’nda olmaktadır). Ulvi Alacakaptan, eskiden ihlâs gibi görünen şeylerin esasında yoksulluk olduğunu fark ettiklerini, dindar geçinenlerin ellerine para geçince dönüştükleri durumun içler acısı olduğu belirtti. Dinleyiciler arasında bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdür Vekili Hüseyin Öztürk, Alacakaptan’ın iddiaları üzerine söz alarak kürsüye çıktı ve kendilerine proje ile gelen hiç kimseyi geri çevirmediklerini, kültür merkezlerine verilen isimler hususunda ise bunun kendi inisifiyati dışında olduğunu belirtti (ancak şu da bir vakıa ki, devrin Üsküdar Belediye Başkanı’nın, ciddi bir oyun için izin istenmesi üzerine; “şimdi başımıza masraf çıkarmasınlar. Oyun izlemek isteyen Şehir Tiyatrolarına gitsin. Söyleyin Hasan Nail Canat'a çocuk oyunuyla idare etsin” sözleri, Hüseyin Öztürk’ü hiç de haklı çıkarmıyor). Program, Hasan Nail Canat’ın oğlu Safa Canat’ın, büyükşehir belediyesine, babasının vefatının beşinci senesinde böyle bir yâd programı düzenlemeleri sebebiyle teşekkür etmesinin akabinde tamamlandı. Ruhu için; el-Fatiha…
Abdurrahman MIHCIOĞLU
Bünyamin Yılmaz’ın Milli Gazete’de Hasan Nail Canat için yazdığı yazıyı okumak için:
http://www.milligazete.com.tr/haber/tztde-dostlarinin-gozuyle-hasan-nail-canat-123767.htm
Hasan Nail Canat’ın dilinden Necip Fazıl’ın Sakarya Şiiri’ni izlemek için:
http://www.youtube.com/watch?v=imyjEDn8GTE
-------------------------
1.Timaş Yayınları, Hasan Nail Canat’ın eserlerini basmıştır ancak nasıl basmıştır? Gördüğümüz kadarıyla muhtevalarını kesip kırparak ve eserlere muhtevaları ile alakasız kapak resimleri koyarak basmıştır. Hâlbuki Bir Avuç Ateş, Yaralı Serçe ve diğer eserler, ne çok uzundur, ne de içlerinde kesip çıkarılması gereken bir unsur barındırmaktadır. Peki, Timaş Yayınları eser sahibi de hayatta değilken ne hakla eser sahibini de rahatsız edecek böyle bir icraata imza atmıştır? Bu hususlar bizzat yayınevine iletilmiş, ancak Hasan Nail Canat’ın eserleri üzerinden rahmetliye yapılan bu saygısızlık hiçbir surette izaha kavuşturulmamıştır. Timaş Yayınları’nın bu hususta gerekeni yapmasını, yani eserleri aslına uygun ve de muhtevalarıyla münasip kapak resimleri basmalarını bekliyoruz.
San'atını İslam'a Adayan Mütevâzi Şahsiyet için tıklayınız..| < Önceki | Sonraki > |
|---|




