Cuma, 15 Mayıs 2009 23:19
Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Veli ATMACA hocamızın, Türkiye geneli için Diyanet Teşkilatı bünyesinde tesis edilecek
ve halkın herhangi bir afet, yıkım ve faciaya maruz kalması durumunda dini referanslar çerçevesinde halka yardımcı olacak bir oluşum için yapmış olduğu Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Moral Dairesi taslak çalışması, ilahiyat mensuplarının görüş ve önerilerini almak üzere aşağıdadır.
Kurulması planlanan bu teşekkül hakkındaki kanaatlerinizi bildirmeniz, bu teşekkülün seyri açısından da ehemmiyeti haizdir.
“Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Moral Dairesi Kurulması”
Teklifi öngörülen kurumun adlandırılması, gerekçesi, amacı ve teşkilat oluşumu hakkındaki şahsi görüşlerimiz aşağıdaki gibidir. Ancak öncelikle böyle bir kuruma duyulan ihtiyaç, faydaları ve içinde bulunduğumuz şartların genel olarak değerlendirilmesine dair şahsi görüşlerimizin belirtilmesini gerekli görüyoruz.
En yakın coğrafyadan en uzağına kadar yaşayan insanların günlük hayatında yaşaya geldikleri çeşitli problemleri vardır. Bizim, hem dini hem de kültürel olarak, bu insanlara ulaşmak; onlara ihtiyaçlarını gidermek konusunda vicdani, dini, milli ve tarihi tecrübemiz ve birikimimiz yeterli olmakla beraber, bize mesuliyette yüklemektedir.
Temelde insan olarak herkese götürülmesi zaruri hizmetler yanında, dini, milli ve kültürel müşterekliğimiz bulunan insanlara hizmet sunmak ise ayrı bir tecrübe ve bilgi altyapısı gerektirmektedir. Zira maddi ve manevi değerlerde ortak olan ve bu müşterekliği konuşma ve davranışlarında yansıtan kişilerin, hizmet sunmak istediği hedef kitle üzerinde daha etkili ve yapıcı olduğu malumdur. Bu tür hizmetler, şükürler olsun ki milletimizde ferdi veya toplumsal olarak gönüllülük esasına bağlı olarak, Rıza-i Bâri için, sevap maksadıyla icra edilmektedir. Bazen ferden bazen da sivil kuruluşlar vasıtasıyla giderilmeye çalışılan ihtiyaçlar ya eksik kalmakta veya bazı kişi ve gurupların tarafgirliğine zemin hazırlamaktadır. Buna zaruret halindeki insanların ihtiyaç ve duygularının suiistimal edilmesi de diyebiliriz. Bu durum kaş yaparken göz çıkarmak şeklinde netice verebilir; toplum hizmet aldığı sivil kuruluşların etrafında kamplara ayrılmak suretiyle tarafgirlik ve kötü rekabet manzaralarına sahne olabilir. Bu ve benzeri durumlar, toplumumuzda birlik beraberlik yerine gurupsal tefrikalara yol açabilir.
Kişisel veya belli gurupların, amacı itibariyle iyi ama sonuçları bakımından daha birçok
sıkıntıyı peşinden getirmesi muhtemel hizmetler karşısında devletin resmi bir kurumu, sosyal, kültürel, ahlaki değerler etrafında bütünleşmesi, ayrılık esasına bina edilmiş bazı dernek, vakıf veya kişisel hizmetlere karşı mesafeli duran veya hizmet alamayan ya da belli gurupların dışladığı insanlarımızın, daha güvenli ve istismar edilme endişesi duymadan yardım alabileceği bir kuruma ihtiyaçları olduğu tahmin edilebilir.
Önerilen bu hizmetlerin Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde kurulacak özel bir birim tarafından verilmesi halinde bütünleştirici, insanlarımızın hizmette ayrıma tabi tutulmayacağı ve devletin şefkatini yakından hissetmesini sağlayacaktır.
İlgili birimin, yerinde, ihtiyaçlara cevap verecek yeterlilikte, donanımlı ve geniş kapsamlı hizmet ağı ile, hizmete muhtaç insanların farklı siyasi, coğrafi ve değişik din telkinlerinden uzak, minnetsiz ve sürekli çalışması neticesinde, hem Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmet alanının genişlemesi, hizmetlerinin kurumsallaşması ve en önemlisi de bazı çevrelerin çeşitli bahanelerle mevcudiyeti tartışılan Başkanlığın ve ona bağlı Vakfın, başta milletimiz olmak üzere sınırlarımız dışındaki insanların ümit kapısı olmasını beraberinde getireceği için, rahatsız edici tartışma ve sataşmaların da üstesinden geleceği, bu hizmet ağı ile yurt içinde ve dışında devletimizin de tanıtımını yaparak itibarının artırılacağı düşünülmektedir.
Etkin kılınacak olan söz konusu kurumsal hizmet biriminin faaliyetleri, Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve Vakfın maddi ve manevi desteği de celbedeceği göz ardı edilemez.
Böyle bir teklifi gerekli kılan şartlar, günlük hayatımızda, çevremizde, yazılı ve bilhassa görsel basında izlediğimiz acı örneklerle daha canlı görülmektedir. Hiç değilse evlilik meselesinde bile ne kadar çok televizyon programı yapılmakta, oraya nice insanımız son çare diyerek gelmekte ama yine de adliye ve karakollara gitmemektedir. Bu türlü programlara ümit bağlayanların da program esnasında veya sonrasında yakınları ve muhatapları tarafından, demek sen bizi cümle âleme rezil edersin öyle mi? Diyerek acı olaylara sebebiyet verdiği de unutulmamalıdır. Çok muzdarip olduğumuz ama yıllarca üstesinden gelemediğimiz bazı yaralarımızdan, çeşitli siyasi ve dini ihtilaflar, şiddet, terör, tinerci, balici çocuklar, kapkaç olayları, soygun, rüşvet, aile bağlarının zayıflaması, aşiret davaları, gencecik kızların evlendirilmesindeki çağdışı uygulamalar, başlık parası v.b. zorlamalar neticesinde çıkan kavgalar, alacak verecek meselelerinde vatandaşımızın meşru yollar dışında çare aramaları, zimmete mal geçirmeler ve kaçakçılık gibi daha birçok sosyal problemlerin hangisiyle baş edebildik? Bunların halli için yeterince kanunumuz ve görevlimiz de var iken, sınırlı oranda başarı sağlanabiliyor ama tamamen bitiremiyorsak, yeni açılımlar ve enstrümanları devreye sokmak gerekmez mi?
Evet, her ne kadar kişisel, ailevi, resmi veya kurumsal verimliliği, huzur ve uygarlığı temin için yeterince kanun varsa da, amaca hizmet edecek derecede uygulandığı söylenemez. Teklifin amaçlarından birisi de, milli birlik ve beraberliğimizi sağlamak, insanlarımızı aile ve iş hayatında mutlu kılmak, kendi akıbetlerini karartacak işlere teşebbüs etmeden önce, onları bilgilendirmek için mevcut kanunların daha etkin kullanılmasına destek sağlamaktır. Bu devlet desteğini vermek üzere kurulmuş kurumlara insanlarımızın yeterince müracaat etmediği ve bu kurumların vatandaşa ulaşamadığı bir gerçektir. Bu ihmalin vatandaş cephesi sosyo kültürel sebeplere de dayanmaktadır. Problemlerin çözümünü, olaylar vukua gelmeden; henüz niyet ve düşünce aşamasındayken, paylaşılması ve vicdan meselesinin devreye sokulması halinde, halkımız nezdinde kültürel ve geleneksel olarak itimat telkin eden bir kurum vasıtasıyla paylaşılarak sağlamanın en güzel yol olduğunu düşünüyoruz. Misal olarak insanımız özel, kişisel veya kurumsal problemlerini karakola ve adliyeye veya kamunun duymasına yansıtmamak ve bunları bir sır olarak saklamak eğiliminde olup haya etmektedir. Ancak meselelerini daha fazla saklayamamakta; kendince ve öfke ile verdiği kararların neticesinde kanun ve kolluk güçlerinin huzuruna çıkmaktadır. Artık iş kanun meselesi olmuştur, geri dönülemez. Dönülse de eski metanetini koruyamaz; bir kere yara almıştır. Bizim önerimizin ana hedeflerinden birisi de, mahremiyetini bile paylaşabileceği ölçüde güvendiği din adamları veya dini kurumların, kişisel ve mahrem sayılan bu meselelerde vatandaşın rahatlıkla derdini dökebileceği, etrafa duyurulmadan, halkın tabiriyle ele güne rezil olmadan makul çözümler yanında gerekiyorsa maddi ve manevi yardım alabileceğine dair psikolojik ortamdan faydalanmaktır.
Olaylar adliyeye veya karakola gitmeden önce çözümlenirse, insanımızın derdine daha kalıcı çözüm bulunabilir kanaatindeyiz.
ÖNERİLEN BİRİMDE PERSONEL İSTİHDAMI HAKKINDA
a-Teşkilat görevlisi
Bölgede bulunan il müftülerinin kendi arasından seçeceği veya Başkanlığın tayin edeceği bil il müftüsü. İllerde ise o ilin il müftüsü veya yerine tayin edeceği bir vekil.
b-İlahiyat Fakültesi Temsilcisi:
Bölgede bulunan ilahiyat fakültesinde görevli ve hizmet alanına ve amacına göre faydalı olacağı umulan branştan bir öğretim elemanı veya kişisel kabiliyet ve liyakatine göre tespit edilecek bir akademisyen.
Şayet bölgede birden çok İlahiyat Fakültesi varsa, bunların kendi aralarında teklif edeceği adaylardan seçerek tespit edilecek birer temsilci.
c-Sağlık Temsilcisi:
En çok ihtiyaç duyulan branş veya branşlardan uzman doktor ve hemşire. Bunlar içerisinde, kadın hastalıkları, Acil müdahale, çocuk ve yetişkin psikolojisi uzmanı olması önemlidir. Hemşirelerden acil müdahale tecrübesi olan, doğum ve ebelik alanında tecrübeli olanlardan birer personel.
d-Hukuk Temsilcisi:
Gerek tabii afet halinde gerekse sair ferdi, ailevi veya kurumsal talep veya davetlerde fertlerin problemlerinin hukuki yönünü aydınlatacak, kişilerin içinde bulunduğu şartlarda ne gibi mükellefiyetlerinin, hak ve hürriyetlerinin olduğunu hatırlatarak onları aydınlatacak ve yönlendirecek bir avukat, gönüllü olarak guruba dâhil edilebilir. Bu da kişilerin travma geçirdiği, derdine düşüp telaşlandığı anlarda ve panik halinde bilinçsizce bazı kişisel teşebbüslerinin geri dönülmez ve telafi edilmez sonuç doğuracak durumlardan uzak durmasını temin edecektir.
e-Kültür ve Sosyal Bilim temsilcisi:
Bu alanda muhtemel ihtiyacı karşılayabilecek düzeyde insan ilişkilerinde, iletişim ve bilgilendirmede faydalı olacağı umulan üye tesbiti. Bu Halk Bilim, Folklor, Edebiyat, Tarih ve Sanat erbabı bir uzman tayini.
f-Halk Temsilcisi.
O bölgede veya ilde tanınan ve saygı duyulan emekli müftü, vaiz, öğretmen, öğretim elemanı, kanaat önderi veya şefkat ve yardımseverliği ile tanınan birer temsilci.
SÖZKONUSU BİRİMİN HİZMET ALANI VE ÇEŞİTLERİ
1- Hizmetin Coğrafi Mekanı
a-İl merkezinden ilçe ve köylere
b-Bölgesel, Yurt geneli veya Yurtdışı
c-Her yerel teşkilatın kendisine tayin edilen alan
2- Hizmetin Sosyal Alanı
a-Yaşanan felaketin en yoğun olduğu halk
b-Felaket bölgesinden taşınmış olanların topluca barındığı mekan
c- Ekibe tayin edilecek olan salon, barınak veya evler
3- Hizmetin Çeşitleri
a-Öncelikli ve Acil olan Sağlık desteği: bölgeye intikal eden diğer resmi sağlık ekipleriyle koordineli olabilir. Diğer ekipler yetersiz kalmışsa onlara destek veya onların ulaşamadığı; ihmal edilmiş olan hastalar, öncelikle kadın, çocuk ve yaşlılar.
b-Sağlık müdahalesine ihtiyaç duymayan kitleye moral destek vermek üzere ekibin diğer üyelerinin teselli faaliyeti, sohbetler ve felaketzedeleri soğukkanlı davranmaya teşviki. Gücü yetenlerin kendisini toparlaması ve kurtarma ve müdahale işlerine maddi güç olarak katılımını sağlamak gibi yardımcı hizmetlere teşvik etmesi. Halk içerisinde zuhur edecek kargaşa ve paniği önleyerek, kurtarma ve müdahale ekiplerinin daha hızlı ve düzenli çalışmasını sağlamak.
c-Felaket veya Afet durumu haricinde kişisel manada yaşanan travmalar, kişilik bozukluğu, suça meyyal, arkadaş veya aile çevresiyle problem yaşayanların ya bizzat davet edilerek onunla sohbet edilmesi veya evine misafir olarak gidilip teselli edilmesi. Bu faaliyet şekli uzmanlarca görüşülerek geliştirilebilir olmakla birlikte şimdilik söylenebilecek hususlar vardır.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı böyle bir birimin varlığından haberdar olunca insanımız, ahlaken ve bilgi bakımından güvenilir bulmasından dolayı, bu birime daha çok gelecektir. Zira geçimsizlik ve huzursuzluk yaşayan insanlarımız içinde bulunduğu durumu tedavi için çoğu defa Psikiyatri, ruhsal tedavi, rehberlik ve psikolojik destek almaktan bile çekinmekte, başkasının ne diyeceğinden korkmaktadır. Böylesi durumları da bir sır gibi saklamakta, kendisi ve yakınları sosyo psikolojik problemle kendisi baş etmeye çalışmakta, aciz kaldığı durumlarda sabretmeyi, olayın çözümünü zamana bırakmakta nihayet sabrı tükenince patlamalar şeklinde olayı şiddetle çözmeyi denemektedir. Bu da adli ve polisiye vakalara sebep olmaktadır. Problem sohbet ve teselli aşamasında çözülmediği, çevresine problem ve sıkıntı yaşatan kişinin itidale getirilmemesi veya bir uzmandan destek almasına yardımcı olunmadığı için acı sonuçlar yaşanmakta ve kişilerin hem kendilerine hem yakınlarına, tesiri yıllarca silinmeyecek acılar yaşatmasının önüne geçilememektedir.
Diğer çevresel şartlar, gayr-i ahlaki davranışlar, yazılı ve görsel neşriyat, bilgi iletişim araçlarının süfli emeller için kullanılıyor olması, buna çanak tutan bazı cafeler, gençlerin çoğunlukla buluşma yerleri, gençliğimizi ailesine, çevresine ve devletine karşı isyankâr duruma sürüklemekte olup biz bu kirlenmeye karşı manevi taharetlenmeyi ancak böyle bir müessese ile yapabiliriz.
Böyle vakalarla karşılaşan ve kurtulmak isteyen veya suça meyyal gençler, iş ve hayat yükü karşısında bunalan yetişkinler, art niyeti olmadığı halde eşine ve çocuklarına ilgi gösteremeyen evliler, işyerinde bedenen bulunan ama zihnen meşgul; üretemeyen işçi ve memur, evinde veya huzur evinde kişisel ilgi duyanların haricinde ziyaret edilmeyen, emekliliği veya yaşlılığı “ölümü beklemek” şeklinde telakki eden yaşlılar, önerdiğimiz birimin telefon numaralarından ulaşmak veya adreslerine bizzat giderek gerek sohbet ve nasihatle gerekse ilgili yerlere yönlendirilmesiyle yaşadıkları sosyo-psikolojik travmayı, karakol ve adliyeye intikal etmeden aşabileceklerdir.
d- Aile Ziyareti
Hizmete bizzat muhtaç olan kişinin ya kendisi için ya da aile bireylerinden birisi hakkında destek almak isteyenler, yine kendilerine kitle iletişim araçlarıyla veya ilanlarla bildirilecek olan telefon numaralarından ulaşarak müsaid olduğu zamanı vermek veya gurubumuzun kendisini ziyaret edebileceği gün ve saatte, külfetsiz bir ziyaret veya bazı çerez ve içecekleri ekibimizin temin etmesiyle yapılacak ev sohbeti.
Şahısların danışmakta fayda gördüğü Başkanlık biriminin bulunduğu mekanı bizzat ziyaret etmesiyle, Diyanet İşleri Başkanlığı’mızın, İl ve İlçe Müftülükleri’mizin sosyal, kültürel ve toplumsal hayattaki önemi ve gerekliliği, bu zamana kadar fevkalade devam eden yayın hizmetlerine yeni bir halka ekleyecektir.
e-Kurumsal Ziyaret:
İhtiyaç duyan veya diğer kişi veya kuruluşlara verilen hizmetten haberdar olan gerek resmi gerekse özel kurum, kuruluş, dernek, vakıf, okul, yurt, ceza ve tutuk evleri, huzur evleri, yetiştirme yurtları, pansiyonlar, dershaneler, hastaneler, fabrikalar, istedikleri taktirde dini ve siyasi teşekküllere de davet edilme esasıyla kültürel, ahlaki, dini, tarihi ve sıhhi destek verilebilir.
HİZMET ARAÇLARI
a-Kitap, Dergi, Broşür ve Bültenler
b- Sesli ve görüntülü kaset, cd. v.s.
c-İhtiyaca göre paket programlar
HİZMETTE ULAŞIM
a-Davet edilen yere veya kişiye intikal meselesi, kendilerine sorularak, kendilerinin temin edeceği bir araçla, bu mümkün değilse bölgesel veya yerel teşkilatın baş sorumlusu olan o ilin müftüsü veya vekili tarafından Diyanet İşleri Başkanlık vakfının temin edeceği bir araçla yapılabilir.
ÖNGÖRÜLEN BİRİME FAAL ÜYE TEMİNİ
a-Söz konusu hizmet ekibine, yukarıda saydığımız ve daha ilave edilebilir mesleklerden üye kaydı, gönüllülük esasına dayalı olup; ayrıca ücret tahakkuk ettirilmeyecektir.
b-Tespit edilmiş olan üyeler, halen çalışmakta olanlardan olduğu gibi emekli de olabilir.
c-Üyelerin daimi açık adres ve telf. Nr.ları birimin yerel merkezinde bulundurulacak ve gerekli bir faaliyet durumunda istenilen hizmet türüne göre üyelerin de müsait olduğu gün ve saat kaşı tarafa bildirilecektir.
d-Üyeler için yerel teşkilat merkezinde müsait yer bulunursa bir oda tahsis edilebilir. Bu mümkün değilse bile, üyelerin yeni ortaya çıkan durumlar ve görüş alış verişinde bulunabilecekleri, aylık mutad toplantılar tertip edecekleri bir konferans salonu temin edilebilir.
TEŞKİLAT AĞININ OLUŞUMU
Başkanlık bünyesinde bu hizmet kolunun sorumluluğu, faaliyetleri, bilgilendirilmeleri, alınan faaliyet raporlarının değerlendirilmesi, hizmetin icra edilmesi, yerel teşkilatların işleyişi, verimliliğin artırılması ve bilgilendirilmeleri v.b. organizasyon ve işleyiş ya başkan yardımcılarından birinin uhdesine doğrudan veya bir alt birim olan “şube müdürlüğü”ne verilebilir.
Bu merkezi oluşuma bağlı olarak bölge ve il teşkilatları kurulabilir.
BİRİMİMİZİN İRTİBATI ÖNGÖRÜLEN DİĞER KURUM VE KURULUŞLAR
Kurulması teklif ve talep edilen birimin, hem daha verimli ve aktif olması hem de resmi ve sivil zeminde önemini hissettirmesi bakımından demokratik, yapıcı ve gelişmeci yaklaşımını, bu alanlarda hizmeti amaçlayan ama hizipçilik, misyonerlik, tarafgirlik kaygısı ve amacı gütmeyen her kuruluşa kapısını açık bırakması, bütün insanlara ulaşma gayretinde olması, meşruiyet tartışmalarına meydan vermemesine dikkat edilerek, doğal afet öncesi ve sonrasında hizmet veren kuruluşlarla bilgi, strateji ve faaliyet tecrübelerini paylaşabileceği, hizmetin çeşidine göre irtibat kurması önerilir. Mesela deprem kurtarma ekiplerinden AKUT bunlardan birisi olabilir.
ÖNERİLEN BİRİMİN İSMİ MESELESİ
Günün icaplarına, ilmi, sosyal ve siyasi şartlara munis gelecek, hizmet alanın kendisine yakın hissedeceği ve hizmet veren kurumun ve kişilerin iyi bir referansı olacak, samimi, ilmi, objektif ve aşina bir başlık verilmesi için görüş ve müzakere yapılabilir.
Kucaklayıcı, birleştirici ve sahibi olduğu veya içinde doğduğu milli, kültürel ve dini yönünü de hissettirecek bir isim için bizim şahsi önerilerimiz:
a-Türkiye Diyanet Vakfı Teselli Grubu
b-Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı Moral Destek Ekibi
c-Türkiye Diyanet Vakfı Hayata Dönüş Destek Gurubu
NETİCE
Yukarıda teklif edilen kurumun amaçları doğrultusunda hizmet veren bazı resmi ve sivil teşkilatlar mevcuttur. Ancak bunların profesyonel olarak ve olay veya davet edilmesi durumunda gerekli hizmeti bir defalık verip devamını getirmedikleri, bazı siyasi ve ideolojik telkinlerle insanımızın iradesine tahakküm eden yaklaşımlarda bulundukları hatta din ve inanç konusunda şüphelere düşürülmesi, hizipçilik kaygıları gibi durumlarda insanların tepki gösterdiği ve yardım istemekten geri durduğu ama acılarıyla, dertleriyle tek başına ve aile sırrı olarak saklamaya çalıştığı problemleri karşısında bir anda patlayıp acı sonuçlar doğuracak işlere giriştiği hepimizin malumudur.
Bu hizmetlerin, hiçbir dini ve siyasi gurubun yanında olmadığı, resmi devlet teşekkülü olması hasebiyle tarafsız olan Diyanet İşleri Başkanlığının bünyesinde bir daire veya şube başkanlığınca yürütülmesi, hem kucaklayıcı hem de verilen hizmet mukabilinde insanlarımızın minnetsiz olacakları, kimseye veya hiçbir kuruluşa karşı mahcubiyet ve mahkumiyet içinde olmadan, onurluca ve rencide edilmeksizin yardım alabileceği umulmaktadır.
İnsanlarımızın özel meselelerinde dahi, sırrı muhafaza hassasiyetiyle ve devamlı verilecek olan hizmet, her gelir ve sosyal statüden veya her yaş gurubundan insana karşı verilecek olan hizmetteki samimiyet ve devamlı muhatap bulma duygusu, bir güven telkin edecek ve neticede milletimiz ve bütün insanlar ümit içerisinde olmanın verdiği güvenle kurumumuza azami derecede maddi ve manevi desteğini seferber edecektir.
İş hayatının daha fazla mesai istediği ve giderek stresli hayatı peşinden getirdiği içindir ki, ekonomik, sosyal ve akademik seviye sahibi olan kesimin hem şahıslarına hem de aile fertlerine yönelik olarak verilecek birebir hizmet, bu durumdaki üreten ve genç kitlenin şükranını ve takdirini kazanacağı muhakkaktır. Kendimiz bile ailemizle yeterince ilgilenemiyoruz. Aile efradı bizim kendilerine ayıramadığımız vaktin ve ilgisizliğin karşısında sabrı, müsamahayı ve hoşgörüyü kendine azık edinmektedir. Böylesi durumlarda olan ailelere aile sohbetleri şeklinde verilecek hizmet ve ziyaretler aile huzuruna, üretime, verimliliğe yansıyacaktır. Zira gurubun hizmetine, sadece hizmet verici olarak bakmamak; yakınlık gösterdiği insanların dost ve akrabalarınca da taktir toplayacaktır. Bu da Diyanet İşleri Başkanlığının önem ve sosyal otoritesini, reddedilemez bir muhabbetle tahkim edecektir.
Günlük hayatta karşılaştığımız ferdi ve toplumsal problemlerin, teknolojik gelişmeleri, ekonomik sıkıntılar, bilgi ve iletişimde yaşanan sanal alem devrimine denk olarak değiştiği ve derinleştiği bir ortamda, suçların da geleneksel örnekleri yanında modern şekiller aldığı göz önünde tutulursa, bununla baş etmenin yegane yolu hukuki düzenlemeler olamaz. Ancak insanların içinde ahlaki, dini ve vicdani ölçülerin, mahalle büyüğüne, din adamına, devlete ve kurumlara saygının, Allah’tan korkma insandan utanma anlayışının canlı tutulmasının, öteden beri var olan duyguların harekete geçirilmesi, pratik hayatta genç yaşlı herkesin davranışlarını ayarlaması ve itidal çizgisinde kalmasını temin edecektir. Birçok millet ve devlet, halkında ve kültüründe bulamadığı bu duyguların açığını kanun zoruyla, bir dizi yaptırımlarla halletmeye gittiği görülmektedir.
Bizim milletimiz ise tarihi, dini ve kültürel olarak kendi öz kaynaklarını ve değerlere saygısını, sosyal ve ferdi otokontrol mekanizmalarını canlı tuttuğu takdirde, tabir caiz ise “pozitif kanunlar olmasa bile, huzur ve asayiş içinde yaşayabilecek derecede ahlak nizamına ve salâbetine sahiptir” diyebiliriz.
Önemli olan bu duyguları canlı tutmak, pratikte yaşamak ve yaşatmak, bunun için de iyi hasletleri kurumsallaştırmak gerekmektedir. Kurumsallaşmayan iyi özellikler, ferdi planda kalacağından eksik, yetersiz ve devamlılığı olmamakta hatta kısa süre sonra yok olmaya mahkûm olmaktadır. Nice güzel adet vardır ki tarihte, ferdi planda kaldığı için milletlerin kurtuluşuna yetmemiş veya o toplumun helak olmasına mani olamamıştır. Ama nice güzel ahlak örneği vardır ki, ferdi olmaktan çıkıp kurumsallaştığı ve topluma mal olduğu için medeniyetler kurmuştur. Kötü adetler bile kurumsallaştığı zamanlarda devamlı olmuş; nice zulüm ve vahşetin devamına, iyi hasletler üzerine bina edilmiş olan medeniyetlerin çökmesine sebep olmuştur.
İlgili kurum ve halkımız tarafından uygun görüldüğü takdirde, uygulama için bir veya birkaç şehir, pilot uygulama için seçilebilir. Bir müddet izlendikten sonra faydası, getirisi ve uygulamadaki eksiklikler daha yakından izlenmek üzere mükemmelleştirilebilir.
Hâsılı “devamlılık için kurumsallaşma” ifadesiyle yola çıkmak maksadıyla bu teklif yapılmıştır. Saygı ve selamlar.
Bu kurumsal teklif, 01.11.2008 tarihinde Diyanet İşleri Başkan Yardımcılarından Prof. Dr. M. Emin Özafşar’a, gönderildi.
Kendilerinden alınan müspet kanaat neticesinde, kamuoyu ile paylaşarak yapıcı tenkid ve tekliflerin ışığında geliştirilmesi için insanlarımızın, görüş ve temennilerini, bizlere ve Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’na iletmelerini diliyoruz.
NOT: İnsani felaketlerin en acısı, insanların hemcinslerine karşı reva gördüğü vahşet ve zulüm olmalı. 2009 yılı Mayıs ayının başlarında Mardin, Mazıdağı ilçesinin bir köyünde yaşanan acı olay hepimizin yüreğini yaktı, vicdanları yaraladı. Teklif edilen proje kapsamında bazı girişimler olsaydı acaba bu cinnet vakasının önüne geçmek mümkün olabilir miydi. Oradaki insanların uzun zaman ve karşılıklı husumeti bilinmeliydi. Biliniyor idiyse teselli ve telkin girişimleriyle bu önlenmeliydi. Her zaman olaylar olunca arkasından yorum ve tenkid mantığını ancak “öfke ve sevinç tüketiciliği”nden başka anlamı kalmamaktadır. Bu hadise bile tek başına, birçok insanın canına, çocukların yetim kalmasına, ana baba himayesinden mahrum yetişmelerine belki de bu yüzden acımasız ve merhametsiz insanların yetişmesine zemin hazırlayacağı görüşündeyiz. Elbette suçlular da bir ömür dört duvar arasına atılıp, üretmek ve ailesine, çocuklarına şemsiye olmak durumundaki birçok insanımız da tabir caizse, çürümeye mahkûm edilecek. Evet, onlar suçlu ve cezasını çekecekler. Ama bu olaydan önce yapılması gerekenler yapılsaydı bu insanları da kurtarmak; bu cinayetten uzaklaştırmak mümkün olabilirdi.
NEREYE KADAR…?
Yrd. Doç. Dr. Veli ATMACA
Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için