Cumartesi, 30 Mayıs 2009 16:44
Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından tertib edilen "Kuram Ve Eylem Yönüyle Din Eğitiminin Teolojik Ve Felsefi Temelleri" başlıklı sempozyumda ortaya konan fikir ve projelerin özetlenmiş ve derlenmiş hali nin ikinci kısmı aşağıdadır. İstifade etmeniz temennisi ile...
4.Oturum
Ailede ve Sosyal Hizmetler Alanında Din Eğitimi
1.Tebliğ Doç. Dr. Mustafa Arslan
Anne Babanın Dinî Toplumsallaşma Düzeylerine Etkisi
-dindarlık, destek, kontrol ve tutumları-
Din sosyolojisinin konularından biri de sosyalleşmedir. Burada üzerinde durulması gereken konular Dini sosyalleşme, Aile kurumu, Ergen.
Sosyalleşme bireyin toplumu içselleştirme sürecidir. Buna insan olma süreci de denilir. Mesela toplumdan uzak olarak büyüyen çocuklar sosyalleşme süreçlerini tamamlayamadıkları için sadece temel davranışları öğrenebiliyorlar. Çocukluk döneminde sosyalleşme çok önemli.
Bazıları seçim yapamayacak olan ergen öncesi çağda din eğitiminden soyutlamak gerektiğini söylüyorlar. Eğer bu katı pozitivist fikre katılacak olursak ahlaktan, sanattan, bilimden de soyutlamak gerekir fikri ortaya çıkar.
Sosyoloji ve psikolojinin bulgularını din eğitimine yansıtmak gerekir. Ülkemizde bu yapılmadığı için gençler dinî sosyalleşme süreçlerini dengeli bir şekilde sağlayamıyorlar.
Çocuklara gelişim dönemlerinde normal dinî davranış verilmezse sonra bu düzelmez.
Aile çocukların sosyalleşme süreçlerinde çok etkilidir. Dini sosyalleşmede de en etkili ajan ailedir. Sonra da kuran kursları, camiler vb. gelir.
Anne baba davranışlarıyla çocuğu etkiler. Anne babanın destekleyici düzeyleri de kişilerin dinî sosyalleşme düzeylerini artıran etmendir. Bundan dinî anlamda destelemek değil de genel olarak her konuda destekleme anlaşılmalıdır.
Din eğitimine önem vermeliyiz ki çocuğun dinî gelişimi artsın. Sonraki dönemlerde okul ve arkadaşlar da etkilidir bu konuda. Aile kontrolcüden ziyade destekleyici olmalıdır.
Müzakere Doç. Dr. Nurullah Altaş
Peygamber Efendimizin fıtrat hadis-i şerifi çocuğun din eğitiminde ailenin önemini gösterir. Müslüman bu hadisten öğrendiği üzere çocuğun gelişimi açısından önemli çıkarımlar yapmalıdır.
İki tür dindarlık vardır. 1.İç destekli dindarlık kişinin kendi dindarlığını oluşturur. Bireyin hayatını anlamlandırır. 2.Dış destekli dindarlık ailenin, çevrenin baskısıyla dindarlaşmadır. Bunda ise destekleyici davranışlar çok önemlidir.
Anne baba geç ergenlikteki birey üzerinde en fazla %20 etkilidir. Bu dönemdeki bireyde hem isyankârlık hem de bağlanma ihtiyacı vardır. Ergen ailesine isyan ederek dışarıya bağlanır.
2.Tebliğ Doç. Dr. Mehmet Akif Kılavuz
Kuşaklar Arası Din Eğitim Modeline Duyulan İhtiyaç
Kuşaklar arası din eğitimi nedir? İki ya da daha fazla yaş grubunun ortak tecrübeler, paralel öğrenmeler, interaktif paylaşmalar yoluyla öğrenmesi, gelişmeler yaşamasıdır.
Bu eğitim aşamasında bireylerde benzer anlam, zeminler, heyecanlar olabilir.
Paralel öğrenme ise çocukların ve büyüklerin farklı iş paylaşımları yapmasıdır. Mesela çocuklar piyes hazırlarken büyükler bunun soyut olarak incelemesini yaparlar. Paylaşımları ise herkesin bilgisini ortaya koyup ortak bir şeyler meydana getirmekle olur.
Çocuklarla birlikte din eğitimi gören büyükler böylece dinle ilgili güncel meselelere vakıf olurlar. Kuran-ı Kerim’de toplumdaki herkesin eşit olduğuna dair pek çok ayet vardır. Hadis-i şeriflerde buna örnekler vardır. Mesela Müslümanların tek bir vücut olduğunu öğreten hadis bize toplumda ayrılığın olmaması gerektiğini söyler. “Büyüklerine saygı göstermeyen küçüklerine merhamet etmeyen bizden değildir.” Küçüklerde Hz. Peygamberin ders halkasında eğitim görmüşlerdir. Hz. Peygamber kuşakların birbirini tanımasına imkânlar sağlamıştır.
Katılımcıları yaş gruplarına göre ayırırsak herkes farklı şey öğrenir gibi bir faraziye doğru değildir. Dini farklı şekilde öğrenen bireyler aynı şeyleri öğrenmişlerdir. Din öğretiminde matematik, fizik, kimya da olduğu gibi farklı boyutlar vardır. Dini bilgileri öğretirken bazen ayırmak gereklidir. Öğrencilerin zihni müfredatı kavramayacak durumda ise ayırmak haklı olabilir.
Karşılıklı Din Eğitimi Uygulamaları bireylerin birbirleriyle iletişime geçerek davranış, tutum ve alışkanlıklar kazandırmak amacıyla gerçekleştirilmektedir. Burada amaç akademik bilgilerin zihinlere yerleşmesi değildir.
Karşılıklı din eğitim programlarının planlanması ve içeriği okul ortamı dışında kısa süreli eğitsel etkinlikler olarak düzenlenmektedir. Birbirinden farklı yaştakilerin eğitim ihtiyacına göre sınıflandırma vardır. Yoksa hiyerarşik bir sınıflandırma değildir bu. Öğretim yöntemleri çoklu zekâ kuramı olmalıdır.
Yaygın öğretime alternatif değil destektir. İslami eğitim anlayışı kişiler arası ilişkilerin değerini önemsemesi sebebiyle karşılıklı din eğitim anlayışını benimseyici bir özelliğe sahiptir.
Müzakere Prof. Dr. Ramazan Buyrukçu
Tebliğde aynı yaş grubunun aynı sınıflarda ders işlemesi kötü olarak gösterilmiş ama bu uygulanması gereken bir husustur. Karşılıklı din eğitim modeline niçin ihtiyaç olduğu konusuna değinilmemiş. Önce problem ortaya konup sonra bunun metodunun nasıl olacağı söylenmeliydi. Birde tümden gelim metodunu kullanmış ama tümevarım olsaydı daha iyi olurdu. Tebliğin hemen sonunda yöntemle ilgili şeyler verilmiştir. Bu en başta verilseydi daha iyi olurdu. Nerde uygulayacağız, ne öğreteceğiz gibi konularda da bir netlik yok.
3.Tebliğ Prof. Dr. M. Faruk Bayraktar
Kültürümüzde Yaşlılık ve Huzurevi Olgusu Üzerine
Dünyada ve ülkemizde yaşlı sayısı artmakta, huzurevi sayısı da artmaktadır. Artık yaşlılara eski saygı ve hürmet gösterilmiyor. Yaşlılık 65 yaşında başlar. Uzun yaşamak değil sağlıklı yaşamak önemlidir.
Üniversitelerde Eğitim bilimleri bölümünde “yetişkin eğitimi” adı altında dersler okutulmaktadır. İlahiyat fakültelerinde bu yoktur.
Türkiye’de yaşlı nüfusun %70 i çocuklarıyla birlikte yaşamaktadırlar. Genç nüfus azalmakta yaşlı nüfus artmaktadır. Dünya nüfusu yaşlanmaktadır. Huzurevi artsa da evlerinde kalan yaşlılar da vardır.
Yaşlıların maruz kaldığı en önemli problem yalnızlıktır. Yaşlılara sevgi, saygı ve hürmet kültürümüzde çok önemli bir yere sahiptir. Eskiden bu batılıların bile dikkatini çekmişti. Şimdi ise huzurevlerinde bile sıra var. Yaşlılar toplumda itilip kakılıyor.
Kırsal kesimlerde yaşlılık sorun değil ama büyükşehirlerde sorun teşkil etmektedir. Yaşlılar saygı görmek isterler. Eskiden sevgi, saygı, hürmet vardı. Birde sohbet kültürü vardı. Çocuklar yaşlıları dinlerlerdi. Böylece geleneği öğrenmiş olurlardı.
Gençler yaşlıların sızlanma ve şikâyetlerini hoşgörü ile karşılamalıdırlar. Gençlerin huzurevi ziyaretleri de çok önemlidir. Gençlerin yetişkin eğitimi dersi almaları gerekir. Yaşlılarla aynı ortamı paylaşmalıdırlar.
Müzakere Prof. Dr. Mustafa Köylü
Tebliğ şu noktalarda eleştirilebilir.
-Başlık içeriğe uygun olmalıydı
-konunun öneminden amacından bahsedilmiş ama sonunda genel bir taslak verilmemiş
-genel sorunlar başlığı altında yaşlılığın sosyolojik, psikolojik açıdan incelenmesi gerekirdi
-huzurevleri bölümünde bunlardan bahsetmesi gerekirken dinî yöne değinmiş
-sonuç ve önerilerdeki değerlendirmeler biraz dağınık, madde olarak sıralanması uygun olurdu
-yaşlılığın olumlu yönlerine değinilmemiş
Yaşlılığın olumlu yönleri de vardır. “Yaşlılık dağa tırmanmak gibidir. Nefes tıkanır ama görüş açısı artar.” Sözü yaşlıların tecrübesinin çok olduğunu gösterir bize.
Yaşlılar geminin dümencisi gibidirler. Bir şey yapmaz gibi görünürler ama aslında onlar gemiyi yönlendirir. Toplumda problem varsa yaşlılar görevlerini yapmadıkları içindir. Yaşlıların muhakeme gücü geniştir. Özgürdürler. Tamamlanmış kişiliğe sahiptirler.
Bu alanla ilgili bölüm açılması ya da 2-3 sene ders verilmesi gerekir. Din kültürü derslerinde de bu konu yer almalıdır.
4.Tebliğ Cemil Paslı (sosyal hizmetler çocuk esirgeme kurumu il müdür yardımcısı)
Yetiştirme Yurdu Gençliği ve Din Eğitimi
Huzurevlerinde sıra bekleme olayı yok ama büyükşehirlerde çok istek olduğu zaman sıra olabiliyor. Türkiye’deki huzurevlerinin ise %70 i boş.
Yaşlılara özel “yaşlı odası” açılmalıdır. Toplumda eskiden büyükler egemendi. Şimdi ise evlatların istediği oluyor.
Hayatı dikkate almadan dini, dini dikkate almadan hayatı yorumlamak patolojik bir olgudur. Dinî sosyalleşme artık önemini yitirmiştir. Çocuklara verilecek olan eğitimde dinin adı bile geçmiyor. Din eğitimi konusunda neler iyi gidiyor, neler daha iyiye gidiyor bunları belirleyip buna göre hareket etmeliyiz.
Yetiştirme yurtları 13-18 yaş arası gençlerin barındığı bir yerdir. Buralarda aile sıcaklığı yakalanmıyor maalesef. Anne baba olmayınca sevgi gerçekleşmiyor. çocuklar önce kendi yakınlarına verilmeye çalışılıyor. Yoksa koruyucu ailelere veriliyor.
Yetiştirme yurdu, huzurevi gibi kurumlarda din görevlileri çalışmaktadır. Yetiştirme yurdu devletin değil toplumun olmalıdır. Yani toplum oradaki çocuklara sahip çıkmalıdır. Çocuklarla birebir ilgilenmek gerekiyor. Yetiştirme yurdu gençleri ile anket yapılmış ve şu sonuçlar çıkmıştır: onlara din eğitimi verilmesi gerekir. Dinî görevlerin tamamını yerine getiren çok azdır. Orucu ise %50 den fazlası tutuyor. %86 sı ibadet yaparken zevk alıyorum demiştir. Dua edenlerin sayısı da fazladır. Sonuç olarak yetiştirme yurdu gençlerine din eğitimi verilmesi zorunludur. Çünkü onların Allah’a dayanma ihtiyacı daha fazladır.
Somut olarak neler yapılıyor? Onlara dini anlatmak için hocalar görevlendiriliyor. Diğer çalışanlar ise genelde ilahiyatçı oldukları için onlar da din eğitimi veriyorlar. Yaz kurslarından da istifade ediliyor. Müftülüklerden de vaize çağrılabiliyor.
Müzakere yrd. Doç. Dr. Sadettin Özdemir
Yetiştirme yurtlarındaki gençlere din eğitimi verirken önce hangi konulardan bahsetmeliyiz bu önemlidir. Mesela önce hacdan zekâttan bahsedersek bu olmaz.
Tebliğde S.H.Ç.E.K. ile ilgili bilgiler vermek yerine sonuca gelseydi daha iyi olurdu. İstatistiksel bilgiler vermek yerine kendi tecrübelerini anlatabilirdi. Tebliği din sosyolojisi, din psikolojisi gibi kaynaklarla desteklemeliydi. Bilimsel dayanaklar açısından zayıftır. Bazı kitaplardan da yararlanmalıydı.
Bu konuda ilahiyatla ortak çalışmalar yapılması gerektiği söyleniyor ama bu zordur çünkü yeterli eleman yok.
Yurtlarda din eğitimi nasıl verilecek? Sosyal hizmetler statüsünde din görevlilerinin yetiştirilmesi gerekmektedir. Mesela İmam hatip bitirenlerle orada din eğitimi vermek yeterli değildir. Orada çalışacak din görevlilerinin ona göre yetişmesi gerekir. İlahiyatlarda sosyal hizmetler diye bir alan olması da gereklidir.
5.Oturum
Din Eğitiminde Dini Metinlerin Kullanımı
1.Tebliğ Doç. Dr. Zülfikar Durmuş
Ayetlerin Eğitsel İlkeler Yönüyle Yorumlanması
Kuran-ı Kerim’den edindiğimiz temel eğitim ilkeleri şunlardır:
-Birlikte hareket etme ilkesi: eğitimde en yüksek verim davranış birlikteliği ile alınır
-Örnek olma/örnek gösterme ilkesi: Peygamberler eşi bulunmaz örneklerdir
-Tekrar ilkesi: belli aralıklarla yapılan tekrarlar öğrenmeyi ve unutmamayı sağlar. Kuran’da yapılan kıssa tekrarları insanlara bıkkınlık vermiyor.
-Hoşgörü ilkesi: Peygamberimize Kuran’da “eğer sen katı yürekli olsaydın çevrenden dağılır giderlerdi” diye buyrulmuştur.
-Kolaylık/kolaylaştırma ilkesi: Kuran-ı Kerim hem anlaşılması hem de açıklanması açısından kolaydır ve kolaylaştırılmıştır.
-Bütünlük ilkesi: insan hem bedeni hem ruhu eğitmelidir. Hem bu dünya için hem ahret için çalışmalıdır
-Yakından uzağa ilkesi
-Bilinmeyeni bilinenle açıklama ilkesi: cennet ve cehennem tasvirleri buna örnektir
-Somuttan soyuta ilkesi: insan zihni bu şekilde çalışır
-Teşvik ve sakındırma/ödül ve ceza ilkesi
-Otoriteye itaat ilkesi: mesela anne baba öğreticidir onlara itaat etmek gereklidir. Her mümin Allah’a itaat etmelidir
-Muhakeme etmeye yönlendirme ilkesi: aklın çalıştırılması isteniyor ama bu akıl vahyin inşa ettiği akıl olmalıdır
-Empati ilkesi
-Tedricilik ilkesi: ilke olarak kabul edilmiyor ama eğitimde kullanılıyor. Bu yöntem Kuran tam olarak inmeden önce kullanıyordu. İnsanları o an için eğitmede kullanılmış ama şimdi Kuran öğretirken bu yöntem olmaz.
Müzakere Mustafa Öcal
Burada metot ilke tartışması yapılabilir. Başlıkla içerik uymuyor. Birlikte hareket etme ilkesi üzerinde pedagoglar fazla durmazlar. Din pedagogu gibi ifadeler kullanılmalıydı. Örnek alma bir öğretim ilkesi değildir. Hoşgörü ilkesi din eğitimcisinin vazgeçmeyeceği bir alandır. Ama hoşgörü herkesi serbest bırakmak değildir. Yerine göre olmalıdır. Empati ilkesini eğitimci kullanmaz ama Kuranda vardır. Ama empati metot mudur? Tartışılabilir.
2.Tebliğ Dr. İsmail Arıcı
Hadisler Bağlamında İletişim İlkeleri
İletişim de eğitim gibi çok tanımlı bir kavramdır. Sözlü, yazılı, elektronik iletişim diye ayrılabilir.
Hz. Peygamberin söz, tavır ve davranışlarından din eğitiminin ilkeleri çıkartılabilir.
-Bireyin eğitim ve kültür düzeyini dikkate almak( Hz. Peygamber bireyin eğitim seviyesine dikkat çekmiştir. İnsanlarla onların seviyesine göre konuşmuştur.)
-Muhataplarının yaşadığı çevreden örnekler vermiştir. Hurma ve deve önemli örneklerdir.
-Empatik yaklaşım Hz. Peygamberin en önemli özelliğidir. Mesela “sıkıntıya düşmeniz ona ağır gelir” ayeti Peygamberimizin empati yaptığını gösterir.
-kılık kıyafet düzenliliği / fiziksel görünüm: Hz. Peygamber sade ve temiz giyinirdi. Bu muhatapları etkileme açısından önemlidir. Görüntüsüyle rahatsızlık verenleri uyarırdı.
-Mesajın içeriğine uygun hareket etmek (söz ve davranış bütünlüğü) : kendi yapmadığını başkasına ileten başarılı olamaz
-Sevgi ve hoşgörüye dayalı olarak ve yapıcı yaklaşım sergilemek
-Jest ve mimikler kullanmak
-Akıcı ve anlaşılır bir üslup kullanmak
Müzakere Prof. Dr. Suat Cebeci
Bilgi, duygu ve düşünce paylaşımında iletişimin önemi büyüktür. Bütün öğrenmeler iletişimle açıklanır. Fıtrat harici hiçbir şey öğrenmeden olmaz. Bu da ancak iletişimle olur.
Hadisler konusunda bu türden çalışmalar hep geç kalmıştır. O yüzden yapılan her çalışma çok önemlidir.
Hz. Peygamber tek taraflı konuşmalarla yetinmeyip dialoga önem vermiştir. Sahabilerle de dialoğa önem vermiştir. Muhataplarını pasif alıcı değil aktif alıcı yapmıştır. Mesela bir şeyi 3 defa tekrarlayıp sahabenin soru sormasını sağlamıştır. Böylece dialog açmıştır. Bu konu özet şeklinde ele alınmıştır. Daha derinlemesine incelemeye ihtiyaç vardır.
Özetleyen ve Derleyen: Fazilet BAŞAÇIK
E-İlahiyat Selçuk İlahiyat Mümessili
Derlenmiş Halinin Birinci Bölümü İçin Tıklayınız.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
Huzurevleri doluluk oranı %70 evlerde yaşlı odası olmalı.VIII. Öneriler:
I.Yetiştirme Yurtlarında yaşayan gençlere mutlaka din eğitimi verilmelidir.
2.Bu eğitimin alanında uzman insanlarla verilmesi elzemdir.
3.Alanında uzman insanlar istihdam etmek mümkün olmuyorsa ,bu eğitimi verecek insanların uzmanlarca verilecek kurslarla desteklenmesi gereklidir.
4. Kurum imkanlarının yetmediği durumlarda mutlaka ilgili fakülteler ve 2007 yılında yapılan protokol mucibince Diyanet İşleri Başkanlığı imkanlarından yaralanılmalıdı r.
5.Din Eğitimi sahasında çalışma yapan araştırmacıları n Yetiştirme Yurtları üzerinde çalışarak onarlın ihtiyaçları ve nasıl giderileceği konusunda rehberlik yapmaları önemli bir boşluğu dolduracaktır.
Uzm. Cemil PASLI
www.cmpasli.blogcu.com
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için