Perşembe, 28 Ekim 2010 23:34
Prof.Dr.İsmail Lütfi ÇAKAN hocanın konferansından notlar...
El-intizar eşeddü minannar…
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin düzenlediği Risaletin 1400. Yılı etkinlikleri tüm hızıyla sürüyor.
Etkinliğin ikinci konferansı ömrünü hadis edebiyatına adayan önemli bir şahsiyete ev sahipliği yaptı. Konferansa yoğun ilgi vardı! Kimileri bundan nasiplendi, kimileri ise mekanın yetersizliğinden dolayı dinleyemediler! İnşallah en yakın zamanda fakültemizin yeni, hacimce büyük konferans salonuna kavuşacak ve nice nice güzelliklere ev sahipliği yapacaktır!
İşte bu güzellikten yazıya düşenler:
İsmail Lütfi hoca bir Arapça cümlesiyle başladı:
-“ el-intizar eşeddü minannar!( beklemek ateşten şiddetlidir!)”. Rahmetli Tanju hocam, mezhepler tarihi dersine giriyordu.Bekir Topaloğlu hoca da tercüme ediyordu. Ben de her zamanki gibi not alıyordum.Hoca “ el-intizar eşeddü minennar!” dedi ve zil çaldı… Gelecek ders nerde kaldığını sordğnda bende hemen “ el-intizar eşeddü minannar! Hocam bu söz üzerine çok güldü. Bugünde malum trafikten dolayı bizim başımıza geldi, geç kaldık, kusura bakmayın!
Peygamberimizin risaleti miladi takvime göre 1400 yıl, unuttuğumuz hicri takvime göre ise 1440 yıl oldu!
Ben buraya niye geldim! Bir davet aldık;fakültelerimiz arası yardımlaşma, buraya gelip bilmediğiniz konuyu anlatmak gibi bir derdim yok.Bildiğiniz konuda bazı noktaları sizinle paylaşacağım. Ama asıl amacım buradaki fakültemizin yapmış olduğu faaliyete ilgisiz kalmamak böylece müesseseler arası yardımlaşmayı sağlamak. Bunun önemine inanan bir insanım. Anadoludaki davetler geldiğinde mümkün mertebe katılmaya çalışıyorum. İlgisizlik bizim kurumlarımız arasında güvenimizi yitirmemizi doğuruyor! Orada bir iki dakika bulunmamız, vakit geçirmemiz birbirimize güvenimizi tazeleyecek. Kurumlarımızı daha canlı hale getirecektir! Biz yalnız değiliz fikrini de verecektir. İhtiyarlayınca bu fikrin çok ihtiyacınız olacak. İhtiyarlayınca anlarsınız.
“Biliniz ki yaratmak ve yönetmek Allah’a aittir!” Allah yönetimini peygamberler aracılığıyla duyurur! Muradı ilahinin tecellisidir!, Peygamberlik ilahi iradenin, insanların hayatına ilahi yönelik müdahalenin temsilcileridir! Peygamberlerin hayatı ilahi iradenin ve müdahalenin nasıl olması gerektiğini fiili planda yansıtan göstergelerdir! Peygamberimizin sünneti temsilciliğin yansımalarıdır! Hadis de o temsilciliğin yazılı vesikalarıdır! Bunu böyle anlamak lazım!
Kuran’da Resulullah efendimiz (sav.);
Resulllah efendimizi anlamakta ve algılamakta değişik görüşler vardır. Bu onun çok yönlü yoruma müsait bir kimliği, kişiliği, işlevinin olduğunun açık delilidir. Bu farklı yorumları hüsnu niyetle, bilimsel amaçlı yapılan yorumlar diye değerlendirmemiz daha uygundur! Başka amaçlarla farklı yorumları girenlere söz konusu bile etmiyoruz. Şimdi Kur’an-ı Kerim’de Reslullah efendimizin konusunu işlerken, -konuya girmek adına şunu söyleyeyim- Kur’an’a göre peygamberlerin tevhid mücadelesi çalışmasını yıllar önce yapmıştık.Peygamberlerin verdiği tevhit mücadelesini ve peygamberler hakkında kitabımızda neler neler var. Bu çalışmanın 2/3 peygamberimizin hayatını anlatmaktadır ve kalan kısmını da diğer peygamberler…
İlk olarak şu çarpıcı ayetle başlayalım:
Alllah, peygamberimize kendini tanıtırken sana karşı çıkanlara de ki:
“Ben peygamberlerin ilki değilim- benden önce peygamberlik yapanlar da vardı, ben bir silsilenin, bir halkanın, geleneğin devamıyım, siz bunu bilmiyor musunuz? İlk çıkan ben olsam bu vermiş olduğunuz itirazı anlarım! Bana gelinceye kadar birçok peygamberler geçti. Bu tarihi gerçek, bu tarihi gerçeği biliyor olduğunuza eminim
- peygamberimiz burada ne yapmış oluyor; tarihi gerçekliliği kendi haklılığına delil olarak göstermiş oluyor, ilk defa ortaya çıkan değil, bir halkanın, bir hizmet dizisinin, bir peygamberlerin dizisinin son temsilcisi olduğunu ve peygamberimizin Mekke müşriklerine; beni garip karşılamanız doğrusu şaşırdım, demeye getiriyor. Allah-u alem…
Böyle olunca peygamberimizin Kur’an’da konumunu yakalayabilmemizin peygamberlerin müşterek bazı vasıflarını, bazı niteliklerini şöyle hatırlayalım;
Bu kısım peygamberlerin ortak ve farklı oldukları noktaları; benim kitaplarımda yok, onlardan çıkarılmış, henüz başa bir yerde yayınlanmamış tespitlerdir. Bu tespitler bilinmeyen tespitler değil ama peşpeşe sayıldıdığı zaman bir buket oluşturuyor. Onu paylaşmak istedim sizinle.
Peygamberlerin farklı noktaları;
1- Kur’an’da tanıtılan ve tanıtılmayan peygamberler var.
2-İnsan olarak mizaçları farklıdır! Kimisi cemali, kimisi celali nitelikli peygamberlerdir.
Cemali peygamberler yumuşak huylu, cemal sıfatının üzerinde tecelli ettiği peygamberdir! Hz. İbrahim, Hz. İsa…Celali ; Hz. Nuh ve Hz. Musa…Peygamber efendimize gelince o her ikisini de hem celali hem de cemali evsafı olandır! Bir hadisinde “ Ben rahmet peygamberiyim, gerektiğinde de savaş peygamberiyim.” Rahmet peygamberi olmak savaş peygamberi olmaya mani teşkil etmez. Savaşı da rahmet akline getiren bir özelliği de var. Her iki mizacı kendisinde birleştirmiş, hani Akif’in dediği:
Yumuşak başlıyım dediysem,
Kim demiş uysal bir koyunum,
Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum…
3-Verdikleri mücadele yönünde peygamberler farklıdır. Ulûl azm peygamberler… ulûl azm peygamberlerin arasında efendimiz de vardır.
4-Getirdiği din farklıdır. İnanç esasları bakımından farklı olabilir mi? Dinullahi vahid! Hz. Adem’de tevhid inancını getirdi, peygamberimiz de…
Dinullahi vahid bugünlerde dinler arası diyalogda çok kullanılıyor! Anlamı dinlerin ilahi menşei dinlerin inanç esasları birdir, şeriat kısmı, ahkam kısmı aynı deme imkanına sahip değiliz. Bütün peygamberler aynı inanç esaslarını getirmişler ama bütün peygamberler kendi yöre ve esaslarına, insanların ihtiyaçlarına göre yeni bir takım hükümler getirerek insanların hidayete ulaştırmaya çalışmışlardır. Şeriat kısmı değişir, ama inanç kısmı değişmez!
5-Getirdikleri din yöresel olma, milli olma, evrensel olma bakımından farklıdır: evrensellik sadece islamiyettedir!
6- Aldıkları vahiy bakımından peygamberler farklıdır: bazı peygamberlerin aldığı vahiy sahifeler arasında kalmıştır; bazıları kitaplaşmıştır, bazıları da sahifeler ve kitaplar şeklinde gelmiştir!
7- Sosyal ve siyasal noktada ayrılık: komuta yetkisi olan peygamberler, komuta yetkisi olmayan peygamberler. Yine burada efendimizin Mekke döneminde komuta yetkisi olmayan peygamberlere girer; Medine döneminde ise komuta bulunan peygamberlerin peygamberliğine girer. Bu ikisini de hayatında birleştirmiştir.
Başarı ve aile içinde durumlarıyla da peygamberler farklıdır; sonuç almış peygamberler ve hiç sonuç almamış peygamberler hatta öldürülenler vardır…Daha da ileri gidersek eşleri bile kendilerine inanmamış peygamberler var. Hz. Nuh ve Hz. Lut misallerinde… (Tahrim:10)
Ortak oldukları noktalar:
1- Görevleri: Allah’a kulluk ve tevhit çağrısı…
2- Tağuttan kaçınmayı görev olarak üstlenmek;
3- Ortak çağrıları: Allah korkusu ve Allah’a itaat…
4- Ortak takdimleri: güvenilir elçi oldukları, yaptıklarının karşılığını beklememeleri…
Çıkartılacak sonuçlar var:
Peygamber mirasını miras edinen! Peygamberlerin davasını yürütmekte olan ilahiyat ve ilahiyatçıların yapacağı hizmetlerden biri de karşılık beklememeleri, izleyecekleri peygamberlerin sünnetine uygun olması gerekir, yapabilene aşk olsun!
5- Hayatlarında ortak iki olay vardır: miraç ve hicret… Hicret her peygamberin hayatında vardır! Miraç olayı ilahi iltifat olarak her birine değişik zamanlarda; ya hicretten önce ya da sonra böyle bir iltifata tabi tutulmuştur!
6- Bütün peygamberleri kendi kavimlerin diliyle konuşmuşlardır!
Buna ilaveten şunları katabilirz:
_Emekli olan peygamber var mıdır?
_Görevinden azledilen peygamber var mıdır?
_İmansız vefat vefat eden, birilerini saptırmış peygamber var mıdır?
Sahverulluh Dehlevi’nin ortak meşguliyetleri hususunda şöyle bir tespiti var:
Peygamberlerin hepsi iki meseleyle meşgul olmuşlardır;
1-Nefsin terbiyesi
2-Ümmetin idaresi
Bireyin eğitimi ve toplumum yönetimi bütün peygamberlerin ortak noktalarıdır!
Yetkisiz oldukları konularda ortaktır:
1- Allah adına ilahlık iddia edemezler,
2- Allah adına söz uyduramazlar,
3- Allah’ın izni olmaksızın mucize gösteremezler.
Peygamberlerin ortak sünnetleri;
1-Bütün peygamberler inananların yanında olmuşlardır, inanlara destek vermişlerdir! Peygamberler hiçbir gerekçe ile inananları çevrelerinden uzaklaştırmamışlardır!
İnananları küçük görmek en büyük suçtur! Korkarım gayretullaha dokunur!
2- Muvahhid nesiller yetiştirmek.
Din eğitimine evet, din öğretimine hayır diye bir anlayış olamaz! İnsanlığın ilk hitabeti , ilk telkini peygamberliktir!
Din sadece öğrenilen lafı edilen, aktarılan, gerçeklik değildir! Peygamberler pratik insanlardır, teorik değil! Aldıkları emri ilk önce kendileri yapmışlardır! Din yaşanırsa yaşar! O yüzden din amelidir! Eğitimde amelidir! Bu olmazsa iletişimde tamamlanmış olmaz!
Bilimin iletişimde süreçleri:
Bilgi aktarım sonra bilgi aktarımı ve duygu aktarımı yarın da davranış aktarımını ekleyecekler.
Bizim kurumlarımızın konumu peygamberlerin ortak iki sünnetin uygulanmasını yapan güncel varlığı sürdüren kurumlardır! Bizim sorululuğumuz büyüktür; artık çelik çomak oyunu bitti! Bizim misyonumuz peygamber misyonun devamıdır! Bu ağır yükü yükledik; Allah yardımcımız olsun!
Kur’an’ı Kerimde peygamber:
Kur’an’ı Kerimde peygamberlerin biyografileri anlatılmaz! Efendimizin yetim olduğunu ve inşirah süresindeki başından geçen olaydan haber verir!
Dikkat edilmesi bir husus var: efendimiz müşriklerle geçen 40 yılını onların önüne sürüyor: temiz geçmişini referans ortaya koyması, temiz gelecek neslin devamına delil olarak ortaya sürmesi; arkada kirli bir geçmişi olan başı dik olarak karşı tarafa derdini anlatamaz! Bu yüzden geçmişimizin temiz olması lazım; En azından büyük günahlardan temiz!
Müşrikler bir insanın Allah’ın elçisi olduklarını akıllarına koyamadılar!
Peygamberi referans almayan müşrik kafalı modern insanlar çıkıyor! Bu ne demek? Peygamberlik oyuncak olsun diye mi gönderildi? Meseleleri iyi tahlil etmek lazım!
Peygamberlerin insan olması Allah’ın insanlara en büyük şerefidir, lütfüdür!
Peygamberimiz beşer olduğunu şu dört madde de ısrarla ortaya koymakta:
1-ilahi vasıfların kendisine yakınlaştırıldığında kendisinin beşer olduğunu,
2-Dünya işleri teknik konularda beşer olduğunu,
3-Davara baktığında,
4-İbadetlerde yanıldığında beşer olduğunu vurgulaması.
Peygamberlerin yanılması ümmete bir rahmettir!
Tarih sosyologları toplumlara lider olacak kişide bulunması gereken vasıfları ortaya koyarak;
1-Reel kişi olacak, çizgi film kahramanı değil,
2-Hayatına girilmeyen safhası olmayacak,
4-Yaşadığı kişisel dünyada hayatın her bölümünü kuşatıcı örneklerle kapsayacak,
4-Ameli hayata sahip olacak.
Bu şartlara uyan tek kişi efendimizdir!
Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan Hocamızın kimi zaman espirili, kimi zaman heyecanın doğrunda gerçekleştirdiği bu güzel sunumu için bir kez daha teşekkür ederiz!
Selametle…
Keziban Şeyma ÇİFTÇİ
İstanbul İlahiyat Fakültesi
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




