Cumartesi, 12 Şubat 2011 13:42
Bu program Sakarya BB’nin bir organizasyonu idi. BB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından her ay böyle bir etkinlik tertib ediliyor ve çok da başarılı oluyor.
Program, Hayrettin Karaman Hoca’nın 55. Akademik Yılı çerçevesinde Bağlarbaşı Kültür Merkezi’nde sunulan “Mini Belgesel” ile başladı.
Ardından sırası ile katılımcılar sahnede yerlerini aldılar ve program Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin yeni dekanı Prof. Dr. H. Mehmet Günay hocanın mukaddimesi ile başladı.
[Sanırım H. Mehmet Hoca’nın fakülte dışında Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni temsil ettiği ilk program bu oldu.]
“Hocaların hocası” vasfına layıkıyla hâiz olan Hayrettin Karaman hocamızla ilgili duygu, düşünce ve hatıralarını paylaşmak üzere sırası ile Prof. Dr. Faruk Beşer, Prof. Dr. A. Saim Kılavuz, Prof. Dr. Mehmet Erdoğan ve Ahmet Taşgetiren söz aldı.
H. Mehmet Günay'ın da konuşmaları vardı ancak -malum bu tarz
organizasyonlarda belirlenen zamanlar her daim aşıldığı için- hoca kendi zamanını Faruk Beşer’e devretti.
İlk olarak Faruk Beşer mikrofonu alarak Hayrettin Hoca’nın “mevhîbe-i ilâhiyye” ile donatılmış bir insan olduğuna, yetiştiği dönemin menfî hususlarına rağmen “geleneği” yakalama fırsatına sahip olduğuna ve ictihâd selahiyetini kendine bulunduran bir âlim olduğuna değindi.
Ardından Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. A. Saim Kılavuz, Hayrettin Karaman’ın hem öğrencisi hem de damadı olarak onun huzurunda “onu” anlatmanın zorluğunu ifade ederek sözlerine başladı ve Hayrettin Karaman’ın hem hocalığına hem de “baba”lığına dair birkaç hatırasını paylaştı.
Bu noktada H. Mehmet Günay, Hayrettin Karaman ile ilgili, başlanan değil ama nihayete erdirilen ilk yüksek lisans tezinin de Faruk Beşer hocanın danışmanlığında yapıldığını belirtti ve bu tezin Hayrettin Hoca’ya takdim edileceğini bildirdi. Prof. Dr. Mehmet Erdoğan ise konuşmasına, diğer konuşmacılar gibi, katılımcıları selamlayarak başladı ancak “hâzirûn”un yanına “hâzirât” ifadesini ekledi. Fakültelerdeki bayan yoğunluğunu da hatırlatarak “bu durum inşaAllah hayra alamettir” temennisini tebessümle dile getirdi.
Doktora çalışmasını Hayrettin Hoca’nın danışmanlığında hazırlayan Mehmet Erdoğan, kendi nesli için Hayrettin Karaman’ın hem “yolu açan” kişi hem de bizzat “yolun kendisi” olduğunu dile getirdi. Hocanın coşkun yıllarında kendisi ile teşrik-i mesaisinin olması sebebiyle kendisini Hayrettin Hoca’nın “ilmî anlamda vârisi” olarak gördüğü belirtti.
Bu ifadeden sonra A. Saim Hoca’nın mukabelesi de güzeldi.
Son olarak Ahmet Taşgetiren, Hayrettin Hoca'nın öncelikle güzel bir Müslüman, kıymetli bir âlim ve iyi bir dava insanı olduğu duygulu ifadeleriyle belirtti. Hayrettin Hoca’nın sağlık problemlerine rağmen çalışmalarını ve hizmetlerini hiçbir zaman sekteye uğratmadığını da vurguladı.
Konuşmacıların ardından Hayrettin Karaman’ın torunu ve A. Saim Kılavuz’un oğlu Muhammed Tahir Kılavuz sahneye davet edildi ve “dedesi” ile ilgili duygularını anlatması istendi.
Ardından da Hayrettin Hoca kürsüye davet edilerek onun değerlendirmeleri ve tavsiyeleri dinlendi.
Programın sonunda kendisi de Hayrettin Hoca’nın bir öğrencisi olan Sakarya BB Başkanı, Hayrettin Hoca’ya ve diğer katılımcılara plaketlerini takdim etti.
…
Program sona ermiş herkes salon çıkışlarında yoğunlaşmışken, Hayrettin Hoca bizlerin (bayanların) tarafına yöneldi ve Hz. Peygamber’in (as) bu konudaki tatbîkini yerine getirmeye çalıştığını ifade etti, ki bizim için ziyadesiyle anlamlı bir davranıştı.
…
Kimi yerlerde muktezâ-ı hâle uygun olmayan hususlar cereyan edip rahatsızlık verse de genel olarak feyizli bir ortamdı.
Ravza Cihan
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




