İlahiyat Haberleri


orhanhoca22.jpg


Selçuk İlahiyat'tan muhabirimiz Gülbeyaz bizleri sıkı bir yolculuğa çıkarıyor. Prof. Dr. Orhan Çeker ve Ali Osman KOÇKUZU hocalarımızın birlikte gerçekleştirdikleri Halep'ten Hadramevt'e konulu konferansı eilahiyat sakinleri için de izledi Gülbeyaz GÜVEN...

Bugün okulumuzda yapılan söyleşilerin en zevklisine ve en neşelisine şahit olmanın verdiği mutluluk ile sizi de bu söyleşiye ortak etmek istiyorum.

Ramazan ayından önce Dubai, Yemen ve Umre'den müteşekkil olangezinin notlarını dinlediğimiz Hocalarımız çok güzel, ilginç ve nükteli gezi notlarını bize sundular. İlk konuşmayı Prof. Dr. Orhan ÇEKER yaptı. Tahtaya çizmek için çok uğraştığı haritası ve yanında getirdiği Arap ülkeleri haritası üzerinde gittikleri ve gördükleri yerleri bir bir sıraladı. İlk gidişlerini, İstanbul'dan uçağa binip Dubai'ye inişlerini ve uçakta yaşadıkları diyalogları... Hepsi sırası ile gelecek inşaallah Gülümseme


Tabi söylemeden geçemeyeceğim Orhan Hocamın hızına yetişmek hayli güç oldu. Buyurun onun hızını gösteren resimler.
Orhan ÇEKER Hocam ve Ali Osman KOÇKUZU Hocamın birlikte oturdukları yerde ikisini bir arada çekmek için harcadığım çabadan bahsedeyim önce... Orhan Hocamı oturduğu yerde bir kaç dakika dahi durdurmak mümkün mü! Bu hali ile hepimize taş çıkarır, doğruyu söylemek gerekirse... İşte bu resmi yakalamak için uğraştım Buyurun resim ve yakalama çabalarım..
 

orhan_hoca1.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şimdi söyleşiden aldığım bazı notları aktarayım...
Prof. Dr. Orhan ÇEKER...

İstanbul'dan havaalanından uçağa biniliyor ve yolculuk başlıyor. İşte burada Orhan Hocamın uçaktan anlattığı bir nükte...
" Dubai'den sonra uçağa bindik San'a'ya gideceğiz. Merak edip hostese nereden gidiyoruz diye soruyorum. Kör gidiyoruz o da ne bilsin. Git sor da gel diyoruz. Bir gidiyor bir daha görünmüyor..." Gülümseme
"Sonra iniyoruz ve hemen kaptanların yanına gidiyoruz. Önce biraz yağlıyoruz. Çok güzel kullandınız çok memnun kaldık ama biz nereden geldik buraya?" Tabi burada Orhan Hocam tahtaya astığı haritası üzerinde gidilen yolu çiziyor...

İlk gidilen yer Dubai demiştik. Hocam biraz buradan bahsetti.
Kişi başına düşen milli gelir 30bin Dolar imiş. Hoca Türkiye'nin 10 katı neredeyse diye ekliyor.
Ayrıca burası sıcak bir ülke olduğu için kar görmek mümkün değilmiş. İşte burada daha önce Resim Galerisi Bölüm Yöneticimiz Mevsimbahar'ın resimlerini eklediği kayak merkezini görmüşler...

Daha sonraki durak yeri yani şu uçak muhabbetinin yapıldığı zaman: San'a...
Hoca: "Bize 2 saat 11 dakikada orada olacağız dediler biz de dedik ne 11 dakikası iki saat deyin işte ve tam 2 saat 11 dakika sonra San'a daydık..."

Buradan da Yemen'e geçilmiş.
Orhan Hoca: "Burası yüksek bir yer bizim Erciyes dağından biraz daha küçük." Tabi Hocam bunların hepsini rakamları ile birlikte de aktardı ama hızına yetişemediğim için o bölümleri atlamak zorunda kaldım ama bunları not alan arkadaşlarım varsa bekleriz...
Bu ülke bu kadar yüksek olmasına rağmen hiç kar yağmazmış. Ekvator etkisinde bir ülke ve sürekli yağmur varmış. Çok yeşil bir memleket... Her şeye rağmen fakirlik diz boyu...
Bölgenin %55'i Sünni ve %45'i Zeydi çoğunluğa rağmen yönetim Zeydilerin elindeymiş.
Hocamın farklı bir tespiti daha kendi dilinden: " Huş dağlarından geçtik. Biz Eğiste'ye (Konya'nın bir köyü) giderken uçurumları ve virajları için 8 çiziyoruz diyorduk. Orada giderken müzik notalarının bşındaki sol anahtarı var ya işte onu çiziyorduk."
Hocam Yemen'in verimli tarlalarından da bahsetti ama burada bir de üzüntüsünü dile getirdi ki... "Kat" diye bir uyuşturucuyu devamlı kullandıklarından o verimli tarlalarda bunları yetiştiriyorlarmış. (yazıkkk) Duyduğum kadarıyla Yemen bu verimli tarlalarına rağmen ne yazıkki tahıllarını dışardan ithal ediyor. Bu fakirliğe rağmen... (yorumsuz) Bu Kat muhabbeti üzerine Hocam Yemenli bir alime sorduğu soruyu anlatıyor: " Hocam bu Kat'ın hükmü nedir?" Yemenli alimden cevap: " Bir Yemenli'ye Kat'ın Hükmünü, bir Mısırlı'ya sakalı, bir Suudi'ye Bey'ul Îne'yi sormayacaksın Gülümseme" şeklinde bir nükteli cevap veriyor ve ekliyor Alim: " Biz de bu bela ile savaşıyoruz ama çaresi bulunamadı." Üzgün
Yemen'de gezilen bir yer de San'a şehri demiştik. Hocam burada San'a'da gördüklerini bakın şöyle dile getiriyor: " San'a 2 milyon nufuslu bir şehir. Hiç trafik ışığı yok ve yola kim önce atlarsa o geçiyor ve buna rağmen hiç trafik kazası görmedik. Arabalar da döküntü herhalde buyüzden önemsemiyorlar." Gülümseme
Hocam burada Ebrehe'nin kilisenin bulunduğu alanı gördüğünü anlattı. Kiliseden hiç bir iz kalmamış sadece duvarla çevirili bir alan...
Yemen'de gezdikleri şehirleri yetişebildiğim kadarıyla yazmak istiyorum. (Tabi hatalı yazımlarım da olabilir):
İbb, Zemar, Sula, Tais, Aden, Zebid ( Veysel Karani'nin köyü burada imiş.), Hudeyde... Tabi bir de Hadramevt var ama vakit yetmeyince orası anlatılmadı...

Ayrıca Yemenli bir zatın evine gittiklerinden bahsetti Hocam ve buyurun bunun en nükteli haliyle anlatımı: " Yemenli bizi evine davet etti cami çıkışı, gittik. Ev 4-5 katlı ve hepsi bir ev şeklinde yani ayrı ayrı dairelerden oluşmuyor. Adam eve yaklaştığında yerden bir taş aldı ve evin duvarına vurdu. Sonra üçüncü kattan bir kadın çıktı ve hemen inip kapıyı açtı. Yani bu zil oluyor. Biz de dedik kesin önceden haberlidir. Bir taş vurmayla ses duyulur mu taa 3. kata. Neyse bizi çok güzel ağırladılar. Gideceğimiz sırada biz aramızda anlaştık onların haberi olmadan bu taş vurma işini biz yapacağız. Evden çıktık adam da yanımızda dedik bir de biz deneyelim şu taş vurma işini adam da olur dedi. Taşı alıp duvara vurduk ve yine üçüncü kattan kadın başını uzattı. Yani gerçekmiş Gülümseme"

Muaz b. Cebel'in Yemen'e ilk gittiğinde vardığı Taiz'de yaptırdığı bir mescidden bahsetti Hocam ve bu mescid hala duruyormuş. Daha sonra Hint Okyanusu'nda denize girdiklerinden, Kum fırtınasından nasıl kurtulduklarından arabanın yol içindeki kum birikintilerinden nasıl hoplayarak geçtiğinden ve zorla durduğundan bahsetti. Bu kaza gibi olayı anlatışını dinlemelisiniz burada anlatmam o kadar mükemmel olmaz sanırım.
 orhan_hoca_2.jpg
Artık Suud'a girişe geliyoruz. Buraya girerken Hocam akıllarında olan Necran'ı da gezmek isterler ama Suud Hükümeti Umre için gelenlerin sadece üç şehire gidebildiklerini belirterek Necran'a gitmelerine izin vermez. Zaten bunun gibi pek çok sınırlandırmalar mevcutmuş Suud'da.

Suud'da Kızıldeniz sahillerinden Mekke'ye doğru yol alırlar ve Mikad yerlerinden biri olan Yelemlem'de İhrama girerler.Hocam Taif'e gitmeyi çok istediklerinden bahsetti. Ama yine izin verilmediği için ilk denemelerinde giremediklerini söyledi ama sonra kaçak olarak gittik dedi. Eski Taif yolundan gitmişler ve Taif'in içine teleferik ile girmişler. Burada Efendimiz (s.a.v.)'in taşlandığı caddeyi gördüklerini anlattı. Hala kullanılmakta imiş o cadde ve Addas isimli kölenin üzüm verdiği ve Efendimiz (s.a.v.)'in orada biraz dinlediği yerleri gezmişler.
Daha sonra görmeyi çok istedikleri Bedir'e gitmişler ve Bedir Şehitlerinin mezarlarını görmek istemişler ama Suud Polisi buradan çıkmalarını istemiş. Daha sonra da taşlandıklarını belirtti Hocam. Mezarlıklarda dahi buralarda gezmeyin, dua okumayın, hürmet etmeyin
anlamında levhaların olduğunu bildirdi. Buna sebeb olarak söylediği iki kelime idi: "Vehhabi Kafa"
Eski Hayber'e gittiklerini ve Hayber Kalesini gezdiklerini de ekledi.

Orhan Hocamdan sonra sıra Ali Osman Hocama gelmişti. Hocam sözüne ilk olarak seyahatin eksi yönünü belirterek giriş yaptı. " Seyahatin eksi yanı çok hareketli bir Profesörün idaresinde olması idi. Yani nereyi gezdik ne yaptık anlamadım." Gülümseme Tabi burada Orhan Hoca hemen mikrofona geçti ve : "Bir daha geziye katılanlardan tam teşekküllü hastaneden rapor isteyeceğim..."

Ali Osman Hocamın takıldığı en müthiş yeri ise gezinin vaktinde kılınan namaz idi. "Şoförlere demişler bizi tam namaz vakitlrinde nerede ezan okundu orada durduracaksın. Ama nerelerde namaz kıldık ama bir bilseniz. En pis yerlerde bile namaz kıldık. Neymiş de namazları tam vaktinde kılacakmışız kardeşim bir saat sonra kılsak nolacak..."
Hocam mükemmel notlar tutmuş tabi herşeyi defterinden okuyordu. "Şimdi uçağa bineceğiz. Uçuyoruz. İndik..." Gülümseme
Dedik ya herşey Hocamızın notlarında diye bindiği uçaktaki kaptanların ve hosteslerin isimlerine kadar... "Kaptan: Faysal Metasi......."
Ayrıca hoşuna giden bir uygulamadan da bahsetti. "Uçağa bindik uçak hareket etti ve hemen sefer duası okunmaya başladı. Çok güzel bir ses ama..."

Hocamın Yemen'e verdiği değer sebebiyle de olsa gerek en çok Yemen'den bahsetti. Halkının ne kadar fakir olduğundan ama buna rağmen Türkleri çok sevdikleri için özellikle evlerine davet edip ikramda bulunmak istemelerinden bahsetti. Biraz da duygulanarak tabi... Çocukların ne kadar garip ve görünüş itibariyle fakirliği ne kadar rezil bir şekilde yaşadıklarını anlattı. "İş adamları buralara yatırım yapmalı. Belki bizim de yiyecek bir ekmeğimiz var ama bunu da paylaşabiliriz" dedi.


Hocamdan bir nükte daha: "Bizim rehber ikide birde telefonla konuşup duruyor ve 'bustani2 deyip duruyor. Dedim en sonunda kim bu bustani ne oluyorsa hep bunun başının altından çıkıyor. Meğer 'bustani' 'bus Sânî" yani ikinci otobüs demekmiş. Yani okumuş tayfasının (Orhan Hocaya da ithafen) olduğu otobüsmüş. Adam öyle bir söylüyor ki ben de bunu hep bustani olarak anlıyormuşum." Gülümseme

Suud gümrüğünde yapılan denetimleri de Hocamın dilinden dinleyelim... "Adamlar gözbebeğinizin resmini çekiyor ne işe yarayacaksa. Ufacık çocuklar bile altına bişey koyulup oraya yaklaştırılıyorlar. Yani bu demek oluyor ki bakın bir zamanlar Osmanlının emri altındaydık ama şimdi paralandık zengin olduk ve size de böyle eziyet ederiz. En sonunda dayanamadım ve dedim 'Başka açacağımız yerler de var mı?' adamlar bir gurur bir gurur." Kahkaha



İşte bu mükemmel ve bir o kadarda neşeli söyleşimiz böyle geçti. Umarım Orhan Hocamın anlatımıyla bizi oralara götürmesi gibi ve Ali Osman Hocamın nükteleriyle bizi bu gezinin ruhuna kadar indirmesi gibi ben de size bunları yaşatmışımdır. Yeni gezilerle ve yeni yazı dizileriyle birlikte olmak ümidi ile...

Bu kategorideki diger yazilari goster.

Yorumlar  

 
0 #1 Monaroza 12-11-2007 13:42
daha çok fotoğraf yayınlanmasını talep ediyorum,ayhan hocam çekiyordu bol bol..ondan faydalanabilirs in gülbeyaz
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile