İlahiyat Haberleri
Perşembe, 29 Mayıs 2008 12:50
İham’ın her Cuma günü saat 20:00’de düzenlediği konferansların sonuncusu bu hafta araştırmacı yazar olan değerli hocamız Abdullah YILDIZ bey’i konuk etti. Bir çay faslından sonra konferansa başladı, sunumun öncesinde namaz platformunun yaptığı çalışmalarla alakalı bir video gösterime girdi.
. Ve ardından YILDIZ bey sunuma başladı. Konferans metninin özetini aşağıya aktardık. Program sonrasında sorulan sorular hocamız tarafından değerlendirildi.
Programın sonunda, kitaplarından bazılarını imzaladı. Bu esnada kitap imzasını alan öğrenciler hocamızla tanışıp sohbet ettiler. Daha sonra hocamız büyük bir fedakârlıkta bulundu; 40 adet kitabını Pazar günü yapacak olduğumuz Edirne gezisinde ve ziyaret edeceğimiz Uzunköprü İmam Hatip Lisesi öğrencilerine hediye etti.
KONU: NAMAZIN HAKİKAT
SUNUM: ABDULLAH YILDIZ
YER: İSKİ KONFERANS SALONU
KONFERANS ÖZETİ
Ülkemizin dört bir yanında namazla alakalı seminerler düzenleyip halka namaz bilincini aşılamaya çalışıyoruz. Namaz hocası değil namaz bilinci… Namazın nasıl kılınacağını zira hemen hemen herkes biliyor. Ama uygulamaya gelince sadece Cuma namazlarını kılanlar genelde fazla ama vakit namazlarını kılan az. İşte biz de bu Cuma namazlarını kılan potansiyel kişileri 5 vakit namaza çevirmeye çalışıyoruz. İstanbul, İzmir, Ankara, Trabzon, Rize, Diyarbakır… Şehir şehir, ilçe ilçe dolaşıyoruz… Seminerlerde halkla iç içe olmaya çalışıyoruz. Kıbrıs’a bile gittik…
Bizim bir derdimiz var… Namaz… Hatta gittiğimiz bir yerde adamın birisi: “Her şey bitti de namaz mı çıktı karşımıza?” diyordu. Eksikliğe bakar mısınız? Halkımız namaz kılmayı biliyor ama kılmıyor. Kılanların bir kısmı namazın yan ısıra diğer fuşiyatla ve kötülüklerle meşgul oluyor, diğer bir kısmı ise namazı bir angarya, bir zorluk gibi algılıyor. Namazda huşuyu yakalayamıyor. Neden acaba? Biz namazı sadece bir angarya gibi düşünürsek namazdan nasıl haz alalım ki? Namazımızı nasıl huşu içinde kılalım ki? Biz فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ ayetini düşünüp idrak edemezsek namazımız nasıl huşu içerisinde geçsin ki?
Namaz kılmayanların sırtından geçinenler var. Namaz kılmamak birilerinin, bir zümrenin hoşuna gidiyor. Geçenlerde bir anket yapıldı ve ankette üniversite öğrencilerinin %20 küsürü vakit namazı kılıyor. %65’i ise Cuma namazı kılıyormuş. Gazetenin birinde, köşe yazarının birisi öyle bir manşet atmış ki: “Türkiye’nin Geleceği Karanlık”… Ve devamında her paragraf başında “eğer bu böyle giderse” lafzıyla beraber “Türkiye’nin geleceği karanlık olur, Avrupa Birliği’ne giremeyiz, Yarın camilerin dışına bu cemaat sarkar ve artık diskolarda dahi namaz kılınmaya başlarlar” gibi cümleler sarf etmiş. Aslında haklı. Allah’ın izniyle bunları aşıp %20’yi artıracağız. Potansiyel namazcıları da kazanacağız.
Diğer taraftan medyada değişik haberlerle karşılaşırsınız. Yok efendim uçakla seyahat eden adam, pilota; “uçağı kıble tarafına çevir ve öyle gidelim, namaz kılacağım” demişmiş… Yok efendim Bağcılar’da devlet lisesinde namaz skandalı… Yok efendim daha neler neler… Halka farklı bir bilinç aşılanıyor. Namazsızlık bilinci.
İslam’ın imandan sonra ilk emri namazdır. Hatırlarsanız peygamber efendimiz (sav) Medine’ye hicret ederken onlar sadece 2 şeyden sorumluydu: “Namaz kılın ve Allah’ın size bahşettiklerinden yetimlere infak edin!” Ve Efendimiz (sav) vahiy geldiğinden itibaren bir müddet sonra namaz kılanları artırıp kendisiyle 3’e çıkarmıştı. Ve müşrikler bunların namaz kıldıklarını ara ara görüyorlardı. Ve kafalarını ezmek istiyorlardı secdedeyken. Aynısını Hud Suresinde 80 ile 90. Ayetlere bakarak hatırlayın. Hz. Şuayb (as) cemaatiyle namaz kılıyordu ve inanmayanlar onu taşlayarak öldürmek istiyorlar ama cemaat yüzünden bundan vazgeçiyorlardı. Sizce neden? Neden bunlar namaza bu kadar zıt? Neden namazı kendilerine yediremiyorlar. Çünkü namazın ne kadar önemli bir şey olduğunu biliyorlar. Günümüzde de benzer sorunları yaşamaktayız. Namaz kılan bir cemaat ve namaz kılmayan, namazdan da asla hoşlanmayan, namaz kılmayanların fuhşiyatından nemalanan bir zümre var.
Ölüm. Ölüm bize ne kadar yakın? Sahabe bunu şu sözlerle anlatıyor: “Ölüm bize uyuyup uyanamamak kadar yakın.” Bu ne demek? Uyuyoruz nefsimizi Allah tutuyor. Uyanmamız gerekince tekrar geri veriyor. Eğer geriz vermezse ölürüz. Yani uyku ölümdür. Peygamberimiz (sav)’in duasını hatırlayın: “Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun.” Bu duanın diğer yönü de uykuyu kasteder.
Birçok kitaplar yazdık, yayınevlerini arayıp namaz bilinciyle alakalı satılan kitapların fiyatının ucuzlatılmasını istedik. Halk alsın, halk okusun, halk bilinçlensin diye. Birçok yerlere gittik gezdik dolaştık ve bir sürü seminerler verdik. Halkı bilinçlendirmeye çalıştık. Ama Kıbrıs. Kıbrıs gibisini görmedim. Şehrin içini kumarhaneler ve f.evleri basmış halde. Sokaklar uyuşturucu, içki, sigara, kumardan geçilmiyor. Konaklamak için altında kumarhane bulunmayan bir otel dahi bulamadık. İşin kötüsü bu fuhşiyât okullara dahi saçılmış. Çocuklarımız, gençlerimiz köşelere sıkıştırılıyor. Fuhşiyâta sürüklendiriliyor. Kısacası Kıbrıs biçare… Kıbrıs’ın bize ihtiyacı var… Namaza ihtiyacı var. Oradaki konferansımda bir genç kızla konuştum. Ve bana derdini iletti. İlgilendim. İstanbul’a dönünce mail attı. İstanbul’a çağırdım ve kızımla tanıştırdım. Onu kızıma teslim ettim. Ehli dünyadandı. Konferans ve namaz mevzuu onu çok etkilemişti. Ama her şeyden tamamen bilgisizdi. Fazla zaman geçmedi ki kızcağız Kıbrıs’a dönünce bir müddet sonra mana mesaj attı. Artık seccadeyi sermiş namaz kılıyordu. Elhamdülillah, dedim.
57. Alay’ı hatırlayın. Savaşta dahi namazı terk etmemişler ve cemaatle namaz kılmışlar ve orada canlarını Rablerine teslim etmişler ve şehâdet mertebesine nail olmuşlardı. Onlardan biri de benim dedemdi.
Bakara 114: “Allah’ın mescitlerinde, Allah’ın adının anılmasına mani olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır?
ABDULLAH YILDIZ KİMDİR?
1954 yılında Adana’da doğdu. Adana İmam Hatip Lisesi’ni okuduktan sonra Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü’nden 1976 yılında mezun oldu. 22 yıl öğretmenlik yaptı. Çalışmaları “tarih felsefesi ve Kur’an üzerinde yoğunlaşıyor. Vakit gazetesinde yazıyor. Aylık Umran dergisinin sahibi ve yöneticisidir. Eserleri: Tarih Bilinci, Kuranı Anlamaya Giriş, 28 Şubat Belgeler, Meşrutiyetten Cumhuriyete iktidar Kavgaları ve Sanal İrtica, Yusuf’un Üç Gömleği, Dua, Namaz Bir Tevhid Eylemi
Ali Durmuş
İstanbul İlahiyat E-İlahiyat Muhabiri
Bu kategorideki diger yazilari goster.
Yorum ekle
Yorumlar
Yeterlilik Sınavı Adıyla Ger çekleştirilen ve Neticesinde İmamlık Kuran Kursu Hocalığı İ çin Yapılan Sınavlarda ki Kriterler Nedir Sorusunu şarkı Söylettirilm ek Suretiyle Yeterlilik Belgesi Verilen Bir Bayan Ürneği Üzerinden Yönelttiği Müftü Beyden Trajı Komik Bir Cevap Aldı, Müftü Bey Yeterlilik Sınavlarında Komisyon Başkanlığı Yapan Yetkililere Soruyorum Kriterleriniz Nedir? Biri Diyor ki â??â??Bu Üocuklar Her Yerden Darbe Yiyor Bir de Biz Vurmayalım ve Bari Kuran Kursu Hocası Olsunlar!!!!â??â?? Bir Diğeri â??â??Ekmek Aslanın Ağzında 200 Kişi Başvuruyorsa Beş Kişiye Veriyorumâ??â?? Diyor..
Üğrenci Büyük Olasılıkla Cevabından Korkmasa İnsanların Hayatının Seyrine Etki Eden Bu Kişilerin Akıbetini de Soracaktı ama Mikrofonu Yanında ki Arkadaşına Verdi..
O da Sürekli Akademik Üalışma Yapması Gereken Yüksek Lisans Doktora Üğrencilerin in Köylerde Hatta Dağ Başlarında İnternetin Dahi Olmadığı Yaylalarda Görevlendiri liyor Olmasını Sordu.. Müftü Bey Ne Yapalım Herkesi İstanbulâ??da mı Görevlendire lim şeklinde Bir Cevap Verdi ki Bu Cevabın Ardından Kimsenin soru Sormaya Mecali Kalmadıâ?¦ Bulundukları İlin şehir Merkezine Alınmaları İhtimali Gelmedi Herhalde Müftü Beyin Aklına.. İşte Böyle Alınan Cevaplardan Muzdarip Olan Üğrenciler Yerlerine Henüz Oturmadan Müftü Eline Aldığı Diyanet in Ha ç Konulu Dergisini Tanıtmaya Başlamıştı.. Okuma da Yanında Yat Diyordu..
â?¦
Bu Hafta Sakarya İlahiyat Fakültesi Dekanı Ali ERBAş Hoca Geliyor İhamâ??a Sizleri de Bekleriz :-)
Konferansa Davet Edilenler Dikkat Üekici Olsa da Beklentileri Karşılamıyor Bir Üok Zaman..
Son Yaşadığımız Ürnek İl Müftünün Semineriydi..
Müftü Yardımcıları, Faih İl çe Müftüsü, İstanbul İlahiyat Fakültesinden Mustafa Karataş, Mevlüt Güngör, Ümer Aydın Gibi Hocalarında Katıldığı Seminerde Müftü Mustafa Üağrıcı Daha Söze Başlarken Salonda Hayli Yekun Teşkil Eden Misafir/ Üğrenci Olmayan Zevata Dilerseniz Siz şimdi Gidin Biz Üğrencilere Hitap Edeceğiz Dedi Müftü Bey.. Bizler de Merakla Son Anına Kadar Takip Ettik Nitekim Beklentilerin Karşılanması Bir Tarafa Üğrencilerin Salonda Bulunmaya Devam Etmeleri Dahi Bulunduğu Konum ve İlmine Saygı-)an İbaretti...
Müftü Bey Söze Diyanet in 10 Yıl Ünceki Halinin Halka Ne Denli Uzak Olduğundan Afaki Cümlelerle Bahsedip şimdi Diyanet in Nasıl Muhteşem Bir Camia Olduğunu 100 dakika Süreyle anlattı..
Hac Hizmetinden, Üıkarılan dergilerden, Halka Verilen Seminerlerden Büyük Bir İftiharla Bahseden Müftü, Salonda Bulunan 100 Kadar İlahiyat Üğrencisini Doğrudan İlgilendiren Hi ç Bir Konuya Temas Etmedi..
Sözünü Bitirdiğinde Soru Kabul Etmek İstemediğini Konuşma İ çerisinde Defaatle Tekrar Ettiği Bir cümle İle Ortaya Koydu İl Müftüsü sn. Üağrıcı.. İstanbul Müftülüğünde İşlerin Ne Denli yoğun Olduğunu Bir Ben Bilirim Bir de ALLAH..
Bir Bu çuk Saatlik Bir Konferansın Ardından 20 Dakika Soru Kabul Edemeyecek Kadar Meşgul Müftümüz(saat 22.00 sonrası-).. Ne Mutlu Bize Müftülük Üalışıyor..
Başlangı ç Semineri
Prof. Dr Faruk BEşER
USUL AÜISINDAN MEDYAT İK FETVALAR
yer: iski aksaray binası/aksaray tarmvay durağı karşısı
Ali Durmuş kardeşime de bu haberinden dolayı teşekkür ederim..
23 mayıs cuma yılın son semineriyle ekim ayına kadar seminer olmayacak..
ekim ayında bekleriz :-)
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için