Salı, 21 Kasım 2006 01:33
DİYANET
İşleri Başkanı Prof. Ali Bardakoğlu ile CNN Türk'teki programımdan sonra sohbet
ettik. Avustralya izlenimlerini anlattı:
-
Türkiye'yi tanımıyorlar, Afganistan falan gibi bir ülke sanıyorlar. Ona göre
sorular sordular!Bardakoğlu,
Türkiye'nin demokratik ve laik bir devlet olduğunu, Türk Müslümanlığının da
farklı olduğunu anlatarak cevap veriyor bu sorulara. Kadını 'çıplak et'e
benzeten Avustralya..
Doçentlik
günlerinden beri tanıdığım, büyük saygı duyduğum muhterem Prof. Ali Bardakoğlu
bunlardan biridir. İlahiyat veya İslami ilimler onun uzmanlık alanı. Ama,
kuvvetli bir hukuk, tarih, sosyoloji ve felsefe kültürü de vardır.
'Ah ne kadar iyi' değil mi?
Ama bakın bu nasıl oluyor: Prof. Bardakoğlu
imam hatip mezunudur. Yüksek tahsilini Yüksek İslam Enstitüsü'nde yaptı.
'Disiplinler'den biri, ilahiyat disiplini...
Sonra lise
fark derslerini vererek İstanbul Hukuk'ta okudu, mezun oldu. Böylece modern
'hukuk disiplini'ni edindi, hukuk sosyolojisi ve hukuk felsefesini özümsedi,
toplumsal hayatın pratiklerini tanıdı.
Ve bu
sayede İslam fıkhına sosyoloji disipliniyle bakabiliyor!
Bir süre
hâkimlik ve avukatlık yaparak çağımızdaki iş ve meslek hayatını tanıdı.
Sonra
İlahiyat'ta akademik kariyere yöneldi. Kitap ve makalelerinde derin bir İslami
bilgi ile beraber, hukuk ve tarih bilgisini, daha önemlisi 'metodoloji'yi
görürsünüz.
Uluslararası
itibara sahip profesörlerimiz arasında imam hatip kökenliler vardır ve bunu
açıklamazlar! Baskıdan çekinirler çünkü.
Bir
sohbetimizde Prof. Erdoğan Teziç'e de söylemiştim:
- Bir imam hatip mezunu
neden tarih, felsefe, sosyoloji gibi dallara gidemesin?! Hatta gidebilmeleri
gerekmez mi?!
- Din gibi siyasette, hatta
bilimde bile bir konuya, bir disipline kilitlenmek dar kafalılık yaratır. Artık
bizim laikliğimiz de bir 'pozitivizm itikadı' olmaktan çıkmalı,
"disiplinler arası" bir ufuk genişliğine ulaşabilmelidir.
- Unutmayalım ki, İlahiyat
Fakültesi'ni bile kapatmıştık ve bunu yaparken, Hilmi Ziya Ülken'in
"modernist İslamcılar" dediği ekolü de kapattığımızı 'akıl'
edememiştik! Dinin devlet gücüyle "mabede ve vicdana" sürülmesiyle
toplumsal alanın da halledildiğini zannetmiştik.
Yok saymakla Kürt meselesini hallettiğimizi zannetmek gibi bir zannedişti bu!
- Bugün "İslamın asrın
idrakine seslenmesi" evrensel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Türkiye
evrensel bir örnek olmanın stratejik avantajını kazanabilir; sopayla, yasakla
değil, dinin de, laikliğin de "disiplinler-arası" bir ufuk
genişliğini kazanmasıyla.
- Bardakoğlu'nun itibarı nereden geliyor, bir düşünelim.
Dr. Taha AKYOL
MİLLİYET
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




