Röportajlar

erzrop4

Erzurum Dkab'ın çiçeği burnunda mezunlarıyla (2009), nihayet bulan ilahiyat eğitimleri üzerine bir söyleşi yaptık.  Arkadaşlarımızın hissiyatı, tüm ilahiyat/dkab mezunlarının bu günlerde yaşadığı duygularla benzerlik arzediyor. İşte, Eilahiyat Erzurum Mümessilimiz Sedat Şener'in kaleminden o söyleşi:

Sedat Şener:Öncelikle teşekkür ederim bu ricamızı kırmayıp söyleşi yapacağınız için..Bu yıl mezun olacaksınız geride sizden kalan duygularınız kalsın istedik sizi davet ettik.Söz uçar yazı kalır…Fazla uzatmadan hemen sorularıma geçmek istiyorum..

Öncelikle sizleri tanıyabilir miyiz?

Reyhan Köse: Trabzonluyum.Trabzonda yaşıyorum.

Tuğba Bal: Bende Trabzonluyum Trabzonlu olmaktan gurur duyuyorum.

Ergül: Orduluyum, Karadenizli olduğumdan Trabzonlu arkadaşlarımdan dolayı üzgünüm.

Halil İbrahim: Manisalıyım

Ali Taş: Kütahyalıyım

Özlem Fidan: Erzurumluyum.

Meyirbek: Kazakistanlıyım.O kadar.


Teşekkür ederim Diğer sorumuza geçmek sitiyorum.Bu yıl mezun oluyorsunuz inşallah. Şöyle bir geriye baktığınızda ne görüyorsunuz ve yapmak isteyip de yapamadığınız nelerdir?

Özlem: Geriye baktığımda çok  fazla bir şey yaptığımı düşünmüyorum. Biz bu okulun sadece siyasi düzeniyle ilgilendik. Mesela siz öğrenci kulüpleri odalarını düzenlediniz biz ise bilgisayar odasını öğle arasında açılmasını sağladık. Sonra yine açmadılar. Bizim kantin problemimizde vardı onun içinde beya uğraştık. (Hala devam ediyor ama). Evet kantin değişti. Geç oldu ama oldu. Hocalarımız tarafından görüşlerimiz fazla dikkate alınmadı. Derslerimize girmesini istemediğimiz hocalarımız için hep engelle karşılaştık. Yönetim bizi hep engelledi (Hatırlatayım bu eski yönetim 2 ay önce yeni yönetim görev başına geldi.)

Tabi ben burada aldığım dersleri dolu dolu  geçirmek isterdim Nihayetinde dersleri alıyorum vakit harcıyorum ama elimde bir şey kalmıyor. Mesela bir diksiyon dersimizde diksiyon hocası gelebilirdi. Arapça’yı  yeteri kadar konuşabilirdik. Bunlar için süre vardı ama hoca yoktu. Bilgi konusunda istediğimiz gibi doyamadık.

erzrop1Meyirbek: Kazakistan’dan gelmiş biri olarak görüşlerimi söyleyeceğim. Buradaki arkadaşlar imam-hatip kökenli olduğundan Arapça’ya ılımlıydılar. Bizden daha iyilerdi. Biz geldiğimizde Türkçemiz iyi değildi. Şimdide iyi olduğunu zannetmiyorum da.:) Arapçayı öğrenmeye çalıştık. Dkablı olmamızdan dolayı çok fazla eğitim dersleri aldık. Arapçayı dışarıdan derslerine katıldığımız hocalarımız sayesinde yaptık. Arapçayı iyi öğrenemediğim için pişmanım. Arapça hazırlık olsaydı daha iyi olurdu. Seneye olacakmış inş. Olur. İlahiyat bitiriyoruz ama hakkıyla bir ilahiyatçı olarak çıkmadık. Bundan sonra inşallah bu hakkı teslim etmenin gayreti içinde oluruz.

Ali Bektaş: Ben, geçen 4 senede sosyal aktivitelere daha fazla önem vermek isterdim. Şimdi tekrar başlamış olsam daha sosyal işler yapardım. Derslerde de her dersin hakkını veremedik. 4 sene benim açımdan yatarak geçti.(mütevazı ağabeymiz)

Halil İbrahim: Okul yönünden söyleyecek pek fazla bir şeyim yok. Zaten pek uğradığım söylenemez okula. Zorla bu okula geldiğim için ilk geldiğimden beri ısınamadım. Sosyal yönden baya bir şey yaptığıma inanıyorum. Sadece küçüklükten beri hayalim olan havacılık ve pilotluk yönünden bir şey yapamadım. Keşkem o…

Ergül: Buraya geldiğimde şaşırdım. Burayı çok yüceltmişim. Buradaki insanları toplumdan farklı algılıyodum. Baktım ki toplumdakiler ilahiyatçılardan daha ilahiyatçı.

Tuğba: Biz burada saygıyı öğrendik. İmam-hatiplerin önü kapalı olduğu için mecbur buraya geldik. Daha farklı hayallerimiz vardı. Ama kader bizi dkaba sürükledi. Fakat şu da var, üniversitedeki diğer fakülteleri gördüğümde iyi ki buraya gelmişim dedim. Ne yazıkki bu fakültede dolu dolu öğrenim göremedik. Hep önümüze engeller çıktı. 28 şubatta buranın nüfusu da azaldıktan sonra adeta birkaç kişi okulda dolaşıp durduk. İlk yıl hatırlasınız sabahcı ve öğlenci vardı. O tam bir faciaydı. O zmanlar tam boştu okul. Ben ilk geldiğimde üniversitede okuduğumu hissedememiştim hala da hissedemiyorum. Bana bu hissi veren hoca olmadı. Aktivite yok. Yapanda kendi içinde yapıyor. (Reyhan:Arkadaşlar geziye gitmiş (Tuğba da var orda) tabi kendi içinde::)


4 yılda yaşadıklarınızı tek bir cümleyle anlatırsanız nasıl bir cümle kurarsanız?

Halil:Okuldaki dersler bahane burada kurulan dostluklar şahane.

Ali: Arkadaşlarımızla olan dostluğumuz bizi buralara getirdi.

Meyirbek: Ben dışarıdan gelmiş birisi olarak burada olmaktan gururluyum. Türkiyede okumak ayrıcalıktı ve bundan mutluyum. Türkçeyi öğrendim.

Özlem: Bir daha dünyaya gelsem İlahiyat Dkab okurdum…

Murtaza: Ben bir şey söylemek istemiyorum (ağabeymiz duygulandı bu sırada) Bana çok şey kattı bu okul. İlahiyata gelmekten mutluyum.

Reyhan: Tek bir cümleyle anlatmak çok zor.Okulum çok şey kattı bana.. İyiki gelmişim.

Tuğba:Burada çok güzel dostuklar yaşadım.Bütün arkadaşlarımı çok seviyorum.

Ergül: Fakülte ne bana bir şey verdi ne de benden bir şey aldı…


erzrop2Mezun oluyorsunuz.Nerelerde görev yapmak istiyorsunuz?

Ergül: İlahiyatçılar Türkiye’nin sadece batısında görev yapmak istiyorlar doğuyu yalnız bırakıyorlar.

Halil İbrahim: Ergül arkadışımıza katılıyorum. Bende ilk tercihimi güneydoğu yapacam orda daha iyi hizmet yapacağıma inanıyorum. Mezun dönemi, artık baba parasının bittiğini ve ayakların üzerinde durulacağı bir dönemdir.

Ali: Arkadaşlarımın dediği gibi Türkiyenin her yeri bizim. Ama özel durumlar olduğu için batıya da girmek lazım (ağabeymiz nişanlı:)

Meyirbek: Bizim oralarda dini eğitim ve yaşantı fazla gelişmediği için oralarda hizmet yapmak istiyorum. İslam’ı anlatmak istiyorum.Peygamberimiz buyurmuş ya: ’’Sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenen ve öğretendir..’’ Bizde halkımıza hizmet etmeye hazırız.

Özlem: Türkiye’nin her yeri bizim ama buna kızları katmamak lazım. Çünkü kızların doğuda görev yapması zor.


Erzurum size şu 4 senede ne kattı? Böyle 4 sene diyorum her soruda inşallah 5 senesi olan yoktur.

Reyhan: Hayatı öğrendik, soğuğa alıştık. Ama soğuk zamanlarda hala hasta oluyorum. Onun dışında, ailemin yanında olsam hayatı öğrenemezdim. Ev geçindirmesini, elektirik faturasını vs. Kısacası yani ben burada yaşamı öğrendim, ha bir de herkese güvenilmeyeceğini tecrübe etmiş oldum.

Halil: Buraya gelmeden önce Erzurum benim için bir ütopyadı. Böyle bir şehir yoktur diye düşünüyordum, burada askerlik yapmış kişiler anlatıyordu. Buraya gelince gördüm anlatılanları.. Hayatıma anlam katan kişilerle burada karışlaştım. Bunun için 2.memleketim değil memleketimle eşdeğer diyorum.

Özlem: Bu şehir gerçekten insanı eğitiyor. Dışarıdan gelen ya da içerde olan fark etmiyor. Azizliğini hemen gösteriyor. Erzurum insana bir kader çiziyor.


Dinkültürü olarak okullara staja gidiyosunuz. Çocuklarla ilk karşılaştığınızda neler hissettiniz? Bizimle paylaşabileceğiniz anılarınız var mıdır?

Tuba: Ben çok rahattım hatta şöyle bir anım var. Derse girdiğimde çocuklar bana ‘ablacımm’’ diye sesleniyordu..:)

Özlem: Staja gittiğimde büyük bir hayecan yaşadım ve yaşlandığımı fark ettim.

Şerif: Burada ekonomik düzey çok düşük bu da eğitim ve öğretimi etkiliyor. Benimde şöyle bir anım olmuştu.. Derse girdim konu anlatacam bana sigaranım zararları çıktı. Bende bir tiryakiyim. Ama öyle bir anlattım ki az daha kendimde bırakacaktım…

Halil İbrahim: Satajdeyken yeni bir öğrenci gelmişti. Ahlakla ilgili konu anlatıyordum. Çocuğa ‘dadaş ne demek?’ diye sordum.’’Delikanlı olmak Hocam’’diye cevap vermişti.

Meyirbek: İlk staja gittiğimde herkes bana Japon Çin diye bakıyordu. Büyük bir ilgi vardı. Bende onlara siz bu dünyada sadece japonyayı çini mi biliyosunuz Kazakistan diye bir ülke de var diyodum..

erzrop3Son olarak mezun olacak arkadaşlarımıza neler tavsiye edersiniz?

Özlem: İnsan son sınıf olunca geri dönmek istiyor. İlk başlayacak olsam ek derslere ağırlık veririm. Arapçaya ve Osmanlıcaya ağırlık versinler. 184 hoca var, bu oldukça fazla bir rakam. Ders haricinde hocalarla iletişim içinde olsunlar.

Şeref: Gördüğüm kadarıyla herkesin bir pişmanlığı var ama benim için hayatımın  en iyi 4 yılı. Bu yılları dolu dolu yaşasınlar. Sadece sınıfa kapanmasınlar öğrenci külüplerine ve sosyal faaliyetlere katılsınlar.

Tuğba: Hocalarıma bir şeyler demek istiyorum duysunlar sesimi:) Hocalarımız öğrencileri zorlasınlar. Önceden 10 kitaptan sorumluyken şimdi 1 kitap bile değil.. Zorlanmalı öğrenciler.

Halil: Bir alanda kendilerini geliştirip o alanda uzman olsunlar.


Arkadaşlar çok teşekkür ederim bize zaman ayırdığınız için..Hayatınızda başarılar dileriz. Allah yar ve yardımcınız olsun.


Röportaj: Sedat Şener

Eilahiyat Erzurum Mümessili

Tags: atatürk

Yorumlar  

 
-1 #1 Ziyaretçi 14-08-2009 14:13
yapılan iş tam bir fecaat ne o resimler falan bir de dkab hiç bir şey ifade etmiyo ki git öğretmen ol adın zaten dinciye çıkıyor. verecğin çok bir şe de yok sistemin oyunu yani. bir de niye bir kaç kiş var orada
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile