Röportajlar

hayri.kirbasogluAnkara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Hadis Anabilim dalı Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu ile İlahiyat Dünyası üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştrdik. İstifade etmeniz temennisi ile…

Türkiye’de iyi bir ilahiyatçı yetiştirme imkânı her zaman vardır. Burada benim bir eksiklik olarak gördüğüm, adanmışlık, sevdanın olmayışı. Yani İslâm sevdası çok az arkadaşımızda var. İlahiyatçılık, profesyonel bir meslek haline gelmiş. Hatta devletten alınan maaş yeterli olmadığı için özellikle –Ankara’da değil ama– başta Marmara İlahiyat olmak üzere bir çok hocamız cemaate, tarikata, gruba, bazıları da devlete yada bazı kurumlara sırtını dayayarak maddi-manevi rant peşindeler maalesef. Hatta bizim fakültemizde geçmişte, bazı program çalışmaları yapılırken özellikle 28 Şubat sürecinde bazı hocalarımız –arkadaşlarımız diyemiyorum maalesef- kendilerine alan açıp, ek ders için daha fazla para almaya uğraşırken, bilimsel değil, kişisel çıkar için, bir takım devletin makamlarıyla ilişkilerini farklı çıkarlara dönüştürebildiklerini görmek, son derecede üzücü.

Hocaların durumu bu olursa, öğrencilerin durumunu varın siz düşünün! Böyle bir durumda, etik bakımdan, ahlak bakımından ciddi sıkıntıları olan ilahiyat kadrolarının bu öğrencilere adanmışlığı, bu İslam sevdasını, davasını aşılamada başarısız olmalarından daha doğal bir şey olamaz.

Cemaatlerle, tarikatlerle dostane bir ilişki kurulamaması çok kötü. Cemaatlerle tarikatlerin aydınlanmış yani eleştirellik üzerine yeniden yapılandırılması, kendi temellerini koruması, yeniden bu yapıları daha sağlam temeller üzerine, İslamî temeller üzerine, hayri.kirbasoglutoplumun, Müslümanların, İslam ülkelerinin geleceği açısından daha aydınlık ufuklara gitmesi için yeniden inşası gerekir. Tabiatıyla burada temel problem devlet ile millet arasında gerilim ve bu toplumdaki yerinin serinkanlı uzlaşma esasına dayalı olarak belirlenmemesi. Bu belirlenmemede İslamî kesimin de çok büyük hataları var. O kadar ki; anayasal kuruluşların başındakiler kendilerini adeta anayasal teolog olarak görerek din üzerinde gelişigüzel, hiçbir altyapı olmadan yorum yapma yetkisi görecek kadar iş çığırından çıkmıştır.

Türkiye’de siyaset, tababet ve diyanet, ağzı olanın konuştuğu 3 temel alandır. Siyaset alanı da din alanı da maalesef bu başıboşluktan nasibini almıştır. Ben yakın gelecekte fevkalade önemli bir gelişme beklemiyorum. Çünkü bizatihi iktidarın da bu konuda samimi olmayan tavırları var. YÖK gibi çarpıcı, merkeziyetçi bir yapıyı ortadan kaldıracağını söyleyen mevcut hükümetin, geldikten sonra YÖK’te de iktidara gelip, YÖK’ü ortadan kaldırmak için hiçbir adım atmaması, siyasetçilerimizin de samimi olmadığının göstergesidir. Siyasisinin samimi olmadığı, ilahiyatçısının samimi olmadığı, devlet erkini elinde tutanların samimi olmadığı, hepimizin –ben de dâhil- etik sıkıntılar, problemler yaşadığı bir toplumda sağlıklı çözümler üretmek mümkün değil. Bunları biz üretemezsek de inşaallah sizler, bari bizden sonra çözümler üretecek nesiller olacaksınız, böyle bir gidişata kendinizi hazırlamak zorundasınız, ALLAH yardımcımız olsun…

- Hocam, bu güzel söyleşin ve alakanız için teşekkür ederiz...

Etiket: ankara

Yorumlar  

 
0 #6 2009-12-04 04:58
sevgili soz suretinde,
ne sizin kalbinize acip bakarim ne de sevgili hayri hocanizin. bir kisi hakkinda fikir sahibi olmak icin ben sizin gibi cerahata ihtiyac duymuyor, ilgili kisinin kitaplari acip okuyorum, kalbini degil! bircok hocamiz ifadesi yazmam sizi mutlu edecekse yazayim ama bahsini ettiginiz "dogmatik-kelamcı mantıkla düşünce üretemezsiniz" ifadenizi aynen iade ediyorum. kimseyi birseyle yaftaladigim yok, az okuman varsa, ac savunuculugunu yaptigin hocanin kitaplarini oku. o zaman belki aklina birseyler gelir. senelerdir kimin oryanlaist hayrani oldugunu anlayabilirsin belki! aklina birseyler gelmezse kendi kalbini ac bak,herhalde anliyorsun bu islerden ki beni kendi elestirdigin seyle itham ediyosun. gercekten cok komiksiniz:) haa son olarak, baskalarini savunmayi birak, kendini yetistirmeye bak. herkes kendini savunur.
basarilar
Alıntı
 
 
0 #5 2009-11-18 21:55
körükörüne eleştiriye tam gaz devam..
ya hu hocam sahiden bıkmadınız mı hep yeren ve kusur bulan tarafta olmaktan..

biraz değişime ihtiyacınız var bence :)
biraz da özeleştiriye ;)
Alıntı
 
 
0 #4 2009-11-16 20:22
Sitemizin temel prensiplerinden birisi, ilahiyat camiasında fikir üreten her görüş, tavır ve cemaate mensup şahsa (ki bu hoca da olabilir öğrenci de) kapımızın ve de sayfalarımızın açık olmasıdır. Bu şahıs modernist, gelenekçi, cemaat mensubu veya herhangi farklı bir hüviyete sahip olabilir; mesele, ilahiyat camiasında olup fikir üretmesidir.. Kaldıki Hayri Hoca, fikirlerine katılsak veya katılmasak dahi bizatihi fikir üreten ve meselelere çözüm arayışında (çözüm arayışının müsbet veya menfi bir netice verip vermemesi değildir burada mühim olan) olan bir kişidir. Sitede yayınlanan çalışmalara yorum yapılabildiği gibi, ilahiyat mensubu bir şahıs farklı düşünüyor ve karşı çıktığı meselede fikri mülahazaları bulunuyorsa bunları da ilmi ve edebi bir şekilde yazarsa biz site yönetimi olarak seve seve yayımlarız. Mesele bundan ibarettir. Kalplerde gizli ve açık ne varsa ancak kendisinin bilgisinde olan Rabbi Teala'ya emanet olunuz. Vesselam....
Alıntı
 
 
0 #3 2009-11-15 21:47
s.a degerli arkadaslar hayri hoca ucuz bir hoca degildir. ilerde degeri cok iyi anlasilacaktir.onun bir derdi sancisi var islam alemi icin.hatali soylemleri olabilir ama bu boylesine ona karsi bir de[erlendirme yapmayi gerektirmez.
Alıntı
 
 
0 #2 2009-11-14 22:40
sayın balkanlıoğlu,
el insaf!
-hayri hocaya soracağınız soruyu ben size sorayım; açıp baktınız mı hayri hoca ve onun gibi düşünen hocaların kalplerini de onları "oryantalist hayranı-düşkünü- olmakla yaftalıyorsunuz .ne kadar ayıp ne kadar acil!
-yazıda "diğer hocalar" denilerek bütüncül bir ifade kullanılmamış "bir çok hocamız" denilmiş ve yazının sonunda kendisini de dahil etmiş olmasına rağmen "kendi ve ötekiler kavramları hocanın cümlelerinin en temel çıkş noktasıdır" yargınız her halde bizatihi sizin böylesi bir "ötekileştirme" handikapı içinde olduğunuzun göstergesi olsa gerek.
-dogmatik-kelamcı mantıkla düşünce üretemezsiniz. ancak sizin yaptığınız gibi insanları bir takım aslı astarı olmayan kavramlarla yargılarsınız!
Alıntı
 
 
-2 #1 2009-11-14 09:30
Sayin Kirbasoglu'nun "Türkiye’de iyi bir ilahiyatçı yetiştirme imkânı her zaman vardır" cumlesine kesinlikle katiliyorum. Ancak bu cumleden sonraki kisim butunuyle fecaattir! "Kendi ve otekiler" kavramlari hocanin cumlelerinin en temel cikic noktasidir. sunu demeye mi getiriyor: ben ve benim gibiler adandik, ilahiyat camiasi icin calisiyoruz, bizden baskasi calismiyor. Diger hocalari rant ve gelir pesinde olmakla sucmalak ne kadar ayip! Ne kadar aci! Acip kalplerine baktin mi o hocalarin sayin Kirbasoglu derdim ben olsaydim roportaji yapan! ya da aylik gelir hesaplarini sen mi tutuyosun nerden biliyorsun, kimin cemaatten\vakif tan\dergahtan...vs para-menfaat temin ettigini! editor arkadaslara da sitem ediyorum boyle gereksiz ve itham edici bir roportaji yayinladiklari icin! Son lafim: et Kirbasoglu ve avanesi! Marmaradaki hocalar sizin gibi "oryantalist hayrani-duskunu" olmadiklari\ bilakis "Ehl-i Sunnet" olduklari icin midir butun bu ithamlar, zirvalamalar!!!
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile