Röportajlar

mahmutinan1[Her zaman yüreklerimizde yer eden, Kur’ân nûrunu kandil kandil yüreklere yakan insanlar vardır ya hani… Hani gecesini gündüzüne katar da Allah için bir şeyler yapayım diyerek çalışır ya insan…

Ve fedakarlıklarıyla yeni nesle örnek olurlar ya… Kırmazlar ya hiç insanı. Kapılarına giden herkese açıktır ya kapıları ve en başta gönülleri… Mahmud İnan Hocamız o değerli şahsiyetlerden birisi…

Bize ve bizler gibi İlâhiyat mezunu olup görev yapan ve yapacak olan birçok arkadaşa güzel bit örneklik teşkîl eden olan hocamızın evinde Marmara İlâhiyat, Konya İlâhiyat, Uludağ İlâhiyat’tan mezun arkadaşlarla karşılaşıyoruz. Kimisi tâ‘lîm alıyor, kimisi hıfz ediyor Kelâmullah’ı… Gözlerimiz bu manzara karşısında tarihi yâd ediyor. Hatta doluyor… Mânen aldıkları sancağı, sonraki nesillere aktarıyorlar bu zâtlar. Ve amaçları sadece “Allah’ın Rızâsı”…

Allah rızasını gaye edinen hocamızla gerçekleştirdiğimiz röportajı istifâdenize sunuyoruz.]


Hayatını Kur’ân-ı Kerîm’e Adamış Bir Hizmet Sevdalısı:

Hâfız Mahmud İnan

Hocam hayatınızı anlatır mısınız?

Bismillahirrahmanirrahim. Aslen Kepsut’un Çaldara diye bir köyü var 1939 yılında orada dünyaya geldim. 1947 yılında rahmetli babam beni okutmak kastı ile Kepsut’a getirdi. Hafızlığımı babam düzelttirdi.

Bu birkaç ay içinde de Kepsut’ta Cemal Hoca diye bir zat vardı. Çarşı Camii imamı, kuran kursu hocalığı da yapıyordu. Onun yanında 3-4 ay okudum. Hafızlığımı ikmal ettik. Hafızlığımı bitirdikten sonra bir birkaç sene mukabele okudum. 1954’te İstanbul’a gittim. Edirnekapı Camii’nde Abdullah Efendi’de 1 ay kadar okudum. Bir ara Eyüp Sultan’a geçtim. Eyüp Sultan Camii baş imamı merhum Salih Efendi vardı. Onda da okudum ancak onun kıraati beni tatmin etmedi. Bir yer arıyordum. Cemaatten bir ağabey beni camide okurken dinlemiş. Tabi küçüklüğüme rağmen bizim sesimiz var; Allah Teala’nın vergisiyle güzeldi.

mahmutinan2Namazdan sonra bize karşı çok ilgi gösterdi. “Ben seni Hasan Akkuş’ta okutmak istiyorum. Keşke imkânım olsa da orada okutsam” derken bir gün taksi durağına varmıştım. Kendisi arkadaşı ile bir taksi işletiyordu, iki aile geçiniyordu bir taksiden yani. Eyüp Sultan’la Eminönü arasında sefer yapıyorlardı. Neyse, ben oradayken bir hacı amca geldi ve Eminönü’ye gitmek istediğini söyledi, zaten kendisinin de eski müşterisi bir fabrikatördü. Onu aldı arabaya. “Hafız sen de bin, ben seni götüreyim biraz gezdireyim” dedi. Yola koyulduktan sonra Hacı Amca’ya hâlimi açtı. “Durum böyle böyle” dedi. “Burada okumak istiyor fakat imkân bulamadı. Okuyacak yer arıyor” dedi. O Hacı Amca Rizeli bir fabrikatör. Allah rahmet eylesin. “Ha ula” dedi bana “Allah rızası için mi okuyacasun yoksa gösterişine mi okuyacasun” deyince ben anlayamadım tabi; tam Rize’nin yerlilerinden. “Ne diyor” dedim ben Halit Abi’ye. “Allah rızası için mi okuyacaksın yoksa gösteriş için mi okuyacaksın diyor” dedi. Ben dedim ki “Eğer gösteriş için okuyacaksam ne işim var burada. Ben burada okuyup bir şeyler elde ettikten sonra memleketime gidip hizmet etmek için buradayım” dedim. “Bu şeylere katlanıyorum” falan dedim.

“Ha öle dediysen yarın sabah fabrikaya gel” dedi. Gittim. O günlerde rahatsızım biraz geç gitmişim. Saat dokuz buçuk, on sıraları gitmişim. O zaman kendisi de bir yere gitmiş. “Yarın sabah gelsin” demiş. Ertesi sabah gittiğimde camisinin imamını getirmiş. Beni bekliyorlarmış orda. İmama demiş “Git bak nasıl durum dinle” demiş. “Olacaksa getirelim” falan demiş. İmam geldi. Abdullah Yazıcı Allah rahmet eylesin.

Amin.

O da genç sayılırdı 22 yaşlarında 23 yaşlarında biri. Diyeceğim; bir ‘aşr okuttu. Tabi bizde ses ahenk güzel fakat ta‘lîm yok. Yani başkaları yani ta‘lîmden anlamayanlar falan duyduğunda “mümkün değil bunun ta‘lîme ihtiyacı falan yok” diyorlardı ama ben biliyorum ki gerekli. Netice “şimdi götürsek gelir misin” dedi. “Gelirim” dedim. Eyüp’ten Üsküdar Bağlarbaşı var, şimdi hiç tanımadığım bilmediğim bir yer. Hiç tereddüt etmedim. “Gelirim” dedim. Hacı Amca dedi ki “Ha ula sağa ayda kaç para yeter” dedi. Şimdi çok istesem olmayacak. Az istesem hani laz’ın dediği gibi “karaya çıksam bağ yağcık denize çıksam sağ yağcık” dediği gibi ben cüzi bir para istedim. “yeter” dedim. “Rahmetli babamdan biraz temin ederim falan” dedim. “30 lira yeter” dedim ben ayda. “ha ula yeter mi” dedi. “yeter” dedim. Babamdan belki şey yaparız idare ettirmeye çalışıyoruz” dedim. “Ha ula sağa 50 lira vereceğum” dedi. “Yakacağın odunu kömürü her şeyi bana ait”, “Yalnız sen okuyacasun” dedi.

Tabi Allah razı olsun. Neticede gecemizi gündüzümüze katarak 2 sene orda Allah’ın müsaadesiyle hocam bana ta‘lîm okuttu, Arapça okuttu. 20 ay durmadan Kur’an-ı Kerim’i durmadan meydana getirdim. Ta’limde elde ettim. 1 sene kadarda Arapça okudum arada. Oradan ayrıldık. Tabi Allah’ın bizim payımıza ayırdığı rızkı bitirdikten sonra oradan ayrıldım. Geldim memlekete. Aradan 1 sene geçtikten sonra Kepsut Kazası’nda kadro açıldı. İmtihana girdik Allah’ın izniyle kazandık müezzinlik imtihanını. 2 sene müezzinlik yaptım 1957’den 1959’a kadar. 2 sene 2 ay kadar vazife yaptım. Vazifeden ayrıldım, askere gittim. 1958’de izdivaç ettik. 1959’da askere gittim. Askerdeyken bizim bir yavrumuz oldu, kız. 11 aylıkken hayata veda etti. Allah şefaatini nasip etsin. Neticede askerden geldik, ihtilal oldu vs. Ortamda kadro yok; 1 seneye yakın manavlık yaptım. Ticaret yaptım. Ordan da 1 sene sonra 1961’de imtihana girdik. Balıkesir’de bir müezzinlik imtihanı açıldı. Paşa Camii için. 12 kişi girdik. 6’mız kazandı, 6’mız dışarıda kaldı. Tabi ondan sonra sayıyı üçe düşürdüler ve biz elendik. Geriye kalan 3 kişiden de ikisi elendi 1’isi kazandı. Neyse 1962’de tekrar imtihan açıldı 40 kişi girdik bu defa. 2 kişi kazandık. Balıkesir’e geldim. 1961’den 1965’e kadar orada müezzinlik yaptım. 1965’de imamlık imtihanlarına girdim ve muvaffak oldum. 1972’de Zağanos Paşa Camii’nin münhal kadrosu için imtihana girdik. Rabbim muvaffak kıldı. 1972 ile 1994 arasında orada imamlık yaptım. Bir ara bizi iki yıl Yıldırım Eski Camii’ne aldılar. Sonra tekrar Paşa Camii’ne döndüm ve oradan emekli oldum. Hayatım kısaca bu şekil geçti.

Kaç çocuğunuz vardı hocam?

6 tane yavrumuz var. 4’ü oğlan 2’si kız. 4 oğlumu imam hatibe gönderdim. 3’ü ilahiyatı bitirdi. Kızımın birini hafız ettim diğeri yarıda bıraktı. Onları yetiştirmeye çalıştık. Kendi ayakları üzerinde duruyorlar. Bize muhtaç değiller. Biz de onlara muhtaç değiliz Allah’a şükürler olsun.

Elhamdülillah.

mahmutinanbHayat böyle devam ediyor. Allah hepimize hayırlı ömür hayırlı ölüm nasip etsin.

Amin. Hayırlı ömürden sonra inşallah. Hocam Kur’an-ı Kerim ezberlerken öğrencilerin dikkat etmesi gereken şeyler? Mesela bir ayet ayet mi ezberlemeliler? Ezberleme metotları nasıl olmalı?

Uzunluğuna kısalığına göre; ayetler kısa olursa 2 ayet 2 ayet ezberlenir, 2-3 satırlık bir ayet olursa onu ezberleyip tekrar 2. ayete geçmek şeklinde yapılabilir. Ama ayet yarım sayfa uzunluğunda ise bunu ikiye bölerek ezberlemek daha kolay olur. Şimdi 1 ayeti ezberledikten sonra o ayeti bırakıp 2. ayeti ezberliyorsun. Yukarıdaki 1. ayetle 2. ayeti okuyorsun. Onu pişirdikten sonra tekrar 3. ye geçiyorsun derken 1 sayfayı 4’e bölüyorsun veya 5’e bölüyorsun durumuna göre. Öyle elde ediliyor. Benim prensibim bu şekilde. Tabi bazı insanlar daha zeki olduğu için onlar nasıl değişik şekilde yapıyorlar bilmiyorum. Yalnız hiç unutmadığım bir şey vardı. Burada ilk Balıkesir il müftüsü vardı, Selahattin Yıldız diye bir arkadaş, kardeşimiz. Onun babası Kur’an-ı Kerim’i Fatiha suresinden girerek Nas’a kadar düz giderek ezberlemiş. Öyle ezber yapan hayatta bilmiyorum 1000’de 1 tane olmaz.

Şam’dakiler hep öyle yapıyor.

Öyle ezberlediğini söylemişti.  Biz müftüyle beraber gitmiştik babasının cenazesine. Vefatının üzerinden 24 saat geçmesine rağmen yani hayatındaki güzelliğinden daha çok  güzellik kazandı. Ramazan günü köyünde mukabele okuyormuş. Öyle ücret falan filan almazmış o adam. Bayrama 2-3 gün kala bayram hazırlıkları yaparken zor olmasın diye 3 gün önce hatimi bitirmek istemiş. 3 cüz okuyacakmış o gün. İşte o sabah namazından sonra salonda otururken, okurken rahatsızlık gelmiş. Derken kısa zamanda hayatını kaybetmiş.

Allah mekanını cennet etsin.

Yani o adamı anlatmak aklıma geldi. O adamcağız Kur’an-ı Fatiha’dan başlayarak Nas’a kadar düz ezberlemiş. O binde bir tane değil on binde bir tane olmaz.

Türk hocadan mı ders almış hocam?

Hiç kimseden almamış.

Kendi kendine? Maşallah.

Ve 30 yaşlarında falan olmuş bunu.

Maşallah. Suriye’de de öyle hocam Suriye’de sırayla gidiyorlar hafız olanlar.

Netice o şeyle karşılaştık. Allah rahmet eylesin.

Âmin. Hocam bir de şunu soralım; ilahiyat ve imam hatip mezunlarından şu anda imamlık yapan çok kişi var. Bunların imamlıkta en çok nelere dikkat etmeleri gerekiyor?

İmamlıkta başta temizliğe çok dikkat etmek lazım. Benim bulunduğum camii merkez camii olduğu için dört mezhepten de cemaat gelebiliyordu; Şafii, Hanbelî vd. . Onlardan da cemaat bulunacağı için, mesela abdest aldıktan sonra yabancı hanımların tenine el değmemesi lazım. Hatta ben bu imamlığın esasında ben abdest aldıktan sonra hanım Allah razı olsun bize havlu tutardı. Yani yardım etmeye çalışıyor. Elimizi değdirmeyiz birbirimize abdest aldıktan sonra ve böylece gideriz camiye. Namazımızı eda eder ve hayatımız böyle geçmiştir imamlık müddetince. Ona çok dikkat etmek lazım. Önce temizlik, sonra abdest daha öte. Abdeste çok dikkat etmek lazım. Abdesti güzel almak lazım. Beden ve elbise temizliklerine çok dikkat etmek lazım. Bu şekilde yani.

Kıraat sorunu var bir de hocam; en çok problem de onda var?

Kıraat olarak da ehlinden Kur’an’ı tâ‘lim etmek lazım. Yani Kur’ân-ı Kerîm düzgün olmazsa kıraatte HA ile HE’yi ayırmazsak ZEL ile SE’yi ayırmazsak tehlike olur namazda. Namazın bozulmasına doğru gider. DAD ile DAL karışırsa HI, HA olursa namaz bozulur. Mesela; Bismillahirrahmanirrahim. Min şerril vesvesil hannes yerine hennes dersek namaz bozulur. Onun için buna çok dikkat etmek lazım. Üstümüze dikkat ettiğimiz gibi içimize de dikkat etmek lazım. Mümkün mertebe Allah (c.c.) hazretlerini unutmamak lazım. Habibini unutmamak lazım. Bunun için aşkla şevkle dikkat etmeliyiz. Halkla ilişkilerimiz gayet iyi olmalı, cemaatle diyalogumuzun güzel olması lazım. İmam dediğimiz kardeşimiz namaz bittikten sonra cemaat döndüğü zaman önüne bak diyecek cemaat öyle bakacak. Yani onların halini hatırını sorar gibi ihtiyaç sahiplerini bazen arayacak vs. halkla cemaatle diyalogu gayet güzel olacak. Gerek cemaat için olsun, gerek çarşı içindeki esnaf olsun onlara hal hatır soracak. Yani ihtiyaçlarını soracak. Bizden belki yardım isteyen olabilir. Onlara yardım etmek bakımından, işlerini kolaylaştırma bakımından, onlara yardımcı olmak onlarla iyi geçinmek, cemaate karşı güzel tavırlar sergilemek, resmi olmamak, samimi olmak lazım, sevecen olmak lazım, güler yüz tatlı dilli olmak lazım. Böyle hayatı geçirmeye çalıştık. Allah’a şükürler olsun hep saygı duyduk sevgi duyduk, bu hale geldik. Buraya kadar geldik. Allah sonumuzu hayır etsin.

Hocam 71 yaşındasınız ve şu an bile her gün evinize öğrenciler geliyor; hani hizmet aşkı anlamında... Gençler mesela imamlık da 5 vakit hocalık da 5 vakit diyorlar. Ya da kursta resmi mesai saatlerinde duruyorlar sonra hemen çıkıp gidiyorlar. İşte bu bizim için çok güzel bir örnek.

Öyle olmaması lazım. Yani 5 vakit kıldırmakla kalmamak lazım. Cemaatle diyalogu güzel olması lazım. Çünkü cemaatin içinde görülen noksanlıkların giderilmesi lazım. Yani bir şeyler yapıp İslam’a hizmet Kur’an’a hizmet bakımından elimizden gelen gayreti sarf edip bir şeyler öğretmek lazım.

Yani aslında kişisel hayattan fedakârlık yapmak…

Yani 5 vakit namazın dışında vakitler var. Bu vakitler içinde de halkla ilişkileri geliştirmek lazım. Okutmak lazım. Dinlemek lazım. Bu şekil hizmette olmak lazım.

Hocam bize de inşallah dualarınız bekliyoruz.

Allah hepimize hayırlı ömür versin.

Amin.

Hayırlı ömür versin.

Amin.

Hayırlı ömür versin.

Amin.

Sonunda da imanla geçmemizi nasip eylesin.

Amin. Allah razı olsun hocam.

Hayatımın kısa dönemlerini anlatacak olursak birkaç saat sürer.

Misafirde olduğu için... Yine de kırmadınız. Allah razı olsun azîz hocam. Teşekkürler…


Röportaj: Ayşe Serra

Bu kategorideki diger yazilari goster.

Yorumlar  

 
0 #5 2010-05-05 20:37
hocam ben kardeşimle çok mutluyuzama bugün aramız çok bozuk onun gönlünü almak için ne yapmalıyım.lütfen cevapverim soruma
Alıntı
 
 
-1 #4 2010-04-28 00:25
sizden de Rabbim razı olsun efendim. Mahmut Hocam, rabbim kendisine hayırlı sıhhatli uzun ömürler versin. Hafızlığı onda yapmak ne güzel olur! inşallah rabbim bize ve tüm isteyenlere nasip eder.
Alıntı
 
 
0 #3 2010-04-27 22:58
cok guzel bir roportaj olmus... hocamizdan ve roportaji yapan hanimefendiden Allah razi olsun..
Alıntı
 
 
+1 #2 2010-03-31 01:55
Hocamız'dan ders ta'lîm etmiş bir talebe olarak,kendisiy le bu röportajı gerçekleştiren hanımefendiye çok teşekkür ederim.
"Kapıları giden herkese açıktır." deniyor röportajın başında. Bunun mecâzî bir kullanım değil hakikat olduğunu belirtmek istedim. Çünkü Hocamız'a ders okumaya gelen taleber, hânesine girmek için kapıyı çalıp da açılmasını beklemezler. O muhterem zâtın kapısı talebelerine her dâim açıktır.
Hocamız'ın Kur'ân aşkını birkaç cümleyle anlatmak mümkün değil. Bunu anlayabilmek için, ancak onunla hemhâl olmak icâb eder.
Rabbim Hocamız'a hayırlı, bereketli uzun ömür nasib etsin.
Alıntı
 
 
+2 #1 2010-03-18 22:26
Güzel bir röportaj olmuş,emeği geçenlere teşekkür ederiz.
İmamların halk ile diyaloğunun iyi olması gerektiği yönündeki tespitinde hocamız son derece haklıdır. Hakikaten vatandaş kendisi ile hasbihal eden,bir hal hatır soran imam istiyor.Kanaatimiz şu dur ki imam ve öğretmenlerin kendilerini toplumdan soyutlamaları toplumsal bozulmayı da tetiklemektedir .Halk ile iç içe değilse bir imam camideki vaaz camide kalıyor.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile