Perşembe, 12 Nisan 2007 20:32
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Vecdi Akyüz hocamıza, nasıl ilahiyatçı olduğunu, ilâhi macerasının nasıl başladığını ve bu kervana nasıl katıldığını sorduk, ilâhî hayatını hocamız şöyle anlattılar:
İlahiyatçı olmaya ve fıkıh bölümünde çalışmaya Fatih İmam Hatip’te, lise 1’deyken karar verdim. Hiç kimsenin yönlendirmesi olmadan kendi irademle seçtim bu bölümü. Okulda çok güzel bir kütüphanemiz vardı. Yatılı okuduğum için boş vakitlerimin çoğunu kütüphanede geçiriyordum. Çeşitli kitaplar okuyordum. İslam hukukuna ait pek çok kitap vardı. Bunlar ilgimi çekti, özet çıkararak okumaya başladım. Okudukça daha da ilgimi çekiyordu. Artık kendi kararımla, bilinçli olarak fıkıhla ilgili ne bulursam okumaya başladım. İşte başlayış o başlayış…

Lise bitince ister istemez üniversite hazırlığı başlıyor. Bu hazırlığı
bitirince o zamanlar bizim önümüzde iki seçenek vardı:
İmam Hatip Lisesi mezunları –o zamanlar adı imam hatip okuluydu- ya
Yüksek İslam Enstitülerine ya da bizi alan birkaç üniversiteye
girebiliyorlardı. Boğaziçi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Erzurum
Atatürk Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi. Diğer üniversiteler imam
hatip okulu mezunlarını almıyorlardı.
O zaman her üniversite sınavını ayrı yapıyordu. İlk merkezî sınavı ise bize
uygulamışlardı. Böylece iki şansımız doğdu. Hem Erzurum Atatürk Üniversitesi
İslamî İlimler Fakültesi’ne hem de Yüksek İslam Enstitülerine girme şansı. Ben
bu sınava girdim ve kazandım. Ancak Yüksek İslam Enstitüsünü kazanınca
Erzurum’a gitmedim (1974).
Yüksek İslâm Enstitüsü’ne gelmek bizim için ayrıca bir şanstı. O sıralar İslamî
Araştırmalar Vakfı (İSAV) yetişmeye müsait öğrencileri davet ediyor ve hoca
tutup onlara ders verdiriyordu. En- Nahvu’l Vadıh, El-
Belâgatu’l Vadıha, Fıkıh Usûlü, tefsir dersleri gibi. Dersleri bazen
burada bazen de hocanın durumuna göre karşıda yahut da yurtta alıyorduk. Ben de
bu dersleri takip ettim ve bu sırada pek çok kitap okudum.
Ayrıca Fatih Camii’nde Emin Saraç Hoca’nın dersleri başladı. Bu derslere de
devam ettim. Bugün fakültemizde görev yapan pek çok hocamız da bu derslerde o
zaman öğrenci olarak bulundular. Ben derslere başladığımda Sâbûnî’nin “Tefsîru
Âyâti’l Ahkam”ını okuyorlardı. Birinci cildin sonlarında yetiştim. Bir
yandan dersleri takip ederken bir yandan da eksik kısımlarımı tamamladım. Bu
kitap bitince Emin Hoca, İbn Melek’in “Fıkıh Usûlü”nü, hadis
usûlünden “Nuhbetü’l Fiker”i, Ebû Davûd’un “Sünen”ini,
Hudarî’nin “Tarîhu’t Teşrî-il İslâmî”sini ve bunun gibi pek çok
kitabı okuttu. Sınıf arkadaşım olan Hamdi Arslan -ki bu derslerde en istikrarlı
ikimizdik- bugün bu dersleri devam ettiriyor.
Fatih Camii ve İSAV’daki dersleri takip ederken bir yandan yine Fatih Cami
Kütüphanesi’nde Ali Özek hocanın “Sahîhi Buhâri” derslerini takip
ettim. Kendisi Şafii olan rahmetli Sadrettin Yüksel hocayla da Hanefîlerin
önemli bir kitabı olan “Hidaye”nin “kitabu-n nikah” bölümünü
okuduk. Bu sırada fakültede öğrenciyim hâlâ.
Millî Türk Talebe Birliğinde de dersler vardı. Salih Tuğ, Osman Turan, Faruk
Kadri Timurtaş Hocaları ben orada tanıdım. Zaten lisede öğrenciyken de Millî
Türk Talebe Birliği’nin kütüphane ve kültür kolunda üyeydim. Dolayısıyla orayı
tanıyordum. Kubbealtı Akademi Cemiyetin’de her hafta çarşamba ve cumartesi
günleri toplantılar olurdu. Cumartesi günleri açık oturum tarzında iki üç kişi,
çarşamba günleri de konferans tarzında tek kişi konuşma yapardı. Onları da
takip ediyordum. Türk Edebiyatı Vakfı’nın çarşamba toplantıları vardı -hâlâ devam
ediyor- arada bir onlara da giderdim. Orada edebiyatçı, yazar, fikir adamı pek
çok kişiyi tanıdım.
Fakülte dönemi böylece bitti. Ancak şunu da söylemek isterim -ki bu benim için
büyük bir şanstı- Hayrettin Karaman Hoca 3. ve 4. sınıflarda dersime geldi.
Kendisi ben 1. sınıftayken buraya tayin edildi. Daha önce İzmir Yüksek İslam
Enstitüsü’ndeydi. Bu açıdan da ders dönemi çok verimli geçti.
Bu sırada kendim de okumalarıma devam ediyordum. “Mecelle” ile
karşılaştırmalı olarak Ömer Nasuhi Bilmen’in “Hukuk-u İslamiyye”
ve “Istılah-ı Fıkhiyye Kamusu”nu okudum. “Bulûgu’l
Meram” adlı bir ahkam hadisi kitabı var. Onun özet kısmını yine Emin
Saraç Hoca’yla okuduk. Daha sonra bu kitabın şerhini de okuduk. Ahmet Davudoğlu
“Selamet Yolları” adıyla tercüme etti bu eseri.
Kısacası lisans dönemi benim için çok verimli geçti. Kararımı lise 1’de vermiş
olmanın avantajlarını yaşadım. Kaynak olan pek çok şeyi buraya gelmeden
okumuştum. Burada geliştirmesi kaldı. Arkadaşlarımız da hep ‘kendini nasıl
geliştirdin?’ diye sorarlar. Her şeyden önce insanın kendi çabası, gayreti
gerekiyor. Anlattığım bunca şeyi yapmak insanı yorar gibi gözüküyor. Ama
severek yaptığım için bunlar beni yormazdı.
Bu arada arkadaşlarımızla temel bir hadis, tefsir, fıkıh ve kelam kitabı
okumaya karar verdik. Bunlardan, fıkıh kitabını okudum. Tefsirden Elmalılı
Hamdi Yazır’ın “Hak Dini Kur’an Dili” ni okuyacaktık. Ben onu
okuma işini en sona bırakmıştım fakat, bunu gerçekleştiremedim. Kelâmı Türkçe
kitaplardan okudum. Hadisten ise “ Riyâzu-z Salihîn”i okudum.
Hayrettin Karaman’ın “Mukâyeseli İslam Hukûku” kitabını okudum.
Bunların yanında kendim farklı bir şey daha yaptım ki bu Kur’an’ı tanımam için
çok önemliydi. Kur’an’ı, mealiyle ve Celâleyn tefsiriyle beraber
sayfa sayfa okudum. O zamanlar çok fazla meal de yoktu. Ali Fikri Yavuz’un,
Süleyman Ateş’in ve diyânetin mealleri vardı.
Önce her sayfayı on kere meale bakmadan okuyor, sonra mealiyle ve
tefsiriyle bir kez daha okuyordum. Bu çok vakit alıyordu. Sonra da şayet sayfa
kolaysa beş defa, zor ise on defa ancak bu sefer anlamını kendim vererek tekrar
okuyordum.
Bu çalışmam yarıyı geçti. Fakat o yıl bir boykot oldu. 6-7 ay okul kapalı
kaldı. Daha sonra 4 ayda biz son sınıfı bitirdik. Bu sebeple tamamlayamadım.
Elmalılı tefsirini okuyamayışım da yine bu aksama sebebiyledir.
Bu çalışma, benim açımdan müthiş bir şeydi. Böylece Kur’an-ı Kerim’i daha
yakından tanıdım. Bunu yapmasam belki bir münasebetle yine tanırdım. Ancak bu
doğrudan içine girmekti. Düşünün, bir sayfayı on beş defa okuyordum. Bu
çalışmamla, Kur’an’ı, O’nun muhtevasını ve nasıl anlaşılabileceğini kavradım.
Yaptığım en faydalı çalışmalardan birisi de bu olmuştur. Tabi ki bütün bunlar işin ilim kısmı, film kısmına
gelirsek...
Marmara İlahiyat
4. sınıf
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




