Perşembe, 23 Eylül 2010 20:32
İstanbul İlahiyat’ta 2010-2011 eğitim dönemi başladı. Fakültemiz bu yıl hiç olmadığı kadar kalabalık; kulüplere, öğrenci platformlarına çok iş düşüyor.
Biz de üç yıl süre ile İstanbul İlahiyat’ta hizmet veren Eilahiyatlı arkadaşlarımızın mezuniyeti dolayısıyla Eilahiyat’ın fakültemizdeki bayrak değişimini duyurmak ve tanışmak için dekanımız Prof. Dr. Şinasi Gündüz’ü ziyaret ettik. Tanışma faslı sonrasında gerçekleştirdiğimiz mini söyleşiden hatırımızda kalanları sizlerle de paylaşmak istedim.
İlk olarak fakültemizde bu yıl gerçekleştirilen umre ziyaretini sorduk, hocamız, Mahfuz söylemez, Yavuz Yıldırım, Hakan Olgun, Dursun Ali Türkmen ve kendisi ile birlikte 40 öğrencinin de iştirakiyle 4 Temmuzda yola çıkıldığını, diğer fakültelere nispeten fakültemizde bu ziyarete öğrencilerin iltifatının yüksek olduğunu, öğrencilerimizin umre organizasyonunda kardeşlik bağlarını güçlendirmiş olmalarından duymuş olduğu memnuniyetten bahsetti.
İlahiyat mekânı dışında öğrencilerimizle kutsal toraklarda birlikte vakit geçirmek çok güzeldi. İslam tarihçisi olan Mahfuz Söylemez ve Yavuz Yıldırım hocaların rehberliğinde Mekke ve Medine’de olmak, tarihi yaşandığı mekanlarda dinlemek bizleri çok heyecanlandırdı. Bilginin hayatla buluşması, pratiğe dönmesi, bizzat tanık olmak en kalıcı eğitim yolu. İslam tarihi ve dinler tarihi dersleri için pratik destek olması itibariyle de ilki bu yıl gerçekleştirilen umre ziyaretlerinin devamının geleceğini müjdeledi.
Fakültemizde birçok müspet adımı müşahede ediyoruz. Bu yıl itibariyle öğrencilerimize fakültemizle ilgili neler söylemek istersiniz.
Öncelikle bu sene kazanan öğrencilerimiz yüksek puanlarla yerleştiler. Yeni kazananlara hayırlı olsun! Bu bizim için önemli bir başarının göstergesi.
Hazırlık sınıflarımızda bu sene daha çok Arapça diline ağırlık vereceğiz. Dışarıdan beş hocayla birlikte toplam on beş Arapça hocamızla Arapça eğitimini en güzel şekilde vereceğiz. Fakültemiz kadrosu genişledi. Örneğin tefsir anabilim dalında dokuz tefsir hocası bulunmaktadır.
Fiziki şartlarımızdan dolayı sıkıntılarımız ek binaların bitimiyle rahata kavuşacak; Şubat ayında sınıfların ve amfilerin bulunduğu bölümün açılımıyla daha güzel olacak inşallah. Ek binaların kazı aşamalarında tarihi çeşme buluntularına rastlanıldı. İlahiyat fakültesinin bahçesinde tarihi değere sahip bu çeşmeyle süslenen iç bahçesinin olacağını söyledi.
Geçen yıl fakültemizde Kur’an-ı Kerim yılı etkinlikleri çerçevesinde bir dizi panel ve seminer tertip edilmişti bu yıl da Hz. Muhammed Yılı etkinlikleri düzenlenecek.
Yine önümüzdeki fakültemiz öncülüğünde organize edilecek Dini ve Felsefi Metinler: 21.Yüzyılda Yeniden Okuma, Anlama ve Algılama Sempozyumunun müjdesini de hocamızdan bu ziyaretimizde aldık. ( 26-28 Mayıs 2011)
Kurumsal aidiyet şuurunun artmasına vesile olacak böylesi etkinliklerin artarak devam etmesi bizlerin de öğrenciler adına fakülte yönetiminden beklentisidir.
İlahiyat fakültesi öğrencilerinin ilmi donanımları açısından büyük ehemmiyeti haiz yan dal-çift anadal programlarında yeniliklerin olacağını da öğrenmiş olduk.
İlahiyat öğrencilerinden beklentileriniz nelerdir, sizce bir ilahiyat öğrencisi nasıl olmalı.
Özgün, özgür, cesur, kendilerini ifade etme yetisi olan, eleştirel bir akla sahip, okuyan değerlendiren, soran, hakkını arayan, iyi donanımlı, her yerde dinlenebilen kişidir.
Hocam, fakültemiz öğrencilerine tavsiyeleriniz nelerdir
İstanbul üniversitesi ilahiyat fakültesinde öğrenci olmak bir ayrıcalıktır!
Öncelikle küçük hedefler koymasınlar! İlahiyat öğrencisi olmak genel bir niteliktir; Araştırmak, sormak, tartışmak adına hocaların kapılarını ısrarla aşındırsınlar. Hocaları zorlasınlar, Öğrenci, hocayı sıkıştırdıkça hoca kendini yeniler.
Akıl, akıldan üstündür; düsturuyla bizlerden isteklerini, eleştirilerini çekinmeden söylemelerini bekleriz. Biz her türlü eleştiriye açığız.
Öğrencilerimiz sadece ders geçme, en yüksek not alma düşüncesinden uzaklaşmaları, İmkânlarını değerlendirebildiği en güzel şekilde değerlendirmeleri…
Öğrencilerimizin branş arayışlarına ilk sınıflardan başlamaları ve hocalarıyla dirsek temasına geçmeleri gerektiğini. Bu konuda hocalarımızın hemen hepsinin öğrencilerimize yardıma hazır olduklarını söyledi.
Hocamızla söyleşimizden hatırımızda kalan diğer bazı ifadeleri:
*Öğrencilerimizi aynı çatıyı paylaştığımız dostlar olarak görüyorum. Öğrencilerimi kızım ve oğlum olarak görüyorum, hakeza hocalarımızda öyle görüyorlar.
Saygı, saygıyı doğurur, empati yapmak lazım. Bu konuda Resulullah (sav.) efendimizi örnek alıyorum! “ insanların en hayırlısı insanlara hizmet edendir.” buyuruyor. Bizler O’dan hayırlı değiliz! Bu yüzden öğrenciye hizmet etmeyi bir ibadet sayıyorum! Kötü örnek olmamak lazım. Hocalılığı kast olarak görmemeliyiz. “İyi bir eğitim vermenin ve öğretici olmanın yolu empatiden geçmektedir.”
*Öğrencinin bütün fikirleri benim için çok değerlidir! Fikirler tartışıldıkça güzelleşir.
*Güzel bir söz vardır: “ilim dediğimiz şey yolda olmaktır; yolu tamamlamak değildir! Alim olan insan yolda olandır! “ İlmin giriş kapısı haddini bilmektir!
Öğrenci hancı, yolcu olan hocadır!
Hocam, samimi ve içten söyleyişi için çok teşekkür ederim…
Keziban Şeyma Çiftçi
İstanbul İlahiyat
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
Allah razı olsun Şinasi Hocam...
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için