Pazar, 29 Nisan 2007 16:34
Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı ve Öğretim Üyesi Prof. Dr.Faruk BEŞER'e nasıl ilahiyatçı olduğunu, branşının nasıl seçtiğini ve nasıl etkin/yetkin bir ilahiyatçı olunabileceğini sorduk..- İlahiyat serüveniniz nasıl başladı, ilahiyat yoluna nasıl koyuldunuz?
Beşer: Benim ilahiyatlı olmamın ilginç bir hikâyesi var aslında.
Ben Üniversite imtihanlarına girdiğim zaman imam hatip okulu mezunu olarak girdim ve o zaman imam hatip okulları mezunlarını Erzurum ilahiyattan, Erzurum Atatürk Üniversitesinden başka hiçbir üniversite kabul etmiyordu. Ben yüksek bir puan aldım. Erzurum’un Tıp dâhil bütün fakültelerine puanım yetiyordu. Puanım aynı zamanda Türkiye’deki birkaç üniversitenin Tıp Fakültesi hariç bütün bölümlerine de yetiyordu. Ama onlara giremediğim için Erzurum’a gittim. Erzurum’da Tıp fakültesine girmeyi düşünüyordum doğrusu. Puanlar o zamanlar indirilip çıkarılıyordu. Tıbbın puanları da biraz yükselince ben tıbba giremedim.
Beşer: Yani onu çok net olarak hatırlamıyorum ama ben hep zora taliptim. Bir şeye giriştiğim zaman ucunda, enötesinde ne varsa onu isterdim. Fakültedeyken kafama koymuştum. O zamanlar bir şey okurken, bir minibüste de hocamla birlikte gidiyorduk ben de o günlerde hadisle ilgili bir kitap okuyordum. Niçin hadis dedi? Ben ne cevap verdiğimi hatırlamıyorum ama bu insanların fıkha çok ihtiyacı var dedi fıkıh okursan daha iyi olur dedi bu birinci sebep. İkinci sebep ise fakültedeki hocalarımı düşünüyorum sonra o dönemdeki en beğendiğim hocalarım fıkıhçılardı. En etkili, en âlim olanları onlardı. Allah rahmet eylesin Ruhi Özcan hoca Yusuf Ziya Kavakçı hoca bunlar fıkıhçı olan hocalarımızdı. Yani bir nevi öykünme de denebilir. Aslında şöyle düşünüyorum ümmetin meselelerini kim hallediyor fıkıhçılar, onlar kim müctehidler. Hatta şöyle bir espiri yapıyorum. Yani ben ileriyi hedeflemeliyim. En ileride ne var peygamberlik, onu kaçırdık, sonrasında ne var? Müctehidler, bari onu olalım o zaman dedik. (gülüşmeler) Fıkhı bu sebeplerden dolayı seçtik.
- İlahiyat öğrencilerine verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?
Beşer: Benim bildiğiniz gibi başından beri söylediğim bir şey var, onu söyleyeyim tekrar. Bir ilahiyat öğrencisi okur, yazar olarak mezun olmalı. Bunu başaran çok az öğrencimiz oluyor. Her sene 2–3 tane olmuyor. Bunu ısrarla söylüyorum. Bunun içinde ölçü veriyorum, bir üniversite öğrencisi 1. ligde olmayı hedefliyorsa, insanların problemlerini çözmeyi hedefliyorsa ayda en az 3 kitap okur. 3 kitap okursa 1. ligde oynamaya hak kazanır. 2 kitap okuyorsa 2. ligde, 1 kitap okuyorsa halkın içinde bir ileri bir geri, hiç kitap okumuyorsa ancak halktan biri olur ve mahalle takımında bile oynayamaz. Yani birinci mesele okumaya alışmaktır, bunu hiç unutmamak lazım. Sonra da söylediğim gibi en ileriyi en iyiyi, hedeflemeli, oraya ulaşmasanız bile bir hayli mesafe kat etmiş olursunuz. Kısa hedefler koyarsanız orada kalırsınız. O yüzden eskiler ne demiş ‘Âlî himmet olmak lazım, duune himmet olmamak için, duun demek dar demek kısa demektir. Yani şimdilerin tabiri ile geniş vizyonlu olmak lazım. Vizyonu ufku bakış açısı olmak lazım yani bu niyeti ciddi tutmak lazım.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
Kabir ziyareti, mevlid okunmas?-okutulmas?,bayanlar?n tesettürüyle alakal? sorulara hocan?n verdi?i cevaplardan edindi?im ortak nokta \"ölçülü olma\' idi. Bir han?m?n vücut hatlar?n? belli etmeyecek ve d??ardan dikkat çekmeyecek ?ekilde giyinmesi tesettürün esas?n? olu?turuyor. ??te bundan sonras? ki?inin anlama çabas?na kal?yor. Esas budur. ?imdi sen kendin karar verebilmelisin. ?u rengi mi giyeyim bu rengi mi giyeyim diye. Hoca da zaten bu sorulardan s?k?ld???n? f?kh?n dar alan? oldu?unu söylemi?ti bu noktalar?n.
Mümin a??r?l?klardan,ta?k?nl?klardan uzak duran insan olmal?. Hal ve hareketlerinde ölçülü olabilmeli. Bunu o gün daha iyi kavrad?m.
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için