Cumartesi, 09 Nisan 2011 16:05
Köşe yazarlarımızdan Safiye Gölbaşı ile 'kitap, her yerde' adını koyduğu projesine dair bir söyleşi yaptık. Çalışmadan bazı fotoğraflar eşliğinde röportajımızı istifadenize sunuyoruz.
Kitapları sevmek en çok ne ile alakalıdır?
İnsanın kendisini, diğer insanları, eşyayı, yaratıcısını anlama çabasıyla, merakla, bir hikâyeyi sonuna kadar dinleyebilmek için lazım olan sabırla, onu dinlerken gerekli olan sessizlikle veya yalnızlıkla ya da hepsiyle.
Bu çalışma belki çok ileride bir sergi dahi olabilir. Başka nerelerde kitap görmeyi hayal ediyorsun?
İnsanın yaşadığı, geçtiği, değdiği, durduğu her yerde. Özel olarak “Everest Tepesi”nde…
Vergilendirme sistemine göre kitap lüks tüketim maddeleri arasında. Kitap olmazsa da olur bir lüks müdür?
Bize doğru ilk ilahi seslenişin “oku” olduğunu hatırımızda tutarak, kitabın lüks tüketim maddesi sınıfına değil, olsa olsa ülkemizde çok kolay çıkarılan ancak kıymeti ve işlevi anlaşılmamış değerli madenler sınıfına girmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bazen okuduğumuz kimi kitaplara bazı kişilerin gerçekten ihtiyacı olduğunu düşünürüz. Siz hangi kitaplar için şu kitabı şu kişilerin elinde görsem dediniz?
İş adamları ve politikacıların ellerinde “Küçük Prens”i, herhangi bir çocukla muhatap olan herkesin elinde Küçük Ağaç’ın “Eğitimi”ni, hayal gücü yeterince faal olamayan realist insanların elinde “Çıldırının Anaforunda Gog”u, roman yazmak isteyen genç insanların ellerinde Dostoyevski’nin ilk romanı “İnsancıklar”ı, Allah’a aşık bir kalbe ve ışıldayan bir zekaya tanık olmak is
teyenlerin elinde Ayşe Şasa’nın “Delilik Ülkesinden Notlar”ı, İslamiyet ve kadın üzerine okuma yapmak istemeyenlerin elinde Elest yayınlarından çıkan “Kadın Ordaydı”yı ve bütün İlahiyat öğrencilerinin ellerinde Hasan Tahsin Feyizli’nin kaleminden “Feyzu’l-Furkan”ı…
Tanrı'ya; “bu dünyadan kulların ne büyük işler yapıyor! Teşekkürler Tanrım!” demenin tezahürü bir kitap götürecek olsan hangisi olurdu?
Cemil Meriç’in “Bu Ülke”si.
“Kitap Her Zaman Her Yerde” demek nereden aklına düştü?
Zannederim hepimiz daha çok muhatabı olduğumuz, maruz kaldığımız, varlığımızın, hayatımızın parçası olan şeylerden bahsederiz, onları resmederiz, onların fotoğraflarını çekeriz. Biz yürürken onlar da bizimle beraber gelir.
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için