Pazartesi, 07 Mayıs 2007 17:43
İlkokulu bitirdikten sonra, babamın sevip saydığı bir dostu, benim için, ona, İmam Hatip Okulu’nu tavsiye etmiş, bunun üzerine babam beni, Konya İmam Hatip Okuluna kaydettirdi. Orta öğrenimim sırasında, Fransızca dersinde çok başarılıydım. Böylece dile kabiliyetimin olduğu ortaya çıkmıştı. Ancak aynı başarıyı Arapçada gösteremedim.
Bu da Arapçanın öğretilme metodundaydı. Arapçanın sadece kuralları ve dünyada konuşulmayan bir dil gibi öğretiliyordu. Halbuki Fransızca dersinde, kurallarla birlikte günlük hayatta kullandığımız kelime ve cümleler de öğretiliyordu. Türkçe cümleler verilip Fransızcaları isteniyordu. Bu da dilin mantığını kavratıyor ve günlük hayatta konuşma ve yazma imkânını sağlıyordu. Nankörlük yapmak istemem, ama hocalarımız da yetersizdi. İmam Hatip Okulu son sınıfta rahmetli Ahmet Gürtaş, hocamız olunca Arapçayı anlamaya ve ona daha çok ilgi göstermeye başladım.
Yüksek İslam Enstitüsü’ne girince, şansımdan Arapça hocamız, yine Ahmet Gürtaş oldu. Onun ciddî bir hoca oluşu, güzel ders anlatışı, beni hem Ahmet Gürtaş hayranı, hem de Arapça meraklısı yaptı. Onun derste verdiğini aynen alıyor, ders dışı özel çalışmalarla kendimi geliştiriyordum. Bu arada Fransızca ve Farsçadaki başarım da en üst seviyede devam ediyordu.
Fransızcadaki başarımı gören arkadaşlarım bana sık sık şu cümleyi söylüyorlardı: Sen ilerde kesinlikle akademisyen olursun?
Gerçekten sınıfta üç kişinin Fransızcası çok iyiydi. Şu anda üçümüz de üniversitede öğretim üyesi olarak çalışıyoruz.
Yüksek İslam Enstitüsü’nü bitirdikten sonra, İmam Hatip Okulunda öğretmen olarak çalışmaya başladım. Mümkün olduğu kadar, Arapça, hadis ve tefsir derslerini okutuyordum. Böylece Arapçayı canlı tutmaya çalıştım. Ama Fransızca merakım da hala devam ediyordu. Üniversitede okuyabilmek için dışardan liseyi bitirdim. Üniversite imtihanına girdim. İsteğim, Fransızca bölümünde okumaktı. Devam mecburiyeti olduğu için öyle bir yerde okuyamadım. Allah nasip etti, Yüksek İslâm Enstitüsü için açılan Arapça asistanlığı imtihanını kazandım. Tabiî, orada Fransızca işime yaradı. Önce onu kazanmak gerekiyordu.
Sonunda hayranı olduğum insan Ahmet Gürtaş’ın ve çok sevdiğim ders Arapçanın asistanı oldum.
Öğrencilerimize sevdikleri ve kabiliyetli oldukları alanda kendilerini iyi yetiştirmelerini, prensipli ve kararlı olmalarını, öğrencilik günlerini çok iyi değerlendirmelerini tavsiye ediyorum.
Röportaj:Hatice KOÇ - Selçuk İlahiyat 4. Sınıf
Sizin de röportajlarınız eilhaiyatta yer alsın. Başvuru eilahiyat@gmail.com
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
Prof.Dr.Tacettin Uzun hocamız örnek bir şahsiyet ve iyi bir öğreticidir.4 yıl ara verdiğim halde arapçayı kolay bir şekilde öğrenmeye başladım.Hocamızın söylediği kelimenin hayatımda önemli etkileri olmuştur.İnsanlık aleminin hocamız gibi saygı değer insanlara ihtiyacı var.Hocamıza verdiği emeklerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum ve ALLAH RAZI OLSUN diyorum.saygılarımla
emeğine sağlık hatice hocam
selametle..
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için