Çarşamba, 12 Ekim 2011 10:07

900. Vefât Yılında Uluslararası Gazzâli Sempozyumu 7-9 Ekim tarihlerinde Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Bu sempozyuma katılamayanlar için bazı oturumların özetini bulabilirsiniz.
900. VEFÂT YILINDA
ULUSLARARASI GAZZÂLÎ SEMPOZYUMU
7 – 9 Ekim 2011, İstanbul-Türkiye
Fikir ve dahi proje aşamasında iken haberdar olduğumuz bu sempozyuma tamamen olmasa da kısmen katılabilmenin memnuniyeti hissi ile …
Vazifemiz nedeni ile sempozyumun açılışına (7 Ekim Cuma) katılamadık. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de açılış konuşması yapanlar arasında-imiş. Gazzâlî’nin, kısa olarak nitelendirilebilecek ömrüme sığdırdığı eserlerini anarken “Rabbim zamanıma zaman kat” şeklinde dile getirdiği duasının altını çiz-miş. İlim yolcularına emsal olması kabilinden …
Oturumların eş zamanlı olması, katılımcıların tüm oturumlardan istifade etmesini imkansız kılmakta idi. Biz de yalnıza üç oturuma ve değerlendirme kısmına iştirak edebildik.
Teşehhüt miktarı vakitte dahi olsa edindiklerimizi paylaşalım.
8 Ekim 2011 Cumartesi: GAZZÂLÎ VE FELSEFE
Ali Durusoy’un başkanlığındaki bu oturumda sırası ile, İbrahim Emiroğlu, Gürbüz Deniz ve Fehrullah Terkan tebliğlerini sundular.
Emiroğlu, “Tartışma Usûl ve Âdâbı Açısından Gazzâlî’nin Tehâfütü’l-Felâsife’sinin İncelenmesi” başlıklı tebliğinde Gazzâlî’nin cedelî yönünü, ilm-i cedelle ilgili olarak koyduğu kâideleri ve bu kâidelere ne derece riâyet ettiğini aktardı. Görsel materyalle de desteklediği sunumunda Emiroğlu’nun, Gazzâlî’nin tartışma yöntemi ve usûlüne dair tespitleri şöyle idi:
- Gazzâlî mevzu ile ilgili ya ibtidaen ye da izhâren bir prensip vaz eder.
- Tartışmanın usûl ve adâbını yani çerçevesini çizer.
- Önerme ve kavram analizleri yapar.
- Konuyu farazî/varsayımsal olarak da sunar.
- Daha ziyade muhatabı zorlamak, çıkmaza sokmak için muhatabına sorular yöneltir.
- İlk olarak muârızı anlamaya çalışan Gazzâlî, zaman zaman onu tasdik de eder.
- Gerektiği durumlarda kendi mezheblerini de eleştirir.
- Verdiği cevapla yetinmeyip onu pekiştirmek için tahlil ve değerlendirmeler yapar.
- Hasmının mükâberesini ortaya çıkarır.
- Mevzuyu çeşitli alt şıklara ayırarak fikir akışını sürdürür.
- Aklî olarak muârızları eleştirir.
- Aklı aşan konularda vahyî bir tavıra bürünür.
- Kimi zaman derinliğe dalmadan meseleleri ele alıp cevap verir.
- Zaman zaman muhatabına güvenmeyip onun itirafını kabul etmeyerek metodik şüphecilik tavrını ortaya koyar.
- Muhatabından deliller ister.
- Analojide bulunur.
- Dil, sarih akıl, dua gibi çeşitli vasıtalara başvurur.
Netice olarak Emiroğlu’na göre Gazzâlî, kelâmî ve tasavvufî yönlerinin de katkıları ile “çok yönlü, farklı ve zengin bir tartışma usûlü” ortaya koymuştur.
“Gazzâlî’de Üç Meselenin Evrilmesi” başlıklı tebliğine sunan Gürbüz Deniz ise, filozofların tekfir edile sebebi olarak zikredilen “âlemin kadîm olması, Allah Teâlâ’nın cüziyyâtı külliyât cihetiyle bilmesi ve dirilişin bedenen değil de ruhen gerçekleşmesi” meselelerinde Gazzâlî’nin yaklaşımlarını belirtti.
Bu oturumun son konuşmacısı olan Fehrullah TERKAN de “Gazzâlî’nin İlâhî İrâde Hakkındaki Argümanları ve Filozofların İrâde Anlayışına Yönelttiği Eleştiriler”i dile getirdi. Tebliğinde genel olarak,
- Tanrı iradesi olması gereken bir varlık mıdır?
- Tanrı özgür müdür? sorularına
- Bir fâilin gerçek bir fâil olması için sahip olması gereken şartlara
- Yaratmadan önce ve sonra Tanrı-alem ilişikisine değindi.
8 Ekim 2011 Cumartesi: GAZZÂLÎ VE FELSEFE
Mahmut Kaya’nın yönettiği bu oturumda da Said Reçber, Cüneyd Kaya, Zeynep Gemuhluoğlu ve Atilla Arkan sunum yapan isimlerdi.
Said Reçber “Gazzâlî ve Zorunlu Varlık Kavramı” üst başlıklı tebliğinde ilk olarak “zorunlu, mümkün, imkânsız varlık” tanımlarını aktardı. “Tanım-mahiyet” konusundaki farklı yaklaşımlara değinen Reçber, bu konuda Gazzâlî ile felâsifenin temel ayrışma noktalarının altını çizdi.
“Gazzâlî ve Âlemin Mükemmelliği: Leyse Fi’l-İmkân’ın İbn Sînâcı Kökleri Üzerine” adlı tebliğin sahibi olan Cüneyd Kaya ise, kötülük problemi merkezli olarak mevcut âlemin mükemmelliğini ortaya koydu.
Ardından Zeynep Gemuhluoğlu “Gazzâli’de Temsilin Kaynağı Üzerine Bir İnceleme” bağlamında vahiy dili ile gaybî bilgilerin yorumlanmasında temsil dilinin kullanılıp kullanılmadığı soruları ile bir başlangıç yaptı. Gazzâlî’nin temsil konusunda Kur’ân-ı Kerîm’in üslubunu taklit etmeye çalıştığını ifade eden Gemuhluoğlu, “varlık-âlem-Tanrı” ilişkileri konusunda örneklerle konuyu izah etti.
Bu oturumun son konuşmacısı olan Atilla Arkan da “Bir Meşşâî filozofun Gazzâlî Algısı: İbn Rüşd’ün Gözüyle Gazzâlî” adlı tebliği ile felsefe ile ilgili oturumlarda Gazzâlî’nin yanında en sık zikredilen isim olan İbn Rüşd’ün varlığını somutlaştırmıştır.
9 Ekim 2011 Pazar: GAZZÂLÎ VE FIKIH
Bu oturumun başkanlığı Fahrettin Atar tarafından yapıldı. Atar sunumları yapacak hocalarımızı sahneye davet etmeden önce, hava muhalefeti dolayısıyla geciken katılımcılara zaman kazandırmak için, korsan bir tebliğ-cik- sundu J Gecikenlerin salona vasıl olduğu konusunda tatmin olduğunda sırasıyla Bilal Aybakan’ı, Metin Yiğit’i ve Soner Duman’ı sahneye buyur etti.
Sempozyumlarda alışık olduğumuz, zaman konusundaki nazik ihtar ve ince nüktelerden sonra Bilal Aybakan “Gazzâlî’nin Fıkıh İlmine Katkısı”nı, görsel materyallerle de destekleyerek sundu. Genel olarak Gazzâlî öncesi ve sonrası olarak aktardığı Şâfiî furû‘ fıkıh serencamını, Gazzâlî’nin bu alana dair yazdığı bir dizi eseri ile ilişkilendirerek aktardı.
“Gazzâlî’nin Usûl-i Fıkha Katkısı”nı ele alan Metin Yiğit ise, bu katkıları şöyle sıraladı:
- Gazzâlî mantığı usûle mantığı dâhil etmiştir.
- Sistematik bir sunum geliştirmiştir (Usûl-i fıkhı dört ana konuya indirgeyerek bunları ağaç istiaresi ile işler).
- Tartışmalarda manayı öncelemiştir.
- Dilsel meselelerde dile vurgu yapmıştır.
- Akıl-duygu dengesini muhafaza etmiştir.
- İnter-disipliner bir yaklaşım sergilemiştir (Özellikle kelâm alanı ile ilgili).
- Makâsıdı sistemleştirmiştir.
Metin Yiğit’in tebliğindeki konulardan birini hususî olarak ele aldığını ifade eden Soner Duman da “İslâm Hukuk Metodolojisinde İmâm Gazzâlî’nin Maslahat Düşüncesine Katkıları” “T” yönetim ile şu şekilde aktardı:
- Tanımlama (maslahat ve makâsıd kavramları konusunda Gazzâlî’ye kadar tam bir netlik yoktu)
- Terimlendirme (hassaten kıyas bahsi bağlamında maslahat ve makâsıdın müstakil bir terim olarak zikredilmesi)
- Temellendirme (hücciyyet tartışması, maslahat düşüncesinin nerede konumlandırıldığı mevzuu)
- Taksim/Derecelendirme (maslahatın dereceleri ve makâsadın mertebeleri ile ilgili hiyerarşiler oluşturma)
- Temel tartışma noktalarını belirleme (nass-maslahat ilişkisi, maslahat-kıyas ilişkisi gibi)
- Temsil (usûl mevzularında misaller sunma alışılmış olan bir durum olmamasına rağmen Gazzâlî konuyu örnekler üzerinden izah etmeye ağırlık veriyor)
Netice olarak Gazzâlî söz konusu mesele ile ilgili kavramsal çerçeveyi belirleyerek, maslahat-makâsıd teorisini ortaya koymuş ve bu anlamda literatürde bir dönüm noktası teşkil etmiştir.

9 Ekim Pazar: Değerlendirme
İbrahim Kâfi Dönmez’in başkanlığında gerçekleştirilen değerlendirmede ise sırası ile Saim Yeprem, Hüseyin Sarıoğlu, Edward Moad ve İlyas Çelebi söz aldı.
Kâfi Dönmez, Trt’nin Gazzâlî’ye dair bir belgesel hazırlayacağı müjdesini aktararak sözlerine başladı ve salondaki tabloya istinaden Ebû Hâmid’lerin yanında ilmi omuzlayacak Ümmü Hâmid’lerin de olacağını belirtmesiyle konuşmasını sonlandırdı.
İlyas Çelebi, sempozyumun tertib heyetinde olması sebebiyle daha çok sempozyum hazırlıklarından ve sunumlar evvelinden dururmlardan bahsederken, Saim Yeprem Gazzâlî’nin, eserlerinin ancak kronolojik bir okuma ile incelendiğinde anlaşılabileceğini vurguladı. Ve sempozyumun açılış konuşmalarında Mehmet Görmez’in, Gazzâlî’nin el-Mustasfâ’sının giriş kısmının (İslâm İlimlerine Giriş) şerhli tercümesinin yapılacağı şeklindeki vaadini bir kez daha dillendirerek, bu proje için katılımcıları da şahit durumuna getirdi.
* * * * *
Sempozyumun katılabildiğim oturumların kefili olarak söyleyebilirim ki, genel anlamda istifadesi yüksek bir organizasyon oldu. Lakin kimi hususlarda gerek tebliğ sunanlar arasında gerekse katılımcılar arasında, ilmî duruşa ve akademil tavıra hiç uymayan olaylar/konuşmalar da müşahade edildi. Böyle tecrübelerin -küçük ya da büyük ölçekli- yaşanmaması temennisiyle, bir dahaki sempozyuma …
Ravza CİHAN
| < Önceki | Sonraki > |
|---|




