1960 Çorum / Bayat doğumlu olan Mehmet Memiş, 1984 yılında Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1980’de başlayarak, Hattat Hüseyin Öksüz (Konevî) ve Hattat Hasan Çelebi’den Sülüs-Nesih, Prof. Dr. Ali Alparslan’dan Nesta’lik ve Dîvânî meşketti. 1986-88 yıllarında Topkapı Sarayı’nda Türk Süsleme Sanatları (Tezhib) eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi’nde, Geleneksel Türk El Sanatları Anasanat Dalında yüksek lisans, Türk İslam Sanatları Tarihi Anabilim Dalında doktora yaptı.
1990 da Almanya’nın Frankfurt Halk Yüksekokulları Kuruluşu’nun daveti üzerine, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “Türk Hat Sanatı” ile ilgili seminerler vermek ve sergiler düzenlemek üzere görevlendirildi. Bu süre içinde Frankfurt, Marburg ve Avusturya’nın Viyana kentinde sergiler açtı.
1993 Şubatında Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne
Türk İslam Sanatları Tarihi öğretim görevlisi olarak atandı. Şimdiye kadar
katıldığı ulusal ve uluslararası çeşitli yarışmalarda sekiz adet ödül kazandı.
Yurt içinde ve yurt dışında on kişisel sergi yanında çok sayıda müşterek
sergiye katılan Mehmet Memiş, 1999 Ağustos’unda Sakarya Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi Türk-İslam Sanatları Tarihi Anabilim Dalına yardımcı doçent olarak
atandı. Halen bu görevinin yanında SAÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ve çeşitli
kurslarda hat dersleri de vermektedir.
Sanat eğitiminize ne zaman, nasıl başladınız; kimlerden
ders aldınız?
Hat, tezhib, oymacılık, ciltçilik gibi klasik Türk
sanatlarına karşı henüz ortaokul yıllarında başlayan bir ilgim vardı. Bu
sanatlarımıza ait bazı örnekleri kendimce taklit ederdim. Ancak çevremde gerçek
anlamda bu sanatları icra eden ve öğreten kimse olmadığından, 1980 yılında
fakülteye başlayana kadar usulünce ders alma imkânım olmadı. İlahiyat
Fakültesi’nde seçtiğim Hüsn-i Hat dersiyle düzenli olarak çalışmalara başlamış
oldum. Hocam Hüseyin Öksüz (Konevî) ün fakülte dışındaki özel derslerine de
katılarak mezun olana kadar devam ettim. 1985’te İstanbul’a öğretmen olarak
tayin edildim. Hocamın tavsiyesi ile hat çalışmalarıma Hasan Çelebi ve
daha sonra merhum Ali Alparslan’la devam ettim. Bir taraftan da Kültür
Bakanlığı tarafından Topkapı Sarayı’nda yürütülen Türk Süsleme Sanatları
kurslarına katılarak tezhib eğitimi aldım. Marmara Ü. Güzel Sanatlar
Fakültesi’nde, Geleneksel Türk El Sanatları alanında yüksek lisansımı
tamamladım.
Çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Görevimiz gereği zamanımızın çoğu eğitim öğretimle
geçmekte. Bunun dışında fırsat buldukça eser üretmeye ve her kesimden
meraklılarına hat dersleri vermeye gayret ediyorum. Şimdiye kadar bulunduğum
yerlerde bunu bir vazife bilerek elimden geldiği kadar isteyenlere yardımcı
olmaya çalıştım. Zamanla neticelerini de almaya başladık çok şükür. Yetişen,
güzel çalışmalarıyla bu sahada başarı gösteren, ödüller alan talebelerimiz
oldu. Bu da benim için ayrı bir mutluluk tabi. Sakarya’mızda da böyle
çalışmalarımız var. Şehir merkezinde birkaç defa sergi de açtım. İstanbul’a
yakın olmasına rağmen klasik Türk sanatları bakımından çok fakir kalmış bir
şehir. Amacım burada da ata yadigârı bu sanatımızı yaşatacak başarılı hattatlar
yetiştirmek. Her ne kadar eğitim kurumlarımızdaki ilgili bölümler, geleneksel
sanatlarımız konusunda akademik anlamda önemli hizmetler vermekte ve öğrenci
yetiştirmekte ise de, özellikle hat öğreniminde klasik meşk usulünün
geçerliliği her zaman kabul edilmektedir. Bu nedenle bu tarz meşk çalışmalarına
ağırlık veriyoruz.
Memleketimizde, bir izleyici olarak da olsa bu sanatı bilen
insanların artması gerekmektedir. Elbette gayretimiz sanatçı yetiştirmek
yolunda. Hat çalışanların içinden çok azı hattat olsa da diğerleri de en
azından bu işten az çok anlayan hat sevenler oluyorlar ki bugün buna daha çok
ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Çünkü sanatçıların her zaman ürettiklerini
anlayıp değerlendirecek bir kitleye ihtiyaçları vardır. Bu da sanatçının
motivasyonuna olumlu yönde katkı sağlar.
İslam sanatları arasında “Hat”tın bu derece önem
kazanmasının sebebi nedir
Genel olarak İslam dünyasında başta hat sanatı olmak üzere, tezhib, minyatür, ebru, cild gibi kitap sanatlarının daha fazla revaç bulmasının nedeni, putperestliğe tepki olarak İslam'da tasvir (resim-heykel) yapmanın yasaklanmasına bağlanmaktadır. İslam’ın temel ilkesi insanları aracısız tek bir tanrıya, yani Allah’a inanmaya davet etmektir. Bu nedenle batıl inanışlardaki her türlü tapınma objesi put olarak nitelenmiş ve resim, heykel gibi putperestliği çağrıştıran nesneler reddedilmiştir. Tasvir karşısında ortaya konan bu tepki, bir ölçüde İslam hat sanatının ön plana çıkmasına sebep olmuştur denebilir.
Ancak hat sanatı başta olmak üzere tezhib, ebru, cild gibi onun etrafında gelişen diğer kitap sanatlarımızdaki başarının asıl sırrını müslümanların Kur'an-ı Kerim’e olan muhabbet ve bağlılıklarında aramak gerekir. Bu gönül bağı onların estetik heyecanlarını ve bu yöndeki çabalarını Kur'an-ı Kerim üzerinde yoğunlaştırmalarına vesile olmuştur. Bu sebepledir ki, daha önce de kullanılmakta olan ve herhangi bir sanat özelliği taşımayan Arap yazısı İslamiyet’in gelişiyle birlikte yepyeni bir gelişme seyrine girmiş, vahyin yazım vasıtası olarak daha fazla önem kazanmıştır. Başta Hz. Muhammed (a.s.)’in tavsiyeleri yanında ashabın da gayretleriyle yazıda şekil yönünden gelişmeler başlamış, yüzyıllardır devam edegelen, ilahi kelamı en güzel şekilde yazma gayretleri sürekli bir yükselişi de beraberinde getirmiştir. Bir ibadet şevkiyle bu sanata gönül veren nice sanatçıların elinde hat sanatı, başka kültürlerde benzeri olmayan ve giderek evrenselleşen bir sanat dalı haline gelmiştir. Günümüzde artık batı toplumlarında da bu sanata ilgi duyan, öğrenen ve eser veren insanlar çıkmaktadır.
Osmanlı
hattatlarının bu sanattaki üstün başarısını neye bağlıyorsunuz? Bu konuda
İstanbul’un önemi nedir?
Bu konuda
Osmanlı hattatlarının İslam’a ve Kur’an’a hizmet hissiyle, bir ibadet anlayışı
içinde sanat için gösterdikleri samimiyet yanında, devlet idaresinin ilim ve
sanat ehline verdiği destek önemlidir. Özellikle Fatih döneminde yerli ve
yabancı sanatkârlar İstanbul’a davet edilmiş,
ilim ve sanatta başlatılan hamleler sayesinde diğer bütün sanat
dallarında olduğu gibi hat sanatında da önemli gelişmeler sağlanmıştır. Zaten
Hat sanatında Osmanlı ekolü de Şehzade II. Bayezid’in hocası Şeyh Hamdullah ile
bu dönemde başlar. Sarayın bu desteği sonraki dönemlerde de devam etmiş, hatta
II. Mustafa, III. Ahmet, II. Mahmut gibi bizzat hat sanatıyla uğraşıp eserler
veren sultanlar yetişmiştir. Hat sanatına ve hattatta bu seviyede gösterilen
itibar elbette Osmanlı ülkesinde bu sanatı zirveye yükseltmiştir.
Ravza CİHAN
Sakarya İlahiyat E-İlahiyat Haber Ekibi
| < Önceki | Sonraki > |
|---|





Yorumlar
röpörtajlık seviyeye ulaşamadık hocam ama fikirlerimi almak istersen her zaman her konuda destek oluruz sen ger çekten gayretleri takdire değer bir arkadaşımızsın.
Hocamıza burdan saygılarımızı ve selamlarımızı iletelim..
emeği ge çen herkese tesekkurler..
çok mühim noktalara temas etmişsin
ama sizlerin sayesinde eminim önümüzdeki yıllarda
hat sanatımızdan daha farklı bahsedilecek
ileri de seninle de yapacağımız bir röportajın sözünü de alabiliriz
değil mi şimdiden :-)
ne dersin??
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.